asansör II

21K 1.1K 60
                                        

Gıcırtıları duyar duymaz önde biz kadınlar olarak cırlamaya başladık. Allahım ölücezzz!

Biz kadınlar zor zor panik anından çıkarken erkekler yardım istemek için bagiriyorlardı. Bir dakika Telefon? Kimse panik anında olduğu için bunu düşünememişti. Hızla telefonu çıkardım. Kimi aramalıydım?

Yanımdaki adama döndüm ve bu sorumu dile getirdim.

"Şey kimi aramamız gerekiyor?"

Adam aklı başına gelmiş gibi direk telefonuna yoneldiğinde ben de kendi telefonumu cebime attım. Gerisini o adam hallederdi.

Sabırsız bir şekilde belerken daraldığımı hissettim. Nefes alamıyordum. Sık sık yutkunuyor derin nefesler alıyordum. Daha doğrusu almaya çalışıyordum.

Sanırım bir tür panik anındaydım. Basım dönmeye başladığında hatırladığım tek şey bir kadının bana doğru yaklaştığıydı.

..........

Berke den

Yılbaşı için İzmire gitmiştim. İnanması zor ama Berili gerçekten özlemiştim. Sadece bir hafta kalmak için gitmiştim izmire ama holding ten gelen telefonlarla İstanbula dönmek zorunda kalmıştım. Uçaktan iner inmez annemden gelen telefonla soluğu hastanede almıştım.

Ece Asansörde kalmış ve korkudan Bayılmıştı. Şu an sadece Ece için yedi kişi ayaktaydı. Doktorun odadan çıkmasını bekliyorduk. Ece uyanmış ve doktor muayene ediyordu.  Sonunda doktor da çıktığında hepimiz odaya doluştuk. Ece bir an şaşırsa da sonradan gülümsedi.

"Biraz korkmuşum galiba."

"İyi ki biraz korkmuşsun Ece. Çok korksan herhalde şu an cenazede falan olurduk Allah Korusun. (Gökçe)"

"Allah korusun! (Elif)"

Kısa süre sonra hastaneden çıkmıştık. Ateş Toprak ve Ateşin sevgilisi yanımızdan ayrılmıştı. Annem işine geri dönmüş biz de eve geçiyorduk. Eceyi eve bıraktığımda Gökçe ve Elif kalmak istemişlerdi ancak gerek olmadığını sòylemiştim. Şu an kızları evlerine bırakıyordum. İlk olarak Gökçe yi bıraktım evine. Ardından da Elifi bırakmak için yola çıktım. Araba çok sessizdi. Dikiz aynasından baktığımda Elifin de camdan dışarıya baktığını gördüm. Boğazımı temizleyin sordum.

"Nasılsın Elif?"

Nasılsın mi? Cidden mi?

"İyiyim Berke sen?"

Elif bana hiç abi demezdi. Hoş. Demesini isteyen de yoktu zaten.

"İyi sanırım."

"Sanırım mi? "

"Yarın işe gidecek olmak pek güzel değil."

"En azından orda sana ders veren biri yok. İnan bana okula gitmek daha büyük bir işgence. "

"Hiç sanmıyorum. Hiç değilse okulda arkadaşların var ve eylenebiliyorsun. Ancak çalışırken böyle bir imkanın yok. Tanımadığın insanlarla saçma toplantılar yapıyor, gözlerin kuruyana kadar dosyaları inceliyorsun. "

"Bence sen büyütüyorsun Berke. "

"Öyle diyorsun yani."

"Kesinlikle."

"O zaman şöyle yapalım hanım efendi. Bir günlüğüne benim Sekreterim olur musunuz?"

Biraz düşündü önce. Şaşırmış gibiydi. Ardından dik başlılığını bozmadan konuştu.

"Ne olacak canım. Olurum tabi. "

"Yarın bekliyorum o halde. Sabah 07:00 da şirkette olursun. "

"Peki patron."

Güldüm.

Ardından yine bir sessizlik oldu. Bu sefer o bozdu Sessizliği.

"Vay be! Bizim Berke bey büyümüş de patron olmuş."

"Ben senden büyüğüm Elif."

"Olsun. Sen daha geçen sene demedinmi ben hayatta çalışmam diye. "

"O zamanlar durum başkaydı. Babam hâlâ yaşıyordu."

Elifin yüzü anında değişti ve yerini pişman bir hâl aldı.

"Berke ben Özür dilerim. Öyle demek istemedim ben. Yani lafın oraya gidecegini hiç düşünmedim. Düşünmeden konuşuyorum işte."

"Tamam önemli değil. Gerçekten. "

Ve bir sessizlik oldu. Elif önce arkasına yaslandı sonra yüzünü sinirli bir ifade kapladı. Kendi kendine kızıyordu. Bazen eliyle kendi kafasına vuruyor bazen de kendi kendine fısıldayarak 'aptal' diyordu. Bu hali o kadar sevimliydi ki. İster istemez gülümsemişti beni.

En sonunda Eliflerin evinin önünde durmuştuk. O yavaş hareketlerle arabadan inerken nedendir bilinmez ben de indim. Elif arabadan çıkıp kapıyı kapattıktan sonra benim önümde durdu ve hiç beklemediğim bir hareket yapıp sarıldı. Bir an şaşırsam da kendime geldim hemen ve bende ona sarıldım. Elif bir yandan da özürlerine devam ediyordu.

"Ya Berke valla Özür dilerim ya. Resmen yarayı deşmek gibi bişey oldu bu. Birdahakine söz böyle bişey olmıycak. Söz."

"Önemli değil dedim ya Elif. Sen bilerek yapmazsın. Biliyorum. Gerçekten önemli değil."

Ve neden böyle birşey yaptım bilmiyorum ama birden Elifin yanağını öpüverdim.

Elif de şaşırmıştı ben gibi. Yavaşça bende ayrıldı ve parmaklarına bakarak konuşmaya başladı. Kızarmış tı.

"Tekrar Özür dilerim ve geçmiş olsun. Yarın görüşürüz."

"Görüşürüz."

Ardından hızlı adımlarla eve gitti.

Nasıl buldunuz? Berkenin ağzindan sanirim ilk defa bolum yazdim. Yorumları mutlaka bekliyorum. Sizi seviyorummmmm 😘

YAN KOMŞUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin