Omlet kokusu gelirken burnumu kapattım. Ebrar geçmişte de böyle tepkiler verdiğimi hatırlayınca gülümsedi ve uzanıp elimi öptü. Ben de onun elini öptüğümde sıcak bir şefkat duygusu yayıldı. Üzerine basacak kadar iyileştiğimde Ebrar beni ayağa kaldırarak yaramı sardı güzelce. "İçerideki adam anlamamalı. Üstüne basamıyormuş gibi davran." dediğinde onayladım ve mutfağa ilerledik.
Karan'ı kahvaltı hazırlarken görünce yumuşacık oldum. Mutfağa girmemle beni fark etti, ona büyük bir sevgiyle baktım ve sevgiyle gülümsedim. Yanıma geldiğinde öpmek için uzandım ama sandalyeyi çekip, beni tersledi. Bu duruma şaşırırken masada bizi izleyen Ölümcül'ü fark ettim. Bakışlarımı kaçırmaya çalıştığımda uzaylı görmüş gibi beni izlemeye devam etti. Karan Ebrar'a ısrarla yiyecek bir şeyler verdiğinde, havaya baktım.
"Keşke baykuşum olsa 'gece oldu sahip, gündüz oldu sahip' derdi. Şimdi saat kaç, o 4'e geliyormuş... Fena."
Ölümcül beni izlerken aniden ayaklandı ve panikle sandalyesini itti. "Neyin kodu bu? Keskin nişancı mı var?" Duvar tarafından sürtünerek ilerledi, perdeyi süratle çektikten sonra duvarın dibine çöktü.
Karan dudak büküp ona acır gibi baktıktan sonra sordu. "Kavurmalı omlet yer misin?"
Ölümcül, bakışlarını benden çekmediğinde mırıldandım. "Ben omlet sevmem Caner abi, senin adına da karar veremem bakma öyle." Ona adıyla seslenmemle şoka girdi ve gözlerini Ebrar ve Karan'a çevirdi.
"Ona ne yaptınız? Aynı kişi değil. Herkesten sakladığı bir ikizi mi var?" Karan bir süre düşündü. "Onu uyuşturduk acıyı hissetmesin diye, kendinde değil. Şimdi cevapla: Omlet ister misin?" Karan'a güvenmese de kendi önüne de koyduğunu fark edip başını salladı.
On beş dakika boyunca Caner beni izledi. Lokmasını çiğnerken, portakal suyunu içerken, menemene ekmek banarken, beni izlediği için domates kıyafetine dökülürken, ben buna gülerken, Karan yumurtanın tadının kötü olmadığını, neden yemediğimi sorgularken, çocukken tavuğun yumurta çıkarışını gördüğümü anlatırken, yuvarlak deliği ifade ederken, Ebrar'ın iştahı kaçarken ama Karan'ın ısrarlarıyla yemeye devam ederken, portakal suyumu içerken ve Karan denemem için kavurmalı omlet uzatırken, yememek için ağlamaya başlarken, Karan beni susturmak için portakal suyu içeceğini söylerken, Ebrar alerjisinin ciddi bir durum olduğunu ve onu öldürebileceğini iddia ederken, Karan 'keyfim bilir' derken, Ebrar bunu çocuksu bulurken, Karan onunla iddiaya girip portakal suyuna uzanırken, sonra gelen portakal kokusuyla midesi burkulunca yan çizmeye çalışırken, Ebrar'a ve iddiaya itiraz ederken ve ben tüm bu süreçte mızıkçı diye seslenirken. Tüm bu süreçte Caner sadece beni izledi.
"Ne verdiniz bu şekilde uyuşturmak için? Normal bir genç kıza benziyor."
"Ben hep normaldim." dediğimde nefret ve alayla yüzümü izledi. "Hayır Lucy kesinlikle değilsin, sen insanlığa en uzak yaratıksın. Senden nefret ediyorum. Örgüte katıldığın günden beri dayak yerken ölmeni diliyorum. Bir canavarsın sen."
Bu itirafıyla gözlerim dolarken Karan'ın sinirli bakışları ona döndü. Dayanamadım ve fısıldadım. "Benim masamda kahvaltı yaparken bana nasıl böyle dersin? Zehir olsun."
Bu cümlemle lokması boğazına dizilirken aniden ayağa kalktı. Balkona koşmak istediğinde Karan onu omuzlarından tuttu. "Paranoyak gibi davranıyorsun, herhangi bir şeyin içinde zehir yok. Şu an ona normal bir insan muamelesi yap ve sözlerinin altında anlam arama. Sonra ben her kahvaltıda olduğu gibi insanları toparlamaya çalışırken kahvaltı yapamıyorum ve Derin arkamdan kaslarımın eridiğini anlatıyor yakın arkadaşımıza."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Perde Arkasındaki Oyun (Düzenlenmekte)
Fiksi Remaja"Yıldızlar tehlikelidir, Öğrenci. Onlara ulaşamazsın yalnızca kayınca dilek tutarsın, kayanın yıldızlar değil de hayatın olduğunu bilmeden." Ailesinin gizemli ölümünün ardından, gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar dehşet içinde ve yalnız olan Öğrenci...