6. Bölüm - Kavga

2.6K 238 8
                                        

Gözlerimi ayırmadan oraya bakıyordum.

Yavaş adımlarla Eylül'den uzaklaşarak çardağa doğru yürümeye başladığımda karşıdan Esen, Nihal ve Merve koşuyordu. Gözyaşlarımı görmesinler diye silerken Esen aniden bana sarıldı. Merve çardağa baktığında benim gördüğümü görünce Nihal'i dürterek orayı gösterdi. Esen bende ayrıldığında gülmeye başladım. Merve bana malmışım gibi bakarken "Üzülmedim lan, niye üzüleyim? Çok iyiyim ben. Kendi kaybetti, kendi kaybetti." dedim ve kahkaha atmaya başladım. Nihal de kahkahama eşlik ederken bizimle birlikte herkes gülmeye başladı.

Saçlarımı geriye savurarak "Bir şey diyeceğim, çardağa gidelim mi." deyince kızlar birbirlerine baktı. Aklımdan geçenleri bilemezlerdi. O yüzden açıklama ihtiyacı hissederek "Burak beni görürse belki ne olduğunu anlatır." dedim. Herkes benim şu anki duygusallığımı düşünüp anında onayladılar. Beşimizin içinde en duygusalı bendim. Çardağa doğru yürüdükten sonra Burakların yanındaki banka gülüşerek oturduk. Gözlerimi çaktırmadan Burak'a çevirdiğimde kızla hâlâ konuştuğunu gördüm.

Merve "Oha bacağın soyulmuş." dediğinde gözlerimi sol bacağıma çevirdim çünkü koşarken orayı çarpmıştım. Gerçekten kötü gözüküyordu bacağım. Esen bir parmağına bir benim bacağıma bakarak "Bugünü milli yaralanma günü ilan ediyorum." dediğinde Eylül "Benim de kalbim yaralı." dedi. Ona güldükten sonra sol ayağımı havaya kaldırarak yarayı daha da açtım ve "Gerçekten canım acıyor lan." dedim. Burak'a tekrardan çaktırmadan baktığımda göz göze geldik. Hızla yeşil gözlerini benden kaçırıp yanındaki kızla ayağa kalktığında çardaktan dışarıya doğru yürümeye başladılar. Bu çocuk mal, tescilli mal.

Bende hızla ayağa kalkıp bizim kızları da peşimden sürükleyerek çardaktan çıktığımda Burakların çok az ötede konuştuklarını gördüm. İçimde bir kırıklık hissettim. Gerçek anlamda kırıklık. Akciğerlerime bir şeyler batıyordu. Her adımımda onun duyması için sesli bir şekilde inliyordum. Çardağın girişine Esen ve Eylül'le oturduğumda Merve "Ben yukarı çıkıyorum." deyince Nihal "Bende geleyim o zaman." dedi. Merve omzuna gelen kısa saçlarını önüne gelse de geriye atmadı. İkisi birlikte okula doğru yürürken Burak'ın yanındaki kız da ondan uzaklaşarak Nihallerle aynı yöne gidiyordu.

Burak bana yöneldiğinde oturduğum yerden kalktım. Esen ve Eylül birbirlerine baktıktan sonra onlar da Nihallerin yanına gitti. Kahverengi gözlerimi Burak'ın yeşillerine dikmiş ayakta öylece bekliyordum. Burak önüme geldiği zaman dizinin üstüne eğilip sol bacağımı tuttu. Pantolonun paçasını hafifçe sıyırıp "Nasıl oldu?" diye sorunca yüzümü ifadesiz tutarak "Umrundaymış gibi davranma." dedim.

Burak kaşlarını çatarak "Saçmalamayı kes Buse." dediğinde bağırarak "Saçmalamıyorum. Hissettiklerimi söylüyorum." dedim. Bahçede kimse olmadığı için şanslıydım. Kimse yoktu çünkü ön bahçedeki halı sahada iki tane 11. sınıfın futbol maçı vardı. Hiçbir öğrenci bunu kaçırmazdı. Burak ayağı kalkıp karşıma dikilince "Ne oldu sana, bugün bir garipsin." dedi ve beni daha çok sinirlendirdi.

Derin bir nefes aldıktan sonra "Garip olan ben miyim yoksa sen mi? Sabah 'Hiçbir kızla mesajlaşmıyorum.' dedin, beden dersinde biriyle mesajlaşıyordun ve daha demin yanında bir kızla oturuyordun. Ve ben bunu çok saçma bir kişiden duyuyorum. Burak sen bana yalan söyledin, sen 16 yılı çöpe attın!" dedim sesimi yükselterek. Burak yeşil gözlerini benimkilerden çekip arka tarafımda bir yere odaklayıp gülümsemeye başladı. Sinirden veya hayal kırıklığından gülümsemiyordu. Baya baya komik geldiği için gülüyordu.

Ayağımı yere sertçe vurup "Gülme!" diye bağırdığımda gözlerini tekrardan benimkilere çevirdi. Bana doğru biraz eğilip "Yalan söylemedim sana. Evet, sabah bir kızla konuşmadım. Beden dersinde konuştum, daha demin de bir kızla oturuyordum. 16 yılı da çöpe atmadım. Kolay kolay da çöp olmaz o yıllar." dedi.

İsimsizBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin