CİDDİMİ!?

41.9K 1.9K 199
                                        

Multi: ECE.  İYİ OKUMALAR...

Sabah gözlerimi büyük bir savaş vererek açmıştım. O kadar yorgundum ki yataktan kalkmayı bırak gözlerimi açacak halim yoktu. Hep o küçük cadının suçu. Pis varlık. Evladım olsa zevk için döverdim yemin ediyordum. Hayır yani sen dünyaya niye geldin. Bi halta yaradığın yok.

Dün Amcamlar minik cadıyı bize bırakmışlardı. Abim ve ablam arkadaşlarıyla buluşma bahanesiyle evden kaçmış babam ve annem de işe gitmişti. Çocuğa da benim bakmam gerekti. Her zamanki gibi....

O gerizekalı velet bozuntusu saçlarımı kesmişti. Bununla da yetinmeyip tabletimi kırmış ve elbiselerimi parcalamışti. He bide bütün evi dağıtmıştı. Saçlarım resmen mahfolmuştu.

Minik şeytan evden gidince babamlar gelmeden evi toplamayı basarabilmiştim. Ama kırılan tabletin, kesilen saçımın ve parçalanan elbiselerimin hesabını verememiştim.

Şaşırılacak şey ama babam bu sefer suçu bende değil o minikte görmüştü.  Allahım babam beni haklı gördü diye sevinsem mi yoksa saçlarım için üzülsem mi bilemedim. Hemen bir kuaföre gitmem lazımdı. Saçımın bir tarafı uzun bir tarafı kısaydi. Ve bu... Ćok kötü bir manzara çıkartıyordu. Kimseye görünmeden gitmem lazımdı.

Saçımı topuz yaparak -daha doğrusu yapmaya çalışarak- hazırlandim. Kısa olan saçlar aradan fırlıyordu. Derin bir nefes alıp Gözlerimin dolmasını umursamadan giyinmeye başladım. İşim bittiğinde mutfağa girip babamlar la kahvaltı yaptım. Ardından onlara kuaföre gideceğimi söyleyip hızla evden çıktım. Merdivenleri hızla inerken kimsenin beni görmemesi için dua ediyordum. Apartmandan çıktıktan sonra sabahın köründe taksi bulamayacağımı düşünüp yürümeye başladım. Telefonum çalmaya başlayınca bir an duraksadım.

Ya senin bu saatte diğerleri gibi uyuman lazım ama be çocuğum. Rüyanda beni mi gördün de sabah sabah beni arıyorsun?

ARAYAN: ÇAKMA SEVGİLİM

"Efendim?"
"Günaydın. Nasılsın?"
"İyiyim sen?"
"Bende. Nerdesin? Bugün bizimkilerle beraberiz haberin olsun."
"Tamam kaçta buluscaz?"
"Beraber kahvaltı falan yaparız diye düşündük."
"Ne olmaz! Şey benim işim var. Söz yapın kahvaltınizı sonra ben size katılırım. "
"Ne işin var?"
"Ruzgar... Ben gelince görürsün zaten. Hadi görüşürüz."

Birşey demesine izin vermeden hızla kuaföre gitmeye devam ettim.

Sonunda kimseye yakalanmadan kuaföre gelebilmiştim. Yaklaşık yarım saat sonra işleri bitmişti. Belime kadar uzanan canım saçlarım şu an Omzumun yarım karış altındaydı. Resmen ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Ücreti ödeyip dışarıya çıktım. Merveyi arayip nerde olduklarını öğrendikten sonra Sedaların evine gitmeye başladım. Seda ve Alara kahvaltıyı daha yeni hazırladıkları için şimdi kahvaltı Yapıcaklarmiş. Bir taksi durdurup sahile gitmesini söyledim. Geldiğimizde hızla arabadan inip kendimi Sedaların evine attım. Kapının açılmasını beklerken arkadan bir kapı sesi gelince o tarafa döndüm. Ateş ve Toprak evden çıkmışlardı. Ve Ateş kaslarını çatarak bana bakıyordu. Onunla göz temasımı kesip önüme döndüğümde Rüzgarla yüzyüze geldik. Ne ara açılmıştı kapı?

Rüzgara hafif bir tebessümle baktığımda o da çatık kaşlarıyla bakıyordu. Of kesin saçımı beğenmedi. Kenara çekilip içeri girmemi beklediğinde içeri süzülüp yavaşca içeriye gidiyordum. Gitmek istemiyordum. Kesin dalga geccekler. Daha salona gecmemişken Rüzgar beni kolumdan tutup kapıya geri çekti. Tıslayarak konuşmaya başladığında çok tırsmıştım.

YAN KOMŞUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin