Bir hafta sonra...
Abim ve ablam gelmişti. Ve şu an bilin bakalım ne yapıyorlar? Kavga ediyorlar. Neden olduğunu sormayın ben de bilmiyorum.
Sabah sabah zaten onların gürültüsüne uyandığım için de ayrı bir kızgındım.
Şu geçen bir hafta içinde günümüzün çoğunu Sedalarla geçirmiştik. Bugün herkes evlerde takılacaktı. Kendimize dinlenme süresi tanımıştık. Ben bu sürede tamamen uyumayı planlıyordum. Fakat canım abim ve ablam (!) kargalar daha bokunu yemeden beni kaldırmışlardı. Ben de yatağımdan kalkıp onları susturmak için gitmiştim ama bir şekilde ben de kavgaya dahil olunca ordan kaçıp yine odama gelmiştim. Eşşek kadar oldular hala çocuk gibi davranıyorlar. Hâlâ anlamış değilim.
Yataktan kalkmak istemediğim için kendimi uyumaya zorladım ama yoook. Nerdee...
Keşke babamlar olsaydı. İkisini de sustururdu. Babaaağğğ, anaaaağğğg... Help meee. Doğru ya! Canım babam ya!
Yatağımın yanından telefonumu alıp babamı aradım. Telefon hala çalarken odadan çıkıp abimler in odasına geldim ve babama bu gürültüyü dinletmeye başladım. Babam bir süre sonra benim telefonumu kapatıp Abimi aradı. Ablam ve abim anında susarken abim telefonu açtı.
"Efendim."
"........"
"Ne kavgası? Tabiki Hayır!"
"......."
"Off tamam baba."
"......."
"Görüşürüz."
Bu işi de hallettigimize göre gönül rahatlığıyla uyuyabilirim. Odama geçip yatağıma kavuştugumda yorganı kafama kadar çektim.
"Hadi kızlar oturmaya mi geldik! Hobaaa!..."
"Yandan yandan!"
"E haydi bayanlar halaya!"
Mezleke oynayan teyzeler bir anda halay çekmeye başlayınca ne yapacağımı şaşırmıştım. Aniden sahneye Bülent Ersoy kılıklı Serdar Ortaç çıkınca da Şaşkınlığım daha da artmıştı. Ve artan Şaşkınlığımı daha da arttırıp beni şaşkınlıktan bayıltan o şey oldu. Bülent Ersoy kılıklı Serdar Ortaç bir anda 'allah belanı versin. Allah seni kahretsin yaaar.' Diye şarkı söylemeye başladı. Neler oluyordu böyle. Oysaki ben çok modern bir düğün planlamıştım. Evet düğün. Kimle evlendiği mi bile daha görmemiştim.
Sahi! Kimle evleniyordum ben? Teyzeler bir anda coşup, Bülent Ersoy kılıklı Serdar Ortaç 'allah belanı versin.' diye şarkıya başlayınca korkudan kaçmıştır belkide.
'Allahım ne büyük acılar yarebbim' diye düğünden kaçarken bir anda ortamı sel basınca bir çığlık attım.
Yataktan zıplayarak kalktığımda herseyin bir rüya olduğuma mı sevinsem yoksa başımdan aşağı dökülen suyla sinirlensem mi bilemedim. Abim ve ablam odamda tepinerek anırırken bir yandan da telefonda 'allah belanı versin yaar' diye müzik çalıyordu. Yataktan sinirle kalkıp yere yatmış kahkaha atan abim ve ablama baktım. Abim biraz olsun kahkahasini durdurdugunda bana dondü.
"Bizi babama şikayet etmek ha! Üzgünüm kardeşim ama bunu hak ettin." Deyip yine kahkaha atmaya basladi. Siz şimdi görürsünüz.
Onlar hâlâ kahkaha atarken yatağımın yanındaki komidinin çekmecesinden yeni aldığım sıvı yapıştırıcının yarısını başlarından aşağıya boşalttım. Ablam cırlayarak banyoya koşarken abim söverek odamdan çıktı.
Abim çıkarken ben de peşinen bağırdım.
"Üzgünüm abicim ama bunu hak ettin!"
Sinirlerim biraz yatıştiğida yatağımı toplayıp ıslak yastığımı kuruması için cam kenarına bıraktım. Ne olur ne olmaz abim ve ablamın gelme ihtimaline karşı kapımı kilitleyip ıslak Üstümü değiştirdim.
Tuvalete gitmem lazımdı ama şu an odadan çıkamıyordum. Göt korkusu işte. Dışarıdan bir kapı sesi geldiğinde ablamın duştan çıktığını anladım. Bir kapı sesinin ardından da Abimin duşa girdiğini anladım. Bana da sabırla beklemek düşüyordu. 10 dk sonra bir kapı sesi daha duyduğumda abimin çıktığını anladım. Biraz daha bekledikten sonra yavaşça kapıyı aralayıp sağa sola baktım. Kimsenin olmadığını görünce hızlı adımlarla tuvalete girdim. Kısa sürede işlerimi bitirip tuvaletten çıktım. Ve gerisi büyük bir beyazlık. Allahım öldümmü. Sanırım beyaz ışığı görüyorum. Yok ya unmuş. Un mu!?
"Noluyo lan!?"
Abimler yine kahkaha atmaya başlayınca bağırmaya başladım.
"Allah sizi kahretsin! Çocuk musunuz siz ya!? Sizi lanetliyoru! Allah belanızı vericek!"
Çıktığım tuvalete geri döndüm. Duş aldıktan sonra giyinmek için odama geçtim. Dizimin bir karış üstünde siyah bir etek giydim ve üstüme de göbeğimi açıkta bırakan açik renk bir gömlek giydim.
Saçlarımı aynanın karşısında kurutup taradım ve açık bıraktım. Altına da siyah babetlerimi giydim ve aşağıya indim. Kahvaltı eden abim ve ablama kısa bir bakış atıp ben de mutfağa girip bir bardak portakal suyu alıp bir kerede bitirdim. Abimlere hiç bakmadan dışarıya çıktım. Televizyonun karşısına oturup bir dizi açtım ve Telefonumu alıp instagrama girdim. Evet televizyon açık olmazsa instagrama giremiyorum. Öyle bir piskopatım. Abim Mutfaktan bana seslendiģinde hiç takmadan telefonla ilgilenmeye devam ettim.
"Ece sana sesleniyoruz! Cevap versene!"
Yine takmadım.
"Küstünmü sen bize?"
Yine ve yine cevap vermedim. Ben cevap vermemeye devam ederken sağıma ve soluna iki kişi oturdu. Pardon oturmadı resmen uçtu. Abim sağ tarafımdan ablam sol tarafımdan gıdıklanma ya başladıklarında kahkahalarım bütün salonu çınlattı. Kahkahalarımın arasından zar zor konuşmaya çalışıyordum.
"Y-ya. Ya-yap-yapmayın. D-durun...."
"Sen bize nasıl küsersin? Çirkin şey!" Dedi abim gülerek.
"Affettigini söylersen bırakırız. " dedi ablamda.
Daha fazla dayanamayıp kekeleyerek konuşmaya başladım.
"T-tamam. Affe-ttim. Affettim."
"Ben duymadım Berke sen duydunmu?" Dedi ablam.
"Yok ben de duymadım Beril."
"Ya-ta-tamam. Affettiiiim. "
Diye bağırdığımda durdular.
"Heh şimdi oldu." Dedi ablam ve bize sarıldı. Abim de kollarını bize sardığında kendime biraz zaman tanıyıp nefesimi düzene soktum ve Kollarımı onlara doladım.
"Küsmedim ki. Kızdım biraz."
"Biz de kızdık çirkin. Babama şikayet etmek de ne demek?"
"Napıyım abi ya bi susmadız siz de."
"Tamam çirkin tamam. Bidaha olursa affetmem haberin olsun."
"Tamam abicim."
Kardeşlerin değerini bilmek gerekiyor gerçekten. Abim ve ablam olmasa ne yapardım ben. Tek başıma. Her ne kadar az görüşüyor olsak da sırlarımı saklayıp sorunlarıma çözüm arayan bir ablam, beni her şekilde ve her yerde koruyan benim üzülmemem için elinden gelen her şeyi yapan bir abim vardı. Daha ne isteyebilirdim ki?
♧◇♡♤♧◇♡♤♧◇♡♤
Selam! Bu bölümü nasıl buldunuz? Bu bölum sadece Ece, Berke ve Beril arasında geçen bir bölüm. Kısa olmuş olabilir. Ama kusuruma bakmayın. Bidaha ki bölümde görüşürüz. :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YAN KOMŞUM
JugendliteraturEce on yedi yaşında bir genç kız. Herkes gibi o da bir okulda okuyor ve o da okulunki yakışıklı bir çocuğa aşık olabiliyor. Ancak bir gün okulundaki büyük yangın ve babasının işi yüzünden yeni bir okula gitmesi gereklidir. Bu nedenle en yakin arkad...
