60

1.4K 77 16
                                        

Hepimiz koltuklara oturduğumuzda olabildiğince yorulmuştuk. Özellikle de Sid ve ben. Onlar gelmeden önce bile kaç tur oynadığımızı saymamıştık çünkü sürekli yenileniyordu. Araf hep oynamasa bile birkaç kere benim yerime oynamıştı. Bu bana yeterdi. Hoşuna gitmediğini biliyordum ama ben de onunla bir şeyler yapmak istiyordum sonuç olarak. ''Çok yoruldun değil mi?''

Kafamı salladığımda omzumdan çekip göğsüne koydu. ''Güzel sevgilim benim.''

''Yorulmuştur tabi.'' diye homurdandı Buğra.

''Buğracım?'' diye sorguladım yapay bir gülümsemeyle. ''Bir şey mi oldu?''

''Yok, canım.'' Aynı gülümsemeyi yaptığında yüzüm soldu. ''İyi, olmasın zaten.''

''Başlamayın.''

''Her şeyi başlatan senin karın!'' Kaşlarım havalandığında sinirle konuştum. ''Ne yapmışım ben?''

Diğerleri o kadar eğleniyordu ki bu kavgadan. Araf bile.

''Beni sattın! Sen değil miydin birlikte bowlinge gidip karaoke yapalım diyen?'' Bunu diyebilirdim ama kırılmıştım sonuç olarak. ''Kırgınım sana bir süre.''

Bunu o söylemişti. ''Ödeştik o zaman! Ben camdan sallanırken boşan bu kızdan diyen sendin!'' Ardından ekledim. ''Asıl bana demeliydin boşan bu adamdan diye.''

''Yavaş gelin lan!''

Bunu diyen Araf'ın kulağına konuştum. ''Haklı çıkmam lazım bozma beni.''

Kafasını iki yana salladığında bıkkınlıkla nefesini verdi.

''O mu ben mi?'' Buğra Araf'a sorduğunda ben de ona döndüm. ''Evet, söyle. O mu ben mi?''

Cevap vermekten daha çok neden burada olduğunu sorguluyordu. Ona burun kıvırdığımda Buğra'ya dönüp gülümsedim. ''Biz neden onun için kavga ediyoruz? O bizi kazansın!''

''Aynen öyle.'' Yerinden kalktığında ben de kalktım. Kolunu bana uzattığında koluna girerek ilerlemeye başladık. ''Yürü cici kız.''

''Beste nerede?'' Yüzü değiştiğinde farketsem de çaktırmadım. ''Evinde.''

''Aranız nasıl?''

''Düzelmeye çalışıyoruz. Daha doğrusu bu sefer o çabalıyor, ben değil.'' Anlayışla kafamı salladım. Onun yüzünden evini kurşunladıklarını ve sonucunda onun vurulduğunu anlatmıştı. Bu yüzden Buğra çok kez kendini affettirmeye çabalamış ama babası hiçbir şekilde görüşmelerini, konuşmalarını dahi yasaklamıştı. Beste onu gerçekten sevmiş, anlattıklarından öyle anlamıştım.

Buğra çabalamayı bıraktığında da Beste bu sefer kendini affettirme çabasına girmişti. Döngüdelerdi.

''Yemeğe çıkartsana.'' diye öneride bulundum. ''Biliyorum, sen çok uğraştın ama vazgeçsen bile onu sevdiğini hala biliyoruz, hepimiz.''

''Neden şimdi peki?'' Kırıkça sormuştu. ''Neden ben çabalarken değil de şimdi?'' Omuzları kalkıp indiğinde derin bir nefes verdi. ''Onu yıllarca bekledim, Sera. Şimdi beni gördü diye tüm her şeyi affetmiş gibi yapıyor. Bana yazık değil miydi?''

''Canım.'' Kolunu sıvazladım. ''Hayatın ne getireceği belli olmaz. Ve biz öyle hayatlar yaşıyoruz ki hep diken üstündeyiz.''

''Sana ne olmuş böyle?''

Kıkırdadım. ''Ne olmuş?''

''Bozulmuşsun!''

Arkamızdan birisi bizi ayırdığında ikimizde gelecek kişiyi biliyorduk. ''Siz çok yanaşmayın birbirinize.''

GirdapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin