"Vermedin mi? Biz neden kavga ediyoruz şu an Bera? Sadece laftasın. Her seferinde 'Karımsın, karımsın.' Evet, karınım. Ama esirin değilim."
"Ya sen beni delirtecek misin, ben onu mu diyorum!"
"Delirirsen delir ya! Delirirsen delir! Şu haline bak, çıldırmış gibisin!"
"Senin yüzünden!"
Akça sinirle adamı göğsünden itti.
"Ya birazcık ya, dedim ki bana birazcık acır belki. Tüm benliğimi, sert yüzümü, hayatımı çaldın benden! Hiç mi vicdanın sızlamadı senin!"
Bağırırken aynı zamanda göğsü bir kalkıp bir iniyordu kadının.
"Oturttun beni o nikah masasına, bağladın buraya," elleriyle evi gösterdi sinirle.
"Kukla gibi bir sağa bir sola savuruyorsun yeter!" "Sen acı çekme diye elimden gelen her şeyi yapıyorum ben, her şeyi!"
Akça sinirle güldü. Dolan gözlerine engel olamıyordu.
"Ya nasıl olabilir ya? Sen beni kolumdan tutup getirmedin mi buraya? Ben sana inandım, güvendim! Ne dediysen tamam dedim, yanımda olursun sandım! Karanlıkta boğulmama izin vermezsin sandım! Bunun için mi? Bunun için mi aldın beni nikahına sen! Gözümün içine baka baka.."
Akan gözyaşına engel olmadı Akça.
"Sen bir çöpten farksızsın demek için mi!"
"Az önce yaptığınla beraber aklandın mı Akça! İçin mi rahatladı, başın göğe mi erdi?!"