Kapının açıldığını yüzüme çarpan ani soğukla anladım, gözlerimi açıp kapıya bakarken aynı zamanda nefes alışverişlerimi düzenlemeye çalışıyordum. Köpüklerin altına hızla kaydığımda şokla bana bakan Karan'ı ve üzgün Ebrar'ı gördüm.
"İntihar mı ediyordun?" dedi, bir hayal kırıklığı ifadesiyle. İrisleri genişlemiş, irileşmiş gözleri doğrudan benimkilerle buluşmuştu. Bakışları, bu gerçeği kabullenmek istemeyen birinin çaresizliğini taşıyordu.
"Hayır, sadece..." dudağımın içini ısırdığımda Ebrar hızla yanıma geldi. Bileklerimi kaldırmak için suya elini soktuğunda "Çıplağım." diye inledim.
"Derin, ellerini uzat." Ellerimi uzattığımda bileklerimden sızan kanı gördü Karan'dan bir şeyler istedi. Karan sadece donmuş bir şekilde beni izliyordu.
"Karan'ı burada istemiyorum."
Karan ise hızlı ve sert adımlarla yanıma geldi. "Derin seni öldürürüm. Gerçekten yaparım bunu. Bunu yapmayı nasıl düşündün gerizekalı?" Sert sesiyle gözyaşlarım yanaklarımdan kayarken fısıldadım. "Bilmediğin şeyler var."
Ebrar bileklerimi ve acımı baskıladı. "Atak geçirmiş, bunlar normal." Beni süzerken ve iyileştirirken Karan'a döndü.
"Acı çekiyor Karan, zihnindeki mührü kaldır, ona unutturmalıyım yoksa bunlar devam edecek." Odaya yansıtmamaya çalışsa da büyük bir acı dalgası yayıldı, kimsesizlik, yalnızlık duygusu baskın olurken Karan sinirle odada volta atıyor ve bir şeyleri yumrukluyordu.
"Hayır Ebrar, ne kadar acı çekerse çeksin ondan vazgeçmeyeceğim." Çıldırmış gibi dolanırken Ebrar nefesini seslice verdi, cam rengi gözlerindeki balıkları izlerken elimi ona uzattım. Gülümseyip tuttuğunda beni iyileştirmek için iyi hisler yansıtmaya başladı. Bileklerimdeki enerjiyi ve bedenimdeki sarhoşluğu hissettim.
"Oyun Kurucu'ya ne anlattın Derin? Onu ölümden dönmeye ne itti?" Ebrar'ın fısıltısını dinledim. Ona sarılıp ağladığımda Karan duvara çöktü, başını elleri arasına almış bir şeyler düşünüyordu.
"Söyleyemem Ebrar."
Ebrar'ın cam mavisi gözlerini izledim bir süre, sevgisi bileklerimden bedenime dağılırken her hücremde bu sevgiyi tattım. "Derin, bununla birlikte yüzleşebiliriz. Efrar'la babana verdiğimiz bir söz var. Sizi koruyacağız, Efrar her ne kadar nefret etmeyi seçmiş olsa da ben yanındayım. Oyunlarda senin lehine taraf alarak Oyun Kurucu'nun karşısına yerleşiyorum. Çok fazla acıyı kucaklıyorum. Şimdi sadece senin ve ağabeyimin bildiği bir gerçek var, ikiniz biliyorsunuz. Bu ne tür bir bilgi? Söylersen ben de planlar yapabilir ve seni koruyabilirim."
Karan'ın yanıma gelmesiyle başımı küvete yaslamaya devam ettim. Elini suya koyup sövdü, tıpayı çekerken soğuk suyu açtı. Havlu çıkarıp bedenime sararken kırmızıya dönen tenimi izledi. Gözleri yüzüme kayarken onu öpmek istedim.
"Karan sevişebilir miyiz?"
Öfkeli gözlerini yüzüme dikti, bana binlerce şey söylemek istiyordu yumruklarını sıkarken çoğunu bastırdı. "Çok beklersin. Ayrıca ağzın neden badem kokuyor?"
Başımı üzgünce sallayıp küvete geri koydum. Yanıma çöküp yüzümü izlediğinde ona bakmamaya çalıştım. "Şampuan döktüm ağzıma."
Gözlerini kısıp beni izledi. Yoğun bir sevgi ve buruk bir mutluluk odayı sardı.
"Ben de sana çiçek almıştım, bilsem kuruyemişçiden badem alırdım. Maymuna atar gibi suratına atardım."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)
Teen Fiction"Yıldızlar tehlikelidir, Öğrenci. Onlara ulaşamazsın yalnızca kayınca dilek tutarsın, kayanın yıldızlar değil de hayatın olduğunu bilmeden." Ailesinin gizemli ölümünün ardından, gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar dehşet içinde ve yalnız olan Öğrenci...