Hepinize selam:)
Bölüm şarkısı Nükleer Başlıklı Kız-Eğer İstersen. Tüm GB fanları için özel bir şarkıdır;)
Bu bölüm biraz Kerem Bey'in düşüncelerini öğrenelim bakalım :)
***KEREM***
Bir elimle direksiyonu tutarken diğer elimle radyo istasyonlarını tarıyordum. Birkaç kanalı geçtikten sonra kulaklarımı tanıdık bir melodi doldurdu. Sağ elimi tekrar direksiyona götürürken gülümsedim. O gün sahilde Zeynep'in bana dinlettiği şarkı çalıyordu.
Zeynep...
O kadar farklı bir kız ki. Bazen çok sinirli, bazen çok mutlu. Fazla dengesiz. Karşısında ben bile ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemiyorum. Bir bombaya benziyor. Ne yapacağı asla belli değil. Ne düşündüğünü, bir sonraki hamlesinin ne olacağını kestiremiyorsunuz. Çok mutluyken anında bağırmaya başlayabiliyor. Aslında bu halleriyle biraz bana benziyor. Yanında mutlu oluyorum sanırım ama olmamam gerek. Ona uygun biri değilim ki ben. Eğer kendimi bırakırsam onun etkisi altına çabucak gireceğim biliyorum. Sonra çıkamayacağım ve onu da bozacağım. Ben ona iyi gelmem, saflığını, gizlemekten çekinmediği çocukluğunu alıp götürürüm. Biliyorum ne kadar kızsa da gözleri onu ele veriyor. O da yanımda olmak istiyor. Biraz da bu yüzden ona soğuk davranıyorum ya. Biz arkadaş olamayız. Kimseye kendimi açmam. Açarsam güçsüzleşirim çünkü. Ellerine koz vermiş olurum. Karşındakine güvenip kendini açarsan yenilen hep sen olursun. Bir gün gelir o karşındaki asla bana karşı kullanmaz dediğin şeyleri kullanır. Kazık yersin, güçsüz olduğunu düşünürler. O yüzden kimseye öyle değer vermemem lazım, kimseye gerçek yüzümü göstermemem lazım. Bir şekilde kendimi bu kızın yanında bulmam o kadar anlamsız ki ama duramıyorum. Bir şey beni sürekli onun yanına götürüyor. Böyle olmaya başlayınca ona kötü davrandım ama uzak da kalamadım. O Batuhan itiyle onu görünce dayanamadım yine ona yaklaştım. Sürekli kendimi frenlemeye çalışıyorum. Bir süre sonra bunu beceremeyeceğimden korkuyorum. Artık uzak kalamayacağımdan...
***ZEYNEP***
Arka bahçedeki hamağa uzanmış kulağımda kulaklıklarımla sallanıyordum. Biraz kitap okuduktan sonra kulaklıklarımı takmıştım. Çok da iyi başlamayan günüm gayet güzel bir biçimde bitmek üzereydi. Kerem'le ilk başta olanlar ne kadar iyi olmasa da sonradan yine iyi olmuştu aramız. Bir iyi bir kötü işte. Anlık yaşıyordum resmen. Güzel bir şey olunca mutlu oluyordum, yüzümdeki şapşal gülümseme hiç sönmüyordu. Sonra kötü bir şey olmasından korkuyordum. Sonuç olarak Kerem ve ben hep iyi bir ilişki içinde olmadık. Hep bir sorun vardı. Keşke hep iyi olsak. Ben arkadaş olmaya da razıyım ki. Yani yanında olmak istiyorum. Tamam ben de ara sıra sert olabiliyorum ama ne yapayım elimde değil. Düşüncelerime ters bir şey oldu mu annemi bile tanımıyorum. Kerem ise damarıma çok basıyor. Ne kadar ona sarılmak istesem de bazen tokatlamakta istiyorum. Evet garibim biliyorum. Bana hissettirdikleri o kadar garip ki. Ben bile daha tam olarak ne hissettiğimden emin olamıyorum onun yanında.
* * * * * * *
"Günaydın güzellik."
"Günaydın."
"Nasılsın bugün bakalım?"
"Fena değil sen?"
"Bomba gibiyim."
"Hıımm. Bu sefer de sen mi aşık oldun?"
"Ha ha. Çok komiksin sen ya."
"Bir şey demedik aman. Huysuz."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Surrender
FanfictionZeynep, yeni bir sayfa açmak için, yeni başlangıçlar, yeni maceralar yaşamak için çok sevdiği şehre, İstanbula, geri döner. Sadece mutlu olucak, huzurlu olacaktır. Kalp kırıklıklarına, kavgalara, hayal kırıklıklarına bu sayfada yer yoktur onun için...
