Pizza yerken utancımdan Karan'a bakamıyordum ama o bakışlarını üzerimden çekmemekte ısrarcıydı. Ağabeyimin onu dövmemesi için feda edeceğim şeyleri düşündüm. Zor olacaktı. Lenslerimi ağabeyim seviyor muydu acaba? Telefonuyla ilgilenirken pizza yiyen ağabeyimin yanağını kocaman öptüm. Bana döndüğünde yüzünde çok büyük bir şaşkınlık vardı. Bir aydır onunla konuşmaktan bile kaçınırken şimdi mutlu mutlu onu öpüyordum.
"Ağabey, lenslerim sence nasıl?" Kolaya uzanırken sorumu düşündü.
"Hayatının bu döneminde kendini tanımaya çalışıyorsun, deneye yanıla neleri sevip sevmediğini anlayacaksın. Lenslerini de bu denemelerden biri olarak görüyorum. Kendini ve aynaları da sevmeye başlayacaksın elbet. Neredeyse 18 yaşındasın, daha yolun uzun."
Bu kadar olgun bir açıklama beklemediğim için bir süre ağabeyimi izledim.
"Bu kız aynaları seviyor zaten, bir de bazen girdiği tripler var, Taxi Driver'daki sahne gibi..." Sena'nın ne anlatmaya çalıştığını anladığım için anlatmasına müsaade edemezdim. Hemen sandalyesini geriye çekip onu devirdim. Yuvarlak masaya tutunmaya çalışsa da beklemediği için direkt düştü ve elindeki kola da saçına saçıldı.
Bu yaptığım şeyin şokuyla herkes bana dönerken Egemen hemen Sena'yı kaldırmaya çalıştı. Sena kızgın bir şekilde kalkarken bunu nasıl lehime çevirebilirim diye düşündü.
"Kızım sen manyak mısın? Üstüm başım rezil oldu zaten Egemen'le otele gitsek üstümden başımdan dolayı bana saatlik eskort muamelesi yapacaklar halime bak, ışıklardaki kadınlardan ne farkım kaldı, jilet de tüküreyim tam olsun."
Utançtan kızardığımda ağabeyimin sinirli bakışları bana döndü.
"Özür dilerim Sena anlık refleksle çektim. Böyle hissediyorsan otele gitme ve hep benim kıyafetlerimi giy. İstediğini alabilirsin." Sena keyifle sandalyesini çekip oturdu ve ani bir hareketle üzerimdeki tişörtü parçaladı. Şok içinde çığlık attığımda bir parça bez yırttı ve saçındaki kolaya bastırmaya başladı.
Ağabeyim ibret alır gibi bize bakarken, Egemen ise Sena'nın kıyafetini yırtmam için beni cesaretlendiriyordu. Merve ise bir köşede birbirimize saldırıyor oluşumuzu kıskançlıkla izlemekle meşguldü. Gözümüz kesiştiğinde tırnağını yediğini fark ettim ve önümdeki kolayı ani bir hareketle ona saçtım.
Çığlık atıp kızarken içten içe kahkaha attığını biliyordum.
"Yaa Derin'im neden yaptın bunu şimdi kıyafetinin diğer kısmını da ben yırtmak zorunda kalacağım..." Onun yırtamayacağını bildiğimden dalga geçtim. Kaan ani bir hareketle üzerindeki tişörtün karın kısmımı yırtıp ona uzattı. Bakın Merve uzanıp alırken öyle bir cilve yapmıştı ki Leonardo DiCaprio kalbini söküp uzatsa bu kadar mutlu olmazdı.
Ağabeyim şok içinde bu olanları izlemeye devam ederken ona döndüm. Dönüşümü fark edip sertçe baktı. "Derin organlarının yerini değişirim üstüme bir şey dökersen."
"Yuh abi, buna cesaret edecek kadar ölüme susamadım."
Bu sözüm biteli bir saniye olmamıştı ki ağabeyimin tişörtüne bir bardak kola boşaltıldı.
Karan tarafından.
Herkes şok içinde onlara bakarken, ki çoğumuz ağzımızı kapatmıştık, ağabeyim gözlerini kapattı. Şu an ağzının içinde sinirden ısırdığı parçalar bile karın doyurmaya yetecek kadar çoktu. Derin bir şey yap!
Ağabeyim ayaklanmıştı ki hemen masanın üzerine çıktım. "Ağabey eğer dövmezsen Lens takmam bir daha." Ağabeyimin sinirli gözleri benimle buluştuğunda yetersiz bulduğunu düşündüm. Düşün Derin. "Okulda birinciliğe kadar yükselir ve dönem ödevlerimi başkalarına yaptırmaya çalışmam."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)
Teen Fiction"Yıldızlar tehlikelidir, Öğrenci. Onlara ulaşamazsın yalnızca kayınca dilek tutarsın, kayanın yıldızlar değil de hayatın olduğunu bilmeden." Ailesinin gizemli ölümünün ardından, gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar dehşet içinde ve yalnız olan Öğrenci...