55

1.4K 84 23
                                        

Nihayet yemeğimin geldiği kuryeyi gördüğümde arabadan indim. ''Nerede kaldın be?''

''Abla on saattir girmeye çalışıyorum. İsmini söyleyince öldü o diyolar.'' Güldüğümde elindeki kese kağıdını aldım. ''Allah rahmet eylesin deseydin!'' O gittiğinde kaputun üstüne açtım. ''Oturup yemek mi yiyeceksin?''

''Sabahtan beri açım!'' Kuaförde bile hiçbir şey yememiştim ve hamburger istemişti canım. Bagaja yöneldiğimde konyak şişesinin birini aldım. İçeceğim kolanın yarısını döktüğümde bana bakıyordu. ''Deli!''

Konyağı içine boşalttığımda önce ona uzattım. ''İçsene bir.''

Bir yudum aldığında bana döndü. ''Bu niyeydi?'' Omuz silktim. ''Birkaç dakika bir şey olmazsa yemekte sorun yoktur.''

''Açsındır umarım. Hepsini bitiremem çünkü.'' Bıçağa uzandığımda hamburgerin çoğunu kesip onu uzattım. ''Bu kadarcık yemek için mi söyledin?'' Kafamı salladım.

''Bu piç benim tokamı ne yapacakmış?''

''Alnımda yazmıyor. Bunu öğrenmek için buradayız.'' Dediğinde göz devirip içeceğime uzandım. Benim yemeğim bittiğinde Toprak çoktan bitirmişti. Az bir şey yememe rağmen doymuştum. ''Bagajında neden konyak kolisi var?''

Kaşlarımı kaldırdım. ''Sen de yok mu?''

''Var.'' Güldüğümde bıçağı temizleyip geri yerine koydum. ''İhtiyar da bile var.'' Kıkırdadım. ''Tipik Bursalı.''

''Biz keyfi içiyoruz, sen?''

''İkisi de.'' Cebimdeki paketten bir sigara çıkarıp dudaklarıma koydum. Tek elimle yaktığımda dumanı çekip elime aldım. Üflediğimde bana bakıyordu. ''Niye saçlarını boyatıyorsun sen?''

''Ece'ye benzediğim için.'' Bir duman daha çektim. ''Bir gün babamın yanına gitmiştim. Sekreteri beni tanımadı, Ece Hanım hoşgeldiniz dedi.'' Öylece güldüm. ''Babamın sekreteri beni tanımadı.''

''O günden beri kendim dışında herkese benziyorum işte.'' İçeceğimden bir yudum aldım. ''Sen bunu bilmiyor muydun?'' Toprak hayatımdaki her şeyi bilirdi. ''Sadece Ece'nin neden böyle biri olduğunu anlamaya çalışıyorum. Çok bencil.''

''İlk döndüğü gün benim kulağıma hiçbir zaman çocuğumun teyzesi olmayacaksın demişti.'' Bir an düşündüm. ''Buraya geldiğimizde çocuğu ilk bana teyze dedi. O kaltak İrem'e bile bir kere hala dememiş.''

Güldüğünde kendine bir sigara yaktı. ''Döndüğünde hala hamile olsaydın, doğurur muydun?''

''Doğurmazdım.'' Dedim kesin bir dille.

Doğuramazdım değil, doğurmazdım.

''Niye oğlum?'' Gözlerimi kısarak ona baktım. ''O zaten yaşamıyordu, Toprak.'' Sigaramın son nefesini çektim. ''Nerden anlıyordun?''

''Son zaman midem bulanıyordu. Belli etmesem de kan bile kusuyordum.'' Bunu kimseye anlatmamıştım, gücüm yoktu. ''Ve onu hissetmiyordum. Önceki günler elimi karnıma koyduğumda orada bir şeyin varlığını biliyordum. Son zaman öyle değildi.''

''Ayrıca şu halime bak! Boktan beterim. Böyle bir dünyaya o çocuğu getiremezdim.'' Gözlerimi kaçırdım. ''Tüm heves de gitti zaten. Umarım gittiği yerde mutludur.'' Öylece güldüm. ''Kendi mezarımın yanına küçük bir mezar eklettirdim.''

Elini omzuma koyduğunda garipçe ona baktım. ''Üzüldüğüm falan yok.''

Aslında üzülüyordum. Canım fazlasıyla yanıyordu. ''Tuana da hamile.''

''Evet.'' Gülümsedim. ''Ondan çok güzel bir anne olacak. Bana dün bebeğine beni anlattığını söyledi.''

Tekrar bir sigara yaktım. ''Ben söyleyemedim tabi, ben de anlattım diye.''

GirdapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin