PAO 29 Kısım 1: Derin Aden İnternet Kişiliği

4 2 0
                                    


Kalemime uç koyarken en son bunu ne zaman yaptığımı düşündüm. Koymayı başaramayınca sinirle inledim ve kalemimi inceledim. 0,5 kaleme 0,7 ucu zorluyordum. Bıkkınca arkamı dönerek bir şey demeden Kaan yazı yazarken kalemini aldım ve elimdeki kalemi ve ucu sırasına bıraktım. Anlamaz bir şekilde inceledikten sonra 'klasik Derin' diye düşünüp uygun ucu koydu kaleme. Kalemimi ondan alıp kendi kalemini uzattığımda beyni yanıyor gibi baktı bir süre ama sonra dersi kaçırmamam için beni önüme döndürdü.

Tahtadakilerin ne olduğunu bile bilmiyordum kardeşlerim, yazılar formüller vardı ama hiçbir kısaltmanın anlamını çözemiyordum. Gözlerimi dersin hocasına çevirdiğimde şaşırmadan edemedim. Bakın abartmayı sevmem ama bu hoca Vampir Günlükleri'ndeki Damon'dan farksızdı. Mavi gözler, dağınık siyah saçlar, can yakan bakışlar, siyah tişört, siyah pantolon, ayağındaki siyah botu da görmemle ağzımdan bir yuh kaçtı. Eylüldeydik dostum. Teneffüse az kaldığı için dersi noktaladı ve gözleri sınıfta gezerken bende takılı kaldı.

"Seni tanımıyorum." Ciddiyetle süzdüm onu. "Ben de sizi." Dudak büzerek devam ettim. "Ama çok tanıdık geliyorsunuz: Salvatoregillerden Damon?" İşaret parmağımı uzatarak dediğim şeyle sınıfın kızlarının hepsi iç çekti.

"Hayır değilim." dediğinde elimdeki kalemi bıraktım. "Benzerlik göz alıcı." Sınıfın kızları tekrar iç çekince yüzümde bir sırıtış oluştu. Bir süre hatırlamaya çalışıyormuş gibi kollarını bağladı ve bir elini çenesine yerleştirdi. Yoklama listesine göz gezdirdikten sonra bana döndü.

"Seni önceden görmüş gibiyim... Bir dakika," dedi ve yoklamada ismime denk gelmiş gibi baktı. "Ankara'da bulundun mu hiç?" Şaşırarak başımı salladım. "Ankaralıyım."

"Hmm. Hangi okuldan geldin?" Alt dudağımın içini ısırdım. Söylersem şüphe çekerdim ama gerçekte olanı saklamak saçmaydı. "Yıldız Koleji." Dediğim şeyle kısa bir süre sessiz kaldı. "Mete de oradan gelmişti yanlış hatırlamıyorsam?" Bir şey demedim.

"Bir dergide fotoğrafın vardı, hatta birden fazla dergide." dedi sorarcasına, olası bir durumdu bu. "Verdiğim pozlara göre değişir cevabım."

Önündeki kâğıtlara döndü ama ardından kafasını hızla kaldırdı.

"Şimdi daha iyi hatırladım. Sen şu iş adamının evine iş makinesiyle giren kızsın. Derin Aden." Sınıftakiler şokla bakarken gülümsedim. "Yorum yapmıyorum."

"Nasıl bir duyguydu?" Dudakları kıvrılmıştı bunu sorarken. İğrenircesine yüzümü buruşturdum.

"Ev güzeldi ama keşke elimde evin bir planı olsaydı, gecenin bir vakti yatak odalarına dalmazdım böylece." Yüzümü bir kez daha buruşturdum. "Sanırım meşgullerdi ama söz aldım, çocukları olursa adını Derin koyacaklar. Baktıkça beni hatırlarlar." Sonra gülerek ekledim. "Bakamasalar da sağlık olsun."

Birkaç gülüşme sesiyle ve Kaan'ın omuzlarımı sıkmasıyla ona döndüm. Yüzünde onaylamaz bir ifade vardı. "Yüz yılın cenabeti!"

"Bunu seninle tanıştığım an anlamalıydın." dediğimde inkar eder gibi kolunu salladı. Önüme döndüğümde hocanın yüzünde gülümsemenin verdiği izler vardı, yüzünü ciddileştirdi zilin çalmasıyla. Birkaç kişi dışında kimse çıkmadı.

"İlk gittiğin liseden atıldığında, pek iyi hatırlamıyorum ama atılmıştın sanırım, öğretmenlik yaptığım okulun müdürüne seni almak konusunda ciddi ısrarlarda bulundum ama onun dediği şuydu: canımı seviyorum." Kaşlarım çatılırken gözlerimi kıstım. "Hangi okul?" Sınıf defterin kapağını açarken bakışları bana döndü. "Çankaya Özgür Koleji." İnanmazcasına ona baktım.

Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin