59

1.4K 85 23
                                        

Bir an kendime geldiğime etrafıma baktım. Hala aynı yerdeydim. Dumanı izleyeceğim diye kafam gitmişti. Kahve sıcaktı ve dumanı hala vardı. Demek ki birkaç dakika anca geçmişti. "Napıyorum ben?"

Yine de emin olmak için ayaklarımı sürüyerek mutfağa ilerledim. Onun için çıkardığım bardak hala tezgahtaydı. Yukarı gittiğimde kapının önünde hiçbir şey yoktu. Elim kalbime gittiğinde rahat bir nefes aldım. "Çok şükür."

Aşağı inerken anahtar sesi gelmişti. İlk defa. Merdivenin ucunda durduğumda emin olmak için eve girmesini bekledim. Göz göze geldiğimizde beni burada beklemediğini biliyordum. "Eve gideceğini söylediğinde ailenin evine gidersin sanmıştım."

"Evim burası." dedim ellerim iki yana düştüğünde.

"Biraz konuşalım mı?" Kafamı salladığımda salona gidip aynı yere oturdum. Bağdaş kurduğumda bardağımdan bir yudum aldım. Boğazım çatlıyordu artık. "Ecmel."

Aynı yerine oturmuştu. Bir şey demediğimde yere oturup bana döndü. "Özür dilerim, her şey için."

"Biliyorum, yaptıklarım ve başına gelenleri bir özürle kapatamam ama konu sen olduğunda ben düzgün düşünemiyorum."

''Seni ilk gördüğümde aşık oldum ben.'' Yutkundum. Nasıl aynı cümleydi? "Deden bize gelmişti, ekranında seninle fotoğrafı vardı. Bana gösterdi, siz evleneceksiniz diye."

O zaman daha ben onu görmemiştim. "Sonra dedem seni istediğim için beni böyle bir adama dönüştürdü." Ben ilk defa onu böyle görüyordum. "Bencillik yaptım, seni de tehlikeye atıyorum gittikçe."

"Her şey senin hayatına girebilmek içindi." Alberto, Girdap, hepsi benim içindi.

"Araf."

Beni dinlemeden konuştu. "Bildiğini biliyorum. O gün çalışma odasına girdiğini de biliyorum. Buna rağmen ben seni istediğim için sustum."

Ben ona çok üzülüyordum artık.

İkimizinde yüzüklerinin olduğu elimi tuttuğunda ilk defa ona baktım. "Baban sana onları sormak zorunda kaldığı için özür dilerim."

Bunu beklemiyordum. Bunu hiç beklemiyordum. "Ama onu dinlemek istersen sana kızmam. Gerçekten, ben uzak dururum senden."

"Ecmel." Gözlerinde acıdan başka bir şey yoktu. "Senin için olduğum adam yüzünden sana zarar geldiğini biliyorum." Bakışlarımı kaçırdım. "Eğer ayrılacaksak, ben senden uzak duracağım."

Boynundaki künyeyi çıkardığında sehpaya bıraktı. Neden?

Saçlarımı öpüp yukarı çıktı. Almanya yoktu. Almanya yoksa ölüm de yoktu. Künyeyi ve bardağımı aldığımda tekrar mutfağa girdim. Ona da bir bardak kahve doldurduğumda yukarı çıktım. Hala bir silah sesi yoktu.

Odanın kapısını açtığımda onu gördüm. Yatağın ucunda oturmuş, başını ellerinin arasına almıştı. Kapıyı kapatıp ona ilerlediğimde önüne oturdum. Kafasını kaldırdığında gülümsedim. "Merhaba."

Çok saçmaydı belki ama canım yanıyordu. Ona yaşatılanlar için canım acıyordu. Benimle yere oturduğunda bacaklarının arasına almıştı. "Sen de iç."

Bardağı benden aldı. Birazcık içip bıraktığında ben de bıraktım. Biraz daha ilerlediğimde ne yapacağımı bekliyordu. Avucumda duran künyeyi boynuna taktığımda eğildim. Dudaklarım titredi. "Barışalım mı?"

Elimi ensesine koyduğumda boynunu öptüm. Defalarca.

Geri çekildiğimde yüzüme bakıyordu. "Babamı dinlemek istemediğimi söyledim."

GirdapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin