PAO 32 Kısım 2: Kanıma Karışan Duman

4 2 0
                                    

"Ben gidiyorum Kamer, sana iyi günler ama sadece sana iyi günler."

Başını salladı ve Karan'a kaşlarını çatarak döndü. Yengeymiş, gel de vurma! Lavaboya doğru ilerledim. Saçımı düzeltecektim, bugün hava baya sıcaktı. İstanbul'un havasına alışamamıştım. Nemi adamı öldürürdü. Ankara gibi değildi. Nerede Ankara'mın o insanı donduran ayazı?

Elimi saçıma atmamla telefonum çaldı. Numarayı görmemle kötü hissettim.

"Efendim Merve?" Derin bir nefes aldığını duydum, başlıyoruz.

"Derin bak, sırtındaki şeyin nasıl olduğu konusunda söylediğine inanmış değilim. Bir daha olursa abine söyleyeceğim." Sesi titriyordu, kaşlarımı çattım. Ağlıyor olmalıydı hala.

"Merve ağlama artık, ne olursun. Küçük yaralar sonuçta, geçici. Bak sırtımda olduklarını bile unuttum. Kısa zaman içinde sırtım tekrar eski haline gelir." İç çektiğini duydum.

"Bana nasıl olduğunu ve neyle yaptıklarını söyle. Bak söylemesen okula gelir kendim öğrenirim." Gözüm lavabonun üzerindeki çantaya takıldı, işlemeleri güzeldi. Bu yıl bunlar modaydı herhalde, birkaç sitede görmüştüm.

"Merve anlatıyorum ama tekrarlatma. Bak şimdi gece ben öyle dışarıda geziyordum ve bir kadının bağırdığını duydum. Dışarıda o saatte ne işin vardı deme, evden kaçmıştım. Bunu sonra konuşuruz. İşte kadının yanına yaklaştım, bir de ne göreyim? Karnı burnunda olan kadını darp ediyorlar, ben de işin içine girince tabii kadını bıraktılar." Güldüm. "Çünkü bana daldılar. Olay bu kadar basit." Sinirle inledi.

"Sen çok aptalsın." Başımı salladım. "Biliyorum Merve ama sen olsan ne yapardın? Bebek ölebilirdi." Derin bir nefes aldı. Birkaç dakika bir şey demesini bekledim. "Sırtını neyle o hale getirdiler peki? Bak arkadaşlığımız üzerine yemin et ve söyle." Ofladım.

"Tamam. Kemer ve kâğıt kesiği." Sesi gelmedi bir an. Hıçkırdığını duymamla gözümü sımsıkı kapattım. "Derin kağıt kesiği çok can yakar, canını nasıl yaktı hayvanlar? Allah belalarını versin, elleri kırılsın." Dudağımın içini ısırdım.

"Merve sen beni bilmiyor musun? Girdiğim ilk kavga, yediğim ilk dayak değil. Daha kötüsünü de görmüştüm. Ayrıca sen bir de karşı tarafı görecektin." Gülmemle birlikte aptal diye mırıldandı. "Merve ağızlarıyla burunları yer değişti, Batman oradan geçmişti sanki. Bir de yalvarıyorlar biz ettik sen etme diye."

"Sen eve gel, sen de aynısını diyeceksin merak etme. Üzerinde fantezi kuracağım." Güldüm bu dediğine aynadaki yansımama bakarken.

"Karan'ın telefonunu verirken naz yapmayı unutma." Göz devirdim. "Ne diyeyim? 'Karan dün gece çok güzeldi, telefonun bende kalmış, dikkat et belki kalbin de kalmıştır. Hemen evlenelim, Derinnaz'lar için bu şart' mı?" Gülüşü kulağıma geldi.

"İşte aradığım açık sözlülük bu! Karannaz'lar için bu şart." Aptal diyip telefonu yüzüne kapattım. Kapattıktan sonra ise istemsizce güldüm. Karannaz?

Saçlarımı sıradan bir topuz yaptım ve sınıfıma doğru çıktım. Karan'ı yalnız görmemle kapıyı sertçe çarptım. Bakışları bana dönünce bıkkınca göz devirdi. Sinirle yanına gittim.

"Nasılsın, Karan? İyisindir. Ben de iyiyim, yengenim sonuçta." Cevap vermeden kâğıda bir şeyler yazmaya devam edince ona kötü kötü baktım ve çantamdan telefonunu çıkarıp ona uzattım. Elimden alırken hiçbir şey demedi. Kaşlarımı çatsam da herhangi bir yorumda bulunmadım. Bakışlarını kağıda çevirip elindeki kalemi bıraktı. Kağıdı defterinin arasına koyarken bakışlarımı bir an olsun üstünden çekmedim. Açıklama yapması gerekiyordu. Her hangi bir yorumda bulunmadan pencereden dışarı bakmaya başlayınca kendimi kötü hissettim. Okul Karan'ından nefret ediyorum.

Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin