Chapter 64

102 9 9
                                        

Harry'nin Ağzından;

                          Gökyüzünde milyonlarca yıldız uzanmış yatıyordu. Elimi birazcık kaldırsam hepsine sahip olabileceğim kadar yakındılar ama ben sadece onların güzelliğine bakıyordum. Yüzlerce güzel yıldız geceyi yavaş yavaş aydınlatıyor ve yolumu daha net görmemi sağlıyorlardı. 

                          Daha yola çıkma cesaretini gösterememiş olmama rağmen özlediğim çok şey vardı. Onunla uyanmayı çok özlemiştim mesela. Saçlarını gece yatmadan sıkıca bağlamasına rağmen uyandığı zaman her yeri kaplamış olurlardı. Tokasını çıkaranın ben olduğumu hiç bilmeyecekti. Uyumaya devam etmek için direnirken onu izlemenin nasıl hissettirdiği özlüyordum. Onu çok özlemiştim. 

                         Gözlerimi dünyada sahip olabildiğim tek yıldızıma çevirirken canım yanmıştı. Kapalı olan gözleri açılmak için uğraşıyor gibiydiler. İstemsiz attığım adımlarım beni yatağın üzerine bıraktığında hissetmiş gibiydi. Son kez olduğunu bilerek kendimi yanına yerleştirdim ve elinin belime dolanmasına izin verdim. Sağ elimi kaldırıp yüzünün güzel hatlarında gezdirirken daha huzurlu gözüküyordu. Dakikalarca onu izledim. 

                        Bir dakika. Eğer bir dakika daha erken girmiş olsaydım o odaya, onu bırakmak zorunda kalmayacaktım. O lanet olası bıçak Clara'ya dokunmayacaktı. Sadece oradan çekip gidecektik ve ben, ben onu asla bırakmayacaktım. Tam da yemin ettiğimiz gibi ölüm bizi ayırana dek yanında olacaktım. İşte o bir dakika benim kaderimdi. 

                        Ayağa kalktığımda yastığıma sıkıca sarıldı. Gözlerim dolarken elimle ağzımı örttüm ve bu güzel görüntü ile gülümsedim. Onunla ilgili hatırladığım son şey bu manzara olacaktı. Bir kez daha arkama bakmadan dışarı çıktım ve yıldızlara baktım. 

''Onu ne kadar çok sevdiğimi hiç unutmamasını sağlarsanız çok memnun olurum.'' Gözümden akan yaşı tutmak için çabalamadım. 

                     Erkekler de ağlardı. Tıpkı umudunu kaybeden her insan gibi. Bu yüzden gözümden akmak için bekleyen diğer yaşların da özgür kalmasına izin verdim ve yürüdüm. Izdırap dolu adımlarla umudumdan uzaklaşıp giderken bir yıldız kaydı. Tek bir dileğim vardı. 

''Çok mutlu olsun.'' 

Clara'nın Ağzından; 

                    Sanırım biliyordum. Gittiğini hissedebiliyordum. Sadece yastığına sarılarak birkaç saniye daha gitmemiş gibi davrandım. 

                    Ellerim fazla yumuşak olduğu için şikayet ettiği yastığı yavaşça bedenime doğru çekti. Kokusunu içime çeke çeke sardım kollarımı yastığına. Cennet bahçesi gibi kokan yastığının üzerine damlayan yaşlarımı hiçe sayarak daha da sıkı sardım kollarımı yastığına onu hissetmek istercesine. 

                     Hissettiğim şey kendini acıya bırakırken ağlamaya devam ettim. Kokusuna alışıyor, almamaya başlıyordum. Yatağın sol tarafı soğuktu. Yaz ayının ortasında buz kesmiştim. Soğuk tenimi yakıyor, farkındalık hissini kalbime yavaş yavaş taşıyordu. 

Gözlerimi açtım. 

                     Her şey aynıydı. Şifonyerin üzerinde duran yırtık kağıt parçası hariç her şey. Daha bakmadan onun bıraktığını biliyordum. Hiçbir zaman kağıt koparmayı becerememişti. Yastıktan zorla ayırdığım bedenimi oturmaya zorlarken güneş yeni doğduğunu belli edercesine parlıyordu. Ağzımda düğümlenmiş sessiz hıçkırıklarımla fırlayarak perdeyi çektim. Şifonyerin üzerinde duran kağıt parçası hareketimin fevriliği nedeniyle yere süzülürken acıyla yutkundum. Kağıdı almak için eğilmeye gerek duymadan kendimi yere bıraktım ve bağdaş kurarak sırtımı şifonyere dayadım. Kurşun kalemle yazılmış yazıların üzerine elimi gezdirirken gözümden akan yaşlar birer birer kağıdın üzerine yayılıyordu. 

'Beni affet. Böyle olmaması gerektiğini biliyorum ama seni bir daha ağlarken görürsem gidemeyeceğimi hissediyordum. Bu yüzden sana uyku ilacı verdim. Sana veda etmeye gücüm yok Clara. Her konuştuğum kelime bir bıçak gibi tenime batıyor bu yüzden yazacak kadar korkakça davranıyorum. Gitmem gerekiyor. Sonsuza kadar olsa da iyi olduğunu bildiğimden bunun için pişman olmayacağım çünkü seni seviyorum. Seni lanet olasıca bir şekilde seviyorum insan. Beni affet çünkü sana bu acıları yaşatan kişi olduğum için ben kendimi asla affetmeyeceğim. Seni seviyorum, seni seviyorum ve seni seviyorum, 

sonsuza dek...'

                     Bir süre nefes alamadım. Boğazım acı dolu feryatlar ile dolmuş gibiydi. Kalbim eksik kalan yanının acısına daha fazla dayanamıyor gibi çırpınıyordu. Başım dönüyor, midem bulanıyor ve dikişlerim sızlıyordu. Daha önce hiç bu kadar acı çekmemiştim. Karnıma giren bıçağın acısı bunun yanından bile geçemezdi. Bu bir sigara gibi yavaş yavaş öldürüyordu çünkü. 

                    Hıçkırıklarım kendilerini özgürce dışarı attığında yorgundum. Bedenim zangır zangır titriyordu. Mektuba sıkıca sardığım ellerim kilitlenmiş gibiydi. İlk defa zaman bu kadar yavaş ilerliyordu sanki. Gözyaşlarım tükendiğinde acımla sardığım yeminimi sessizliğe fısıldadım. 

''Sonsuza dek.'' 


                      


ALİENHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin