46. Bölüm

1.2K 51 6
                                        

Merhabalar... Biz geldik.

Adım adım finale doğru yaklaştığımız için bölümlerde zaman atlaması olacaktır bilginize..

               
                Keyifli okumalar:)

Küçük Aymiranın yürüdüğü yolları ayak izinden takip ederken bazen yolumu yine de kaybettiğim çok an olmuştu. Neyi sever neyi sevmez unutmuştum. Şimdi onun geçtiği yollar tamamen kapanmış, çıkmaz bir sokağın izbe rutubetli duvarınının önünde son bulmuştu. Buradan çıkış yoktu. Bu küçük Aymira ile gittiğim son yoldu. Onu o tenha yerde bırakırken, hayat beni tanımadığım yerlere sürüklemişti. Dizlerim,ellerim yara bere içinde şu an bulunduğum yerdeydim.

Sevdiğim adamla yaşayacağım Evim.

Ulaş ile ne badireler atlatmış ne çok sınanmıştık.

Şimdi burada yaşayacağımız evi tutmuş, derin bir nefes alırken bulmuştuk kendimizi. Nişandan sonra hem çok şey değişti hemde hiçbir şey değişmedi aslında. Ben bendim yine ama değil gibiydimde.
Parmağıma takılan yüzükle birlikte sanki omuzlarıma bir ağırlık çökmüştü. Eski neşeli cıvıl cıvıl halimi daha olgun Sevincini sadece tebessümle karşılayan bir Aymira olmuştum.

Halbuki ne değişmişti ki?

Ben, ben değil miydim artık?

Hayır değildim.

Nişanlanalı sadece 17 gün geçmişti. Ulaş üç günlük bir göreve gitmiş ve geldiği gibi Ev eşyalarının alışverişine gitmiştik. Bu ay sonu düğünümüz vardı. Yazın gelmesini beklemeden ilk baharda düğünü yapacaktım. Allah şahidim ya çok mutluydum çok heyecanlıydım. Ama bir yanım buruktu ve ben böyle hissettiğim için vicdan yapıyordum. Herkeste mi böyle oluyor yoksa yalnızca ben mi bu şekilde hissediyorum diye düşünürken, sevdiğim adamın kolları sardı belimi.

" Ne düşünüyorsun güzelim?" dedi ilgili bir sesle. Hiç der gibi omuz silkip önüme doğru döndüm. Birden bire bu durgunlaşan halime de kızgındım. Aptal beklediğin o günler geldi mutlu olsana.

" Aymira bir sorun mu var güzelim? Hadi anlat bana." Önceden sipariş verip aldığım gri tekli koltuğa oturup beni de kucağına çekti. Bacaklarım koltuğun yanından sarkarken bir kolumu onun boynuna dolayıp diğerini karnımın üzerinde tuttum. Sonra onun elini de elimin üstünde hissettim.

"Seni dinliyorum bebeğim," dedi şefkatle.

Sesi o kadar yumuşaktı ki, sanki kelimeler kulaklarıma değil de doğrudan kalbime değmişti. Gerçekten onun bebeğiymişim gibi davranıyordu bana.

Gözbebeği, incitmeye kıyamadığı bir şey gibi. Yaklaşımı öyleydi, bakışı öyleydi. Konuşurken bile insanın içini saran bir dikkat vardı üzerinde. Değerli hissettiriyordu. Olduğum hâlimle, saklamadan, eğip bükmeden.

Benden ona karşı şeffaf olmamı istiyordu. Olacaktım. Çünkü artık o, yalnızca yanımda duran biri değildi. Yoldaşımdı. Hayatımın yükünü omuzladığım, bazen de yükümü ona bıraktığım insandı.
Yoldaşım, aşkım, sevgilim ve her şeyimdi.

"Çok mutluyum, Allah var aşırı mutluyum ama bir yanım da buruk. Böyle hissettiğim için kendime de çok kızıyorum. Aslında bir şey değişmedi ama çok şey değişti"

RECA Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin