Bazen kimsenin söylemeye cesaret edemediğini sessizlik fısıldar kulağınıza. O sessizlik öyle delici, öyle dobra bir tokattır ki, kaçmak ne mümkündür, ne de anlamlı. Beynimin içinde bir neşter gibi çalışıyor; her düşüncemi kesip biçiyordu, ameliyatın cerrahı ise Adnan Bey'di. O ihtiyarın sunduğu birkaç dakikalık sessizlik, adeta bir işkenceydi. Ve tam o an, ağabeyim, sessizliği keserek Adnan Bey'e döndü, gerilimle yoğrulmuş bir ifadeyle: "Neden Derin?" dedi, kelimeleri sanki acının, korkunun yükünü hafifletecekmiş gibi sert bir ifadeyle. "Ben varken, bu işin içinde olan diğer adamlar varken neden ona yöneliyorlar?"
Adnan Bey'in gözlerinde acı bir haklılık vardı, bu açıklamanın gerekliliğini düşünüyordu. Bakışları üzerimde sabitlendi, herkesin gözleri şimdi bana çevrilmişti; yol hakimiyetini kaybettiğini çaktırmayan şoför bile. "Çünkü Derin'in Arslan ile bağı, diğerlerine nazaran daha güçlüydü. Arslan tüm bu buluş sürecinde sadece bir kişiyle bilgilerini paylaştı, o da Derin." Anlamlandıramadığım ifadem karşısında bir an duraksadı. "Eğer ortada kayıp varsa ve bunların yerini biri biliyorsa, bu kişinin Derin olma olasılığı daha yüksek."
Evet, kelimeleri bana atmışlardı, şu an buna karşılık vermem gerekecekti yoksa hakem her an 'elendin, çık' diyebilirdi. "Gerçekten bilmiyorum. Hiçbir şeyi kendime saklamak gibi bir amacım yok, maddi hiçbir şeyde gözüm olmadı. Babamın ilaç geliştirdiğini biliyordum ama... yalnızca bu." Rahatsızca ekledim: "Kaybınız için üzgünüm. Ama bahsettiğiniz kişi... Efrar... Onu da hiç görmedim. Kimse görmemiştir. Babam çalışmalarını gizli yürütürdü."
Görünen o ki, sahnede devlerin oynadığı bir oyun sergileniyordu, öyle bir oyun ki kuralları ustaların kaleminden dökülmüş, tarafları bile mükemmel bir ustalıkla seçilmişti. Ben ise bu gösteriye Fransız kalmıştım ki, oyunda Ruslar da vardı. Kendini korumak için bulduğu en mantıklı çözüm akıl hastanesine kapanmak olan bir kızdım ben. Aniden çarpan şiddetli bir öfke dalgasıyla etrafıma baktım. Öfke dalgası ağabeyimden, babama gidiyordu.
"Babam nasıl olur da böyle bir şey yapabilir? Annem bu yüzden mi Su'yu babamızın öldürdüğünü söylüyordu? Tüm ailemizi yakıp yıktı. Sonra da kendini bitirdi. Ne içindi tüm bunlar? Ne saygınlık kazandı, ne para, ne güvenlik!"
Ağabeyimin aşırı derecede umut kokan cümlelerini kucaklamak istedim. Ne kadar da güzel konuşuyordu öyle. İstanbul'a belalardan kaçmak için gidiyordum değil mi? Bu absürtlüğe Moskova'da bir Votka masasında gülüşmüşlerdir. Kendimden, bu kaçışın mümkün olmamasından, her an bir tehdit tarafından nefessiz bırakılmaktan nefret ediyordum. Başımı ellerimin arasına aldım. Anahtar kelime: Tehdit.
Kardeşimin gözlerini sonsuza dek kapatan şey tehditti. Çiçeklerini solduran şey tehditti. Azrail'le tanışmamı sağlayan şey tehditti. Uyuduğum zaman kâbus görmeme sebep olan şey tehditti. Her sabah kâbusa uyandıran da. Babamı elimden alan şey tehditti. Sevdiğim adamı yakan şey tehditti. Kıyafetindeki yanıklar tehditti. Ecrin de bir tehditti. Kafamda kurduğum senaryolar da. Ağabeyime evi terk ettiren şey de tehdit sayılıyordu o zaman. Derin bir nefes alarak, kendime alaycı bir soru sordum: Beni ayakta tutan şey neydi? Tehdide baş kaldırış mı yoksa başka bir tehdit mi?
"Şu Efrar'ın payı olabilir mi?" Bu soru, daha dudaklarımdan dökülürken Adnan Bey'in zihninde, önceden yanıtlanmış gibi bir ağırlıkla karşılık buldu. "Baban, Efrar'ı yanında bir koz olarak tutmuyordu. Korkarım ki ona güveniyordu; onunla karşılaşacağı tüm felaketleri göz ardı ederek." Adnan Bey, babamı bir öfkeyle suçlayacak gibi oldu, ama sonra tereddüt etti. "Arslan'ı tanımasam, eşimin ölümüne rağmen Efrar'ı suçsuz bulduğunu düşünürdüm. Efrar gibi bir şeytanın, babana olan o saplantılı düşkünlüğü göz önüne alındığında, ailesine zarar vermesi şaşırtıcı olacaktır."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)
Jugendliteratur"Yıldızlar tehlikelidir, Öğrenci. Onlara ulaşamazsın yalnızca kayınca dilek tutarsın, kayanın yıldızlar değil de hayatın olduğunu bilmeden." Ailesinin gizemli ölümünün ardından, gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar dehşet içinde ve yalnız olan Öğrenci...