Sürtük

47.6K 2.2K 192
                                        

Umarim begenirsiniz... İyi okumalar.  Multimedya: Kaya
..............

Ceren olayının üzerinden iki gün geçti. Sınavlarımız da başlamıştı artık. Bugün ingilizce sınavımız vardı ve benimki bok gibi geçti. Sınav sinifindan çıkıp kendi sınıfıma ilerledim.

Depresyona girmem lazım.  Sınıfa girmemle bizim sırada oturan bir adet Ceren ve Onur görmem bir oldu. Alaraya bakındığımda sınıfta olmadığını gördüm. Aslında bizimkilerden kimse yoktu sınıfta. Sırama doğru ilerleyip sesice boğazımı temizledim.
Ceren gözlerini devirip oturduğu sıradan kalktı ve bende yerime oturup kalemlerimi sıranın üstüne bıraktım.

Ceren oflayarak sınıftan çıktı. Onur da kalkıp onun peşinden gidecekken konuştum

"Sen niye gidiyorsun?"
"Niye gitmeyeyim?"
"Sen cidden Cereni seviyormusun?! İğrençsin."

Kaşlarını çattı ve bir şey demeden hızla sınıftan çıktı. Bu çocuk cidden aptal.

Sınıfa Rüzgar, Mete, Seda, Merve   ve Alara girdiğinde onlara döndüm. Alara ve Seda konuşuyor, Mete Merve ile konuşmaya çalışıyordu. Rüzgar zaten kendi halinde.

Bu arada Mete ve Merveye ne olmuştu hiçbir fikrim yok. İki gündür Merve Meteyle çok soğuk davranıyordu. Sorduğumda  da bana 'sana öyle geliyodur' diye geçiştiriyordu.  Alara yanıma gelip kulağıma eğildi ve fısıldadı
"Şey. Şu yanında oturan çocuk nerde?"
"Bilmiyorum. Sınıfa girdiğimde yoktu."
Gibi bi yalan soledim. O da kafa sallayıp gülümsedi. Beraber cam kenarına yani bizimkilerin yanına ilerledik.
"Eceee. Sınavın nasıldı."
"Çok boktan. Sizin ?"
"Aynı durumdayız."
Gülümsedim ve sohbete katılmak yerine cama dönüp dışarıya bakmaya başladım. Basketbol oynayanların arasında bir. Bir. Ne deseeeem. Taş? Meteor? Gök taşı? Oyş yerim seni yaaa. Çok şeker  bişey bu.

"Merveeeeğğggğ."
"Heeeeğğğğ."

Ona dönüp kolundan tuttum ve yanıma çektim.
"Ne var be!"
"Bak şimdi. Şurda basketbol oynayanları görüyormusun."
"Evet. "
Bekledim. Bekledim. Bekledim. Sonunda.
"Ay şu çocuk çok tatlı Eceee."
"Aynen. Yavşama lan eniştene."
Bana dönüp dil çıkarttı. Seda seslenince oraya döndük.
"Kime bakıyorsunuz?"
"Taş var Seda."
"Hıh benim taşım var zaten. Bak orda basketbol oynuyor. Aşkım yaaa. Şuna bak şebek şey. "
Seda kendine has sevmelerini yaparken ben taşa odaklandım..
"Oha ya Ece Kaslara bak."
Bu kız yeminle benim aklımı okuyor.
"Ya bak eniştene Yavşama dedim sana."
"Yi bk enistne yavşımı didim sna. "
"Salak.."
(Yazar şu anda camdan ikizleri kesiyo jdjdjd)

Çocuklar dağıldığında biz de Kafamızı içeri soktuk. Etrafıma bakındığımda Mete ve Rüzgar yoktu.
"Pist. Rüzgarlar nerde?"
"Bilmem. Gittiler."
"Neyse. Hadi ben gidiyorum."
"Tamam aşkım."
Öpücük yollayın sırama oturdum. Bi süre sonra Onur da geldi.
Ona bakıp gözlerimi devirdim. Alaraya döndüm o da başını sıraya gömüp uyuyordu.
"Ece durup dururken noldu sana? Niye benle konuşmuyorsun?"
"Birşey olmadı Onur."
"Belli."
"Sana bi soru soracağım ama doğru cevap ver."
"Tamam sor. "
"Sen ciddi ciddi seviyormusun bu şıllığı."
"Sevmek değil de hoşlantı desek."
Derin bir nefes alıp konuştum.
"Bak karışmak istemem ama bence o kı-"

Lafımı tamamlayamadan zil çaldı. Siktir matematik sınavı.
"Bak sonra görüşürüz. Sınav salonuna gitmem lazım. "
Deyip kalemlerimi aldım ve koşarak sınıftan çıktım.

Sınav salonuna geldiğimde boş bir sıra bulup oturdum. Sınavın başlamasını beklerken yanıma biri oturdu. Gördüğüm kişiyle küçük dilimi yuttum. Basketbolcu yakışıklı benim yanımda. Benim. Yanımda. BENİM. Hafifçe boğazımı temizledim ve konuştum.

"İki kişi oturamiyoruz."
"Sen 11. Sınıf değilmisin?"
"Evet noldu?"
"11 ve 12 ler yan yana oturuyor."
Yani Yanımdaki yakışıklı 12 sınıf. Hihihihi.

Hoca sınav kâğıtlarını dagittiginda ne yapacağımı bilmeden boş boş sorularla bakısıyordum. Sonunda kalemi elime alıp soruları çözmeye çalıştım.

...............................

Sonunda kazasız belasız sınavı bitirdiğimde sınıftan çıktım ve kapının önünde beklemeye başladım. O yakışıklıya çok teşekkür etmem gerekiyordu. O olmasa sınavda sorularla bakismaktan başka bişey yapmiycaktım. Çocuk çok zeki. 5 dk bile sürmeden kendi sınavını bitirdi. Sonra kagitlarımızı değiştirip benim sorularımı yaptı. (Keşke gerçekte de bukadar güzel olsa ama lanet olsun ki bok gibi bir sınavıdı )

Bu arada çocuğun sınav kağıdından adına da baktım. Kaya. Çok tatlı ya. Ben bunları düşünürken sınıfın kapısı açıldı ve beklediğim kişi çıktı. Hemen önüne geçip minnettar bir sesle
" Çok çok çok çok teşekkür ederim. Sen olmasan ben bu sınavdan kalmıştım. Valla ya çok sağol. "
" Tamam ya önemli değil Ece."
Ayyy adımı söyledi. Benim. Adımı. BENİM.

Yüzüme bi gülümseme gelirken duyduğum sesle birlikte bu gülümseme silindi ve yerini hüzünlü bir ifade aldı.

"Kaya?"
"Efendim meleğim."
Ayyy canım ya. Meleğim dedi. Kız çok şanslı.
"Sen ne zaman çıktın? Napiyosun burda? "
Araya ben girdim " Sınav sorularında yardım ettiği için teşekkür etmiştim. Tekrar çok çok teşekkür ederim."
Dedim ve kıza gülümseyip bizim sınıfa çıktım. Daha sınav bitmedigi için sınıfın önünde beklemeye başladım.

1 dakika. 3 dakika. 5 dakika. 16 dakika. Hala zil çalmadı. Off. Acıktığımı hissettim ve koşarak -evet merdivenlerden koşarak iniyorum - kantine gittim. Kantine geldiğimde 7-8 kişi olduğunu gördüm.
Hemen gidip bir tost ve meyve suyu aldım ve boş bir sıraya oturdum. Meyvesuyumu  açtım ve bir yudum aldım. Sonra da tostuma girişim. Ben mutlu mesut yemeğimi yerken duyduğum o iğrenç ses
"Naber sürtük."

YAN KOMŞUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin