Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Akça yattığı yerde gerindi ve zor da olsa gözlerini açtı. Hala odaya alışamamıştı, ilk bakışta garipsiyordu. Aydınlık, odaya vururken ağaçların yapraksız oluşu havaların iyice soğuduğunun habercisiydi. Yatakta yan döndü ve telefonuna uzandı. Saat daha 9'du. Yorganı üzerinden attı ve yavaşça kalktı. Odanın içindeki banyoya girdi ve yüzünü yıkadı.
Sarsak adımlarla tekrar içeri geçti ve dolabı açtı. Bugün kafasında kitaplığı düzenlemek vardı. Altına taytını giydi ve üzerine de yarım bir tişört geçirdi. İş yapacağı için üşümeyeceğini düşünmüştü. Yatağı da topladıktan sonra saçlarını topuz yaptı ve odadan çıktı. Merdivenlerden ineceği sırada karşı odaya, Bera'nın uyuduğu yere takıldı gözleri. Sakince ilerleyip kapıyı açtı ve öylece uyuyan adamı izledi birkaç saniye.
Nefes alırken inip kalkan göğsüne, dağınık saçlarına baktı ve gülümsedi. Sessizce içeri girdi ve üzerini örttü. Kafasını kaldırdığında üzerindeki camın üstten açık olduğunu gördü.
"Bir de anneme camları o açıyor ben kapatıyorum diyor." dedi ve cama uzandı.
Camı kapattıktan sonra eli adamın saçlarına gitti ama dokunamadan geri çekildi. Tekrar adamın haline gülümsedi ve son kez ona bakıp odadan çıktı. Adam gerçekten yorulmuştu, o yüzden onu uyandırmadan işlerini halledecekti. Merdivenleri teker teker indi ve terliklerini ayağına geçirdi. Her sabah yaptığı gibi ayılmak için dolaptan kahveyi çıkarmıştı. Kahveyi cezveye koyduğunda telefonla annesini aradı. Vaktin erken olmasına rağmen Aslı için kalkmış olmalıydı. Bir iki çalıştan sonra telefon açıldı.
"Alo?"
Akça bir yandan kahveyi karıştırıyordu.
"Anne, günaydın."
"Günaydın kuzum, erkencisiniz."
"Ben uyandım, ama Bera uyuyor. Bugün kitaplığı düzenleyeceğim de, Ahmet amca buraya postaları bırakmaya gelirken benim kitapları da getirir mi?"
Melek biraz düşündü.
"Hangi birini koyayım annem? Beş yüz tane kitap var."
"Ben onları ayırmıştım. Hepsini yatağın başına koydum. Şimdilik onları getirse yeter."
"Tamam, ben söylerim şimdi ona. Yarım saate getirmiş olur."
Akça kadını onayladıktan sonra telefonu kapattı. Kahveyi kupasına doldurup içerken bir yandan etrafı izliyordu. Bu evi kendi kendine keşfetmek kadının hoşuna gitmişti.
Kupayı tezgaha koydu ve camın önündeki Frezya çiçeğine baktı. Sabahları Akça, geceleri ise Bera ilgileniyordu onunla. Yine küçük bir bardağa su doldurup çiçeği suladı. Salona çıktığında köşedeki boş duvara baktı ve güldü.