Odanın kapısını açtı Bera. Akça'nın hala uyuduğunu görünce kaşları çatıldı. Yatağa dağılmış koyu renkli saçlarını, açıkta kalan sırtını izledi bir süre.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kadının ona bakması bile adamın içini titretirken, şimdi onunla birlikte burada olması, uyuyup uyanması, öpebilmesi... O kadar mutlu ediyordu ki adamı. Gülümseyerek yatağa uzandı. Önce yavaş bir şekilde boynundan öptü. Akça hafifçe kıpırdasa da uyanmadı. Bera bu sefer omuzlarına, sonra da sırtına doğru ufak ama yavaş öpücükler kondurmaya devam etti.
"Sevgilim.." dedi Akça mırıldanarak. Bera'nın elini tutup kendi karnına sardı. Bera bir kere daha öptü kadının boynunu.
"Akça'm ne bu böyle, güzellik uykusu falan mı?"
"Anne uykusu." dedi Akça ve adama doğru döndü.
"Ah bir bilsen, nasıl aşığım ben o anneye."
Akça uykulu gözlerle gülümsedi. Yaklaşıp burnunu adamın burnuna sürttü.
"Hıı? Çok mu?"
"Çok." dedi ve kadının dudaklarını öpmeye başladı. Akça ellerini adamın boynuna dolayarak kendine çekti ve kendini adama kaptırdı. Öpüşmeye devam ederken Akça bir anda kendini geri çekti.
"Bera!"
Bera göz devirdi kadına.
"Ne Bera'sı Akça ya! Öpüşünce de mi etkileniyor çocuk?"
Bera tekrar kadına eğilirken Akça yatakta hafifçe doğruldu.
"Hayır ya bir dur! Biz bir şey unuttuk."
Bera garip bakışlar attı kadına.
"Ne?"
"Biz dün ne yapacaktık?"
Bera dudak büzdü küçük bir çocuk gibi. Kaşlarını kaldırdı.