Final.

2.2K 124 45
                                        

Hastaneden çıktığımda elimdeki zarfı çantama koydum. Bebeğimin cinsiyetini öğrenmiştim. Onun kim olduğunu ve kim olacağını çok net bir şekilde biliyordum artık. Araf'ın haberi yoktu çünkü ona sürpriz yapmak istiyordum. Normal şartlarda birkaç hafta öğrenmemiz gerekiyordu ama kocam hiçbir kontrolü kaçırmadığı için onunlayken öğrenmek istememiştim. Bize anı kalacak bir şey olmalıydı. Önce merkeze uğrayıp bir şeyler aldığımda eve getirdim.

Bebeğimin odasının eşyaları gelmişti. Yukarı katta, çalışma odasının yanındaki oda boştu. Orayı ben çoktan ayarlatmıştım. Araf iş için bir yere gittiğinde beni annemlerde kalıyor sanıyordu ama her şeyini kendim yapmıştım. Az çok ne olduğunu biliyordum, anneler hissederdi. Ve doğruydu da.

Eve geldiğimde yukarıya çıktım. Şöyle bir baktığımda bebeğin odası hazırdı bile. Sadece kıyafetleri eksikti. Onu da zamanla tamamlayacaktık. Beşiği, dolabı, koltukları... Üstün çizim yeteneklerimi kullanarak bebeğimin odasını ben çizmiştim. Ardından bunu bilgisayara dökerek istediğim hale getirdim. Konuştuğum yerler en kısa sürede hallettikleri için her şey kolay olmuştu.

Beşiğin üstündeki bebeğin ismine baktım. ''Benim küçük bebeğim.''

Telefonum çaldığında cebimden çıkardım. ''Kocam!''

''Napıyorsun?''

''Evdeyim, sen?''

''Şirketten çıkacağım şimdi. Hazırlan diye aradım.''

''Hazırlan diye aradın?'' diyerekten sorguladım. ''Hayrola, nereye gidiyoruz?''

''Yemeğe. Söylemem gereken şeyler var.''

''Araf.'' dedim içimdeki gerginlikle. ''Sevgilim, öyle bir şey değil. Sıkma hemen canını.''

''Ya öyle bir söylüyorsun ki!'' Güldüğünde tüm neşem yerine geldi. ''Gelelim madem.''

Telefonu kapattığımızda giyinme odasına girdim. Üstümdekini sıyırdığımda karnıma baktım. Aslında çok belli bile olmuyordu. Tuana ve Ece'yi hatırlıyordum, bu aylarında benden büyük durduklarına emindim. Bebeğimin sağlığından da emindim. Her kontrolde sorar olmuştum.

Havanın güzelliğinden çiçekli bir elbise giymiştim. Sadece bel kısmı dardı. Öbür türlü kısa ve fırfırlıydı. Ve hala karnım yoktu. ''Zayıfsın işte kızım, ne dert ediyorsun kendine!''

Makyaj masama oturduğumda çok abartılı olmasa da bir şeyler yapmıştım. Bazı günler çok enerjik bazı günler ise kolumu kaldıracak hal bulamıyordum kendimde. Çok garip bir döngüydü.

Hayatımız çok güzeldi. Herkes mutluydu.

Bebeğim iyiydi ve düşük tehlikesi ortadan kalkmıştı. Ege neredeyse iki yaşındaydı. Sera büyüyordu. Bade gittikçe kendini geliştiriyordu, bu yaşta. Özellikle onda o kadar kendimi görüyordum ki. Benden bile daha iyi olacaktı. Bu süreçte ben sadece yürüyüş yapıyordum, haliyle bir süre ara vermiştim.

Hayatımızda hiçbir tehlike yoktu. Evde kaldığım sürede Beste sürekli gelip gidiyordu. Özellikle hamile olduğumu öğrendikten sonra o kadar yakın olmuştuk ki çoğu zaman toplandığımızda o da geliyordu. Sylvia, Leo ve Amanda Almanya'ya dönmüşlerdi. Sadece Irına, Sid ve David kalmıştı onlardan da.

Buğra ile arkadaşlardı ama bize gelip gittiğinden dolayı o da getirip denk gelmelerini sağlamıştım. Eski sorunları yoktu. Umarım ikisi için de iyi olurdu.

Tuana doğum yaptığından beri sık sık ona gidiyordum. Bebeği o kadar güzeldi ki bakmalara doyamıyordum her gittiğimde.

Ece ile olabildiğince mesafeliydim. Bazı şeyleri yaşamıştık ve geride bırakmıştık. Her ne kadar o cümleleri söylemiş olsam da onu affetmeyeceğimin ikimizde farkındaydık. Ailem olduğu için elbette görüşüyorduk ama samimiyetimiz yoktu. Ama ona büyük bir ders olmuştu. Döndüğü ilk gün çocuğumun teyzesi olmayacaksın, dediği halde Ege beni o kadar seviyordu ki Sera ve Bade'den kıskandığı dahi olmuştu.

GirdapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin