Aynı gün Kanada Yeraltı Atom Enerjisi Araştırma Lab. (Türkiye Yerel Saatine Göre 14:21)
Profesör korkuyla gözlerini mikroskoptan çekti. Gördüklerine inanmakta zorluk çekiyormuş gibi, masayı çevreleyen çeşitli ülkelere mensup ama Amerika bayrağı altında bütünleşen bilim insanlarına bakmaya başladı. Yeşil gözlerinin uykuya ihtiyacı vardı. Bu yolculuk ona yaramamıştı. Ellerini kırlaşmış saçlarından geçirerek, masadan kalktı.
"Bu olamaz, bu... Bu imkânsız. Mucizelere inanmam ama bir mucize bu: Tanrı tarafından insanoğluna sunulan bir mucize." Ardından nefesini yorgun bir şekilde verdi. Pes edişin başlangıcıydı bu. Laboratuvarın soğuk, metalik duvarları arasında bilim insanları kaygılıydı. Masaların üzerinde bilgisayar ekranları, laboratuvar ekipmanları ve kan örnekleri ile bekleyen meraklı gözler sadece onları ilgilendiren kısmı dinlemek istiyordu. Hayat da bu değil miydi zaten? Televizyonda izlediklerinize, gazetede okuduklarınıza üzülebilirdiniz ama ucu size doğrudan batmadıkça onlar sizin için sadece doğanın kanunu ya da kafanızı kuma gömme vaktinin geldiğinin birer işaretiydiler. Bir an sıradan bir insan gibi hissetti kendini Jonathan, eğer nefret duygusu milyonlarca insanın yaşamından daha önemli olsaydı o an hepsinden nefret edebilirdi... Bir kişi dışında. Gözlerini kapattı ve duymayı bekledikleri kısmı iletti, vicdanı zekâsı karşısında mağlubiyete uğrayan bilim insanlarına.
"Ama korkarım ki bizler için bir kıyamet kesiti sevgili kardeşlerim. Bu nasıl olabilir?"
Başını kendinden geçmişçesine sağa sola çeviriyor, bilim insanlarına endişe yüklü bakışlar atıyordu. Tedirginlik somut bir değer kazanırken, göz bebekleri irileşiyor ve birbirlerine bakıyordu bilim insanları. Bir kişi hariç, onun tüm bu olanlardan haberi vardı ve şu an bilim dünyasının birbirine düşmesini keyifle izliyordu.
"Profesör Jonathan, lütfen sakin olun."
Profesör, asistan kızın uyarılarını dinlemedi. Laboratuvarın içinde volta atmaya devam etti. Titreyen sağ elini saçlarından geçirdi takıntısı gereği. Yeşil gözleri korku doluydu. Ellerinde olan kan tüpü onları bitirecek nitelikteydi.
"Bu imkânsız..." Kanın içeriğini titizlikle inceliyordu. Her damlasında kanser hücrelerinin normalde tehlikeli ve ölümcül olan özelliklerini kaybettiğine dair bir işaret vardı. Bilim insanları, bu olağanüstü dönüşümün ardındaki nedeni bulmak için her türlü testi uyguluyorlardı. "Bay Wilhelm'i ara Marie! Laboratuvara döndüğümde onu karşımda görmek istiyorum."
Asistan kız hızlı adımlarla komuta uyarak çıktı. Masada fısıltılar oluşmaya başlamıştı, tuhaf aksanlar ve birbirinden farklı diller çarpışarak bir uğultu fırtınası başlatıyor ve bitiriyordu. Dünya'nın dört bir yanından gelen ve kendini Amerika Bilim Uygulamaları Firması'na adamış bilim insanlarından yükselen ortak duygu, su götürmez gerçeğin başlatacağı yangının önlenmez korkusuydu. Masadaki Türk'ün dudakları kıvrıldı. Parmağındaki Yıldız işlemeli gümüş yüzüğü çevirmeye başladı. Melissa Miller'ın dikkatini çekmişti bu tavrı. Türk, bunu fark etmiş gibi Miller'a çarpık bir şekilde sırıtıp göz kırptı. Melissa bakışlarını kaçırdı. İlişki kurmak yasaktı.
Melissa, otuzlarının başlarında, fiziksel olarak zarif ve çekici bir görünüme sahipti. Uzun, kahverengi saçları dalgalıydı ve derin kehribar gözleri, insanları etkileyen bir parlaklığa sahipti. Daima gülümseyen dudakları, zarif bir gülümsemeyle çerçevelenmişti. Yüksek elmacık kemikleri ve zarif çizgileri, ona sofistike bir hava katıyordu. Vücut yapısı ince ve atletikti, çünkü spora olan ilgisi her zaman ön plandaydı. Melissa, bilimsel araştırmalara adanmıştı ve bu uğurda sosyal hayatından ve kişisel zamanından büyük ölçüde vazgeçmişti. Her daim laboratuvarında, deneylerini gözden geçirirken veya yeni bir teori üzerinde çalışırken görülürdü. Bu yoğun tempo, onu bilim dünyasında saygın bir konuma getirmiş olsa da, kişisel hayatındaki fedakarlıklar da bir o kadar büyüktü. Bu firma için kardeşini feda etmişti, slogan belliydi: BİLİM HER ŞEYDEN ÜSTÜNDÜR!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)
Novela Juvenil"Yıldızlar tehlikelidir, Öğrenci. Onlara ulaşamazsın yalnızca kayınca dilek tutarsın, kayanın yıldızlar değil de hayatın olduğunu bilmeden." Ailesinin gizemli ölümünün ardından, gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar dehşet içinde ve yalnız olan Öğrenci...