Çokta hoşuma gitmeyen bir bölümden selamlar:)
Şarkı Shawn Mendes- Imagination. İyi okumalar...
Kapıdan içeri girer girmez 'Geceeeeee!' diye bağırmaya başladım.
"Ne oldu Zeynep ya deli gibi bağırıyorsun?"
"Gel hadi gel." dedim ve onu kolundan tutup yukarı çıkardım.
"O kadar mutluyum ki."
Telefonumu açıp istediğim şarkıyı açtım. İyice sesini açtıktan sonra da elime saç fırçasını kaptığım gibi yatağın üstüne fırladım.
"Ne yapıyorsun Zey?!"
Gece'nin kolunu çekiştirerek onu da yatağın üstüne çıkardım.
İlk başta yatakta zıplayıp elimdeki fırçayı mikrofon gibi tutarak şarkıyı söylemeye başladım.
We're happy free confused and lonely at the same time
-Biz mutluyuz, özgürüz, şaşkınız ve yalnızız aynı zamanda,
It's miserable and magical oh yeah
- Bu hem üzücü hem de büyüleyici
Tonight's the night when we forget about the deadlines, it's time uh uh
- Bu gece sınırları unuttuğumuz gecedir, zamanı geldi
Nakarat kısmına geldiğimde Gece de bana katıldı ve kahkahalar atarak, bağıra bağıra şarkıyı söylemeye devam ettik.
I don't know about you but im feeling 22
- Sen nasıl hissediyorsun bilmiyorum ama ben 22'ymiş gibi hissediyorum
Everything will be alright if you keep me next to you
- Eğer beni yanında tutarsan, her şey iyi olacak
You don't know about me but I bet you want to
- Beni tanımıyorsun ama eminim istiyorsundur
Everything will be alright if we just keep dancing like we're 22, 22
- 22'ymiş gibi dans etmeye devam edersek her şey iyi olacak
Sonunda yorulup kendimizi yatağa attığımızda hala gülmeye devam ediyorduk. Nefes nefese yatmaya devam ederken Gece "Hayrola bu neşenin nedeni ne?" dedi muzip bir şekilde yüzüme bakarak.
"Ben aşık oldum Gece."
* * * * * * * * * * * *
Amfide oturmuş Kerem'in gelmesini bekliyordum. Durup durup saatime bakıp gözlerimi kapıdan ayırmıyordum. Heyecanla gelmesini bekliyordum. Gelir de belki azıcık konuşuruz diye. Onunla konuşmak, konuşurken gülümsemesini görmek o kadar güzeldi ki. Yani böyle o gülümseyince ben de gülümsememi durduramıyordum. O hep gülsün istiyordum. Bu öyle bir his ki insan anlatamıyor. Hep onunla olmak, onun hakkında konuşmak istiyorsun. Gözünün önünde sürekli bir yüz, sürekli yemyeşil gözler. Hiç gitmiyor. İki günde kronik vaka oldum resmen. Bir anda tüm kaçtığım duygular su yüzüne çıktı. Tüm görüntüler teker teker beynimde canlandı ve ben uzun zaman sonra bir erkeğin yanında çok huzurluydum. Güven doluydum. Bu nasıl oldu, ne zaman oldu bilmiyorum. Beni ne güvende hissettirecek bir harekette bulunmuştu ne de öyle çok güzel anılarımız olmuştu. Bana aşık olup olmadığını bile bilmiyordum. O kadar gizemliydi ki. Duygularını anlamaya çalışmak, gözlerindeki anlam dolu bakışları çözmek çok zordu. Resmen kapalı kutuydu. Güvenli bir liman değildi ama inatla gemim oraya gitmek istiyordu. Çatlaklarımı, yaralarımı o limanda iyileştirmek istiyordum, o limana sığınmak istiyordum.
"Günaydın."
Duyduğum sesle kaşlarımı çatarak sol tarafıma döndüm. Çünkü bu ses istediğim kişinin sesi değildi.
"Günaydın Batuhan."
"Eee nasılsın?"
"İyi sen?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Surrender
FanfictionZeynep, yeni bir sayfa açmak için, yeni başlangıçlar, yeni maceralar yaşamak için çok sevdiği şehre, İstanbula, geri döner. Sadece mutlu olucak, huzurlu olacaktır. Kalp kırıklıklarına, kavgalara, hayal kırıklıklarına bu sayfada yer yoktur onun için...
