Gözlerimi araladığımda onun kolları arasında olmak bana huzur vermişti. Yine de içimdeki huzursuzluğa engel olamıyordum. İçimde bir yerlerde ona korku besliyordum. Bu sadece ona karşı değildi. Herkese karşıydı. Kendime karşı bile öyleydim. Bunu bir an önce çözmeliydim.
Gece yine uyumamıştım. Uyuyamamıştım. Toplasam bir saat gözüm anca kapalı kalmıştı. Araf'ın içten içe uyumadığını biliyordum, nefesimi kontrol etmeye devam ediyordu.
Göğsünden kalktığımda yönümü ona çevirdim. Çenesini öptüğümde hasret kaldığım yüzünü inceledim. Ben onu nasıl unutmuştum?
Yerimde yükseldiğimde kafamı yastığa koyup yüzümü boynuna yaklaştırdım. Hareketlerim onu uyandırdığında hemen yan dönmüştü. Gözlerini açtığında gülümsedim. ''Günaydın.''
''Günaydın.'' Sesi boğuk ve uykulu olduğu için çok tatlı çıkmıştı. Kolunu belime sardığında avucumu boynuna yasladım. ''Canım.'' Eli saçlarıma gideceği an gözlerimi kapattığımda derince yutkundum. Bu çok anlamsızdı. Uzanıp dudağını öptüm.
''Hadi kalk!'' Yanından kalktığımda yatağın üstüne oturdum. Bunu biraz garipsediğini anlamıştım. ''Beni anneme götürürsün değil mi?''
Kafasını salladığında ellerimi çırparak yataktan kalktım. ''Kocam bugün de şoförüm olacak!'' Lavaboya ilerlediğimde kapıyı kapatıp kafamı yasladım.
Kendimden nefret ediyordum.
Gülüşüm ağlamaya döndüğünde kapıya çökmüştüm. Ellerimle ağzımı kapattığımda bunu olabildiğince sessiz hale getirmeye çalışıyordum.
Korkuyordum.
Ondan ve dokunuşlarından korkuyordum. O kadar güçsüzdüm ki bana dokunmasını istemiyordum. Dün bana sarıldığı her an için kendimden nefret etmiştim.
Ayağa kalkıp aynaya baktığımda karşımdakini tanıyamadım. Sarı saçlar, dağılmış ve kızarık gözler. Bu ben miydim?
''Kendine gel.'' Kendime bunu tekrarladığımda elimi yüzümü yıkayıp oradan çıktım. Hala yatıyordu. ''Neden kalkmadın?'' Kolunu başının altına almış tavanı izliyordu. Korkuyla yanına gittim. ''Bir şeyin mi var?''
''Yok.'' Tavrı o kadar soğuktu ki.
Ellerimi yanağına götürdüğümde yüzüne baktım. ''Neyin var canımın içi?''
Gözlerime öyle bi bakıyordu ki diyeceği şeyi anlamıştım: ''Bunu benim sana sormam gerekmez mi?''
Gülümsedi. ''İyiyim.'' Doğrulduğunda ellerimi ondan çektim. Yüzü kasıldığında ellerini yatağa dayayıp bana baktı. ''Hiç olmadığım kadar hem de.''
Birden kalktığında banyoya ilerledi. ''Git giyin.''
Kalktığımda giyinme odasına yöneldim. Üstümü değiştirip makyaj yaparken Araf gelmişti. Kendi tarafındansa benim tarafıma geçince koltukta dönüp ona baktım. Kayık yaka parıltılı bir elbise çıkardığında ilk defa gördüğüme emindim. ''Bu ne?''
''Senin için aldım.'' Gülümsediğimde yanına ilerledim. ''Nerede giyeceğim ki?''
''Davette. Kolların görünmesin diye uzun şeyler giydiğini biliyorum.'' Yutkunduğumda diyeceği şeyi dinlemeye devam ettim. ''Sen uzun şeyler giymeyi sevmezsin.'' Güldüğümde ona yaklaşıp sarıldım. Elbiseyi bıraktığında yüzünü boynuma gömdü. Canım yanıyordu.
Ondan uzaklaştığımda ellerimi omzuna koydum. ''Saçlarımı boyatacağım yarın. Gerekirse kaynak bile taktırırım.''
''Güzelsin sen, her halinle.'' Bu sefer saçlarıma dokunmasına izin vermiştim. ''Seni her halinle seveceğim.'' Gülümsedim. ''Ben de!''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Girdap
Ficção Adolescente"Arkadaş arkadaş gezebiliriz niye ki?'' Maksadım onu kızdırmaktı. Buna sinir olduğunu biliyordum. ''Demek arkadaş.'' Kafamı salladım. ''Hıhı.'' Parmakları ona dolanmış ince kollarımda gezdi. ''Arkadaşlarına böyle mi yaparsın?'' Çok fırsatçı bir ada...
