PAO 36: Katre Demirer ve Derin Aden'in Efrar'ı

4 2 0
                                    

Gözlerimi yavaşça açtığımda ışığa alışamadım ve elimi gözlerime siper ettim. Bedenime sarılı olan kollarla gözlerim kocaman açıldı. Gözlerim bir anda karardı, bu rüya mıydı, gerçek mi? Kısa bir süreliğine şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalıştım. Bir sapık olabilir miydi?

Kıpırdanmamla genç adam gözlerini açtı ve ona tuhaf tuhaf baktığımı fark edince beni adeta bir mengene gibi sardı. Ne olduğunu anlamadan çığlığı basmak üzereydim ki geniş ve güçlü elleri ağzımın üzerine kapandı. Çırpındığımda mutlu olduğunu hissettim.

"Tamam Külkedisi, bağırma. Sessiz olursan elimi çekeceğim."

Çatık kaşlarımla ona bakmaya devam ettiğimde dudakları kıvrıldı, bileklerime sarılı eline dik dik baktığımda güldü ve özür dileyerek elini çekti.

"İçeriye nasıl girdiniz bayım? Burada ne işiniz var?" Yüzüme çok tuhaf bir şekilde baktı.

"Roleplay mi yapıyoruz? Balkondan girdim madam."

Kaşlarımı çatıp balkona baktım, kapısı açıktı. Dahası burası neresiydi? Ailem neredeydi? Elimi saçlarımın arasında gezdirdiğimde ve üzerimi kokladığımda burnumu tuttum.

"Neden balık gibi kokuyorum ve ailem nerede? Ayrıca siz kimsiniz? Ah ne kadar çok soru birikti. Üzerimden kalkmazsanız polise ulaşacağım, on yedi yaşındaki bir genç ve bekar bir kızın odasına böyle girilmez. Üzerine de çıkılmaz. Amacınız ne ah bunu duyan olursa kimse beni istemeye gelmeyecek. Biricik anneciğim de Katre evde kaldı diye ağlayacak. Canım anneciğim onu çok özledim."

Karşımdaki gencin kaşları çatıldı ve donup kaldığını hissettim. Onu üzerimden ittiğimde düştü ama ifadesinde bir değişim olmadı. Doğrularak yüzüme baktı ve yanıma çöktü. İğrenerek üzerimi kokladığımda onun da benim gibi koktuğunu fark ederek panikledim.

"Lanet olsun. Ah hayır küfretmemeliyim. Özür dilerim biricik Tanrım, affet beni. Neden siz de balık kokuyorsunuz bu çok iğrenç."

Genç toparlanmaya çalıştı ve kekeleyerek bir şeyler anlattı ama ne demek istediğini anlamadım. Yataktan kalkarak kıyafetleri söküp atmak ister gibi çekiştirdim sonra da odamdaki gence gözlerimi diktim. Neler yapıyordum bunu bekar bir gencin önünde yapmamalıydım.

"Odadan çıkar mısınız çok utanıyorum, sizi tanımıyorum. Ailemi bulun bana yoksa çığlık atarım."

Aniden elime atıldı ve elimi tutup bir öpücük kondurdu.

"Beni tanımadın mı Katre?" Ona şaşkınca baktığımda gözlerinde bir kırgınlık oluştu. "Katre beni nasıl tanımazsın? İnanamıyorum sana. Karan ben."

Başımı iki yana salladım. Karan da neyin nesiydi yahu?

"O da kim oluyor? Sizi tanımıyorum. Ayrıca Karan diye isim mi olur?"

Kırgın ve yargılayıcı bir sesle konuştu ve benden bir adım geri çekildi.

"Katre diye oluyor ama Karan diye mi olmuyor? Ayrıca muhterem ve muhteşem zevcem beni tanımadı, hüsrana uğradım. Mamafih kısa süre sonra düğünümüz olacak."

Şok içinde ona baktım. Bu nasıl olabilirdi? Neden onu tanımıyordum neden balık gibi kokuyordum ve neden buradaydım?

"Ben daha küçüğüm, genç adam. Babam beni size vermiş olamaz ayrıca." Kaşlarını çattı ve karşıma dikildi. "Param yok diye mi bunlar? Gözünüz paradan başka bir şey görmüyor; işe bakın ki bu nişanı ben bozuyorum. Babanız beyefendiye de kızınızı parayla evlendirin, nur topu gibi dolarları olsun borsaya yön versin diyeceğim." Ağzım kocaman açıldı, çıkacakken önüne geçtim.

Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin