Heyecanlı bir şekilde telefona bakıyordum.
En sonunda Eylül'ün ısrarıyla Bulut'a mesaj attım.
BEN: Bulut?
BULUT: Buse?
BEN: Ne yapıyorsun?
BULUT: Kesin bir şey oldu. Yine ne yaptın kız?
BEN: Nerden başlasam bilemiyorum.
BULUT: Amaan başla bir yerden, çok merak ettim.
BEN: Daha geçen gün bana kötü davranıyordun, ne oldu bir anda?
BULUT: Değerini çok iyi anladım. :D
BEN: Of Bulut, gerçekten olaylar çok karışık başlayamıyorum.
BULUT: Asık merak ettiğim şey konu ne ki bana soruyorsun, yani bana sorabilecek kadar önemli ne olabilir?
BEN: Konu ben ve...
BULUT: Eylül mü? Ah miniğim.
BEN: Hayır.
BULUT: Umut mu?
BEN: Hayır.
BULUT: O zaman tahmin ettiğim kişi.
BEN: Evet.
BULUT: Yine ne yaptı lan o mal? Yemin ederim bu sefer elimde kalır. Geçen sefer de kaldı zaten.
BEN: Sen kimden bahsediyorsun ya? Burak ne yaptı sana?
BULUT: Burak mı? Bora'yı demiyor musun sen? Abovv, dur işler karıştı. Ne oldu Burak'a ilgili?
BEN: Bulut hiçbir şey sandığın gibi değil.
BULUT: Ne sandığımız gibi değil? Onu terk etmen mi? Garipsin gerçekten.
BEN: Olayları bilmeden böyle yorum yapma Bulut.
BULUT: Sana bu konuda hâlâ çok kızgınım. Burak bize olayları tam anlatmadı bile. Ama ne olursa olsun en azından arkadaş kaldığınız onca yılın hatrına böyle sözler söylemeseydin.
BEN: Zorundaydım. Tamam mı? Bunları söylemek zorundaydım.
BULUT: Neye zorundaydın? Değer miydi peki zorunda kaldığın şeye?
BEN: Anlamıyorsun Bulut. Garip gelecek belki de olanlar ama anlatmak zorundayım.
BULUT: Anlat.
BEN: Annem her şeyi öğrenmişti. Eğer ayrılmazsam okulumu değiştireceklerini söyledi. Çok uzaktaki bir okula gidecektim. Arkadaşlarımla konuşmama izim vermeyecekti. Hatta başka şehire bile taşınabilirdik. Her türlü ayrı kalacaktık. En azından arkadaşlarımla kalayım dedim. Bu seçimi yapmak zorundaydım.
BULUT: Niye bunu Burak'a söylemedin? Bir çözüm bulurdunuz.
BEN: Onu o zaman düşünemedim. Korktum tamam mı? Her şeyimi kaybedeceğimden korktum.
BULUT: O çocuğun halini düşünebildin mi peki? Birden ortadan kayboldu. Haftalarca haber alamadık. En son Emre'yle İstanbul'a gidip kapısına dayanınca anlattı bize olanları. Ruhsuz ruhsuz bakıyordu etrafa, çocukluğu elinden alınmış gibiydi.
BEN: Tek acı çeken o mu sanıyorsun? En azından onun tutunup kalabilecek bir ailesi vardı, arkadaşları vardı. Ben o günleri tek başıma atlattım. Sadece ayrılsak belki daha kolay atlatırdım. Zorunda bırakılmak ve işin asıl tarafını bilince her şey daha da zorlaştı.
BULUT: Bunları gidip Burak'a niye şimdi anlatmayı denemiyorsun?
BEN: O kızdan sonra mı, sanmıyorum. Bir daha hayatını kötüleştirmek istemiyorum. Zaten ona bir mektup bıraktım. Doğum gününde fotoğraf hediye etmiştim. Çerçevenin arkasına koydum o mektubu. Her şey onda yazıyor. Çerçeveyi kırarsa okur.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İsimsiz
UmorismoBirbirlerinin kardeşi gibi olan, mutsuzken bile birbirlerini güldürebilen, kavga etseler de iki dakika sonra unutan beş kız. İşte bu hikaye onlara ait. ×××××××××××××××××××× Beşimiz aynı anda sarıldığımızda "Ne olursa olsun ayrılmak yok." d...
