"Anıl, Rana, Yıldız!"
"Efendiiim!"
Çocuklar koşa koşa mutfağa girdiler.
Anılın üzerinde kırmızı papyonlu bir takım, yıldızın üzerinde tül bir eteği olan elbise, Rana nın üzerinde ise kırmızının üzerinde siyah benekler bulunan bir etek ve beyaz bir tişört vardı.
Bugün 23 Nisandı. Henüz okula başlamasalar da bugün çok eglenecekleri bir gün olacaktı.
Ece elindeki minik Atatürk Resimlerin iğneler yardımıyla çocukların yakalarına takıp beğeniyle süzdü onları.
Sonra içeriden Rüzgarın sesi duyuldu.
"Herkes hazır mı!?"
"Hazırız!" Diye hepbir ağızdan konuştular.
Çocuklar arabanın arka koltuğuna dizilerken Rüzgar ve Ece de öne kuruldu. Dün akşam yıldız ve Rana Ece lerde kalmıştı. Bugün de beraber 23 nisanı kutlayacaklardı.
Araba hareket etmeye başladığında arkadan Rana nin sesi duyuldu.
"Teyze bu ne bayramı?"
"23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı."
"Çocuk Bayramı mı!?"
Diye çocuklar hep bir ağızdan konuştu.
Ece onlara kocaman gülümsedi. Bu sefer Yıldız konuştu.
"Neden bugün çocuk bayramı peki?"
"23 nisan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılma günüdür ve bu günü Mustafa Kemal Atatürk çocuklara armağan etmiştir. "
"Atatürk kim anne?"
Bu sefer Anıl sormuştu.
"O bu ülkenin Kurtuluş Savaşı'nın önderi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. "
Çocuklar birbirine baktı. Sonra onlara dönüp hep bir ağızdan konuştular
"Anlamadım"
Ece yine gülümsedi onlara. Çocuktu daha onlar. Minicikti. Normaldi anlamamaları.
Ece arkasını dönüp konuştu.
"Bunu size daha sonra anlatırım olur mu?"
Hepsi kafasını salladı ve kendi aralarında konuşmaya başladılar.
İlk gidecekleri yer bir AVM idi. Çocuklara birer hediye alacaklardı.
Arabayı park eder etmez çocuklar anlamış gibi koşarak bir Oyuncakçıya girdiler. Oyuncak seçiminde bir türlü karar veremiyirlardi. Ece de boş durmuyordu tabii. Rüzgar çocuklarla ilgilenirken o da kendine Ayıcık bakıyordu. Çocuklar oyuncaklarını seçmişlerdi. Yıldız bir barbie bebek, Rana oyuncak bir köpek, Anıl da kumandalı araba almıştı.
Ece de kar beyazı bir Ayıcık almıştı. Çocuklar önde onlar arkada arabaya yuruyorlardı. Rüzgar Ecenin taşımakta zorlandığı ayıcığı alıp Eceye takıldı.
"Çocuksun çocuk. "
Ece şımarık bir biçimde şakıdı.
"Biliyorum!"
Rüzgar gülerek karısını kolunun altına çekti.
Bir sonraki durakları lunaparktı.
Araba durur duman çocuklar hemen dağılmış bir o yana bir bu yana koşmaya başlamışlardı. Tabii Ece ve Rüzgar da onların peşinden. Tam iki saat boyunca vakit geçirdiler lunaparkta. Çarpışan arabalar, dönme dolap, atlı karınca, uzay gemisi ve daha niceleri...
Saat 17:00 civarında ise çocuklar arabada sızlanmaya başladılar.
"Açıktık! "
Ve son rota ise burger king oldu. Çocuklar tıka basa doyurdular karınlarını. O gün sadece çocuklar değil Ece ve Rüzgar da çok eylenmişti.
Yıldız ve Rana bugün de Ecelerde kalıyorlardı. Saat 17:45 civarı Ece dönerken çocuklar yorgunluklarina yenik düşüp arabada uyuyakalmislardi. Anıl kapıya yaslanmış, Rana Anıla yaslanmış, yıldız ise Rana ya yaslanmış bir şekilde uyuyorlardı.
O günün sonlandıgını sananlar yanılıyordu çünkü asıl bomba olay Rüzgarın telefonunun çalmasıyla patladı.
Rüzgar araba kullandığı için telefonu haporlore verdi. Ve çocukları bile uyandıran Metenin sesi duyuldu.
"Merve doğuruyo lan!"
Öncelikle 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramınız mübarek olsun. Bu kısacık bölümü 23 Nisan için yazdım. Umarım beğenirsiniz. Hepinizi çok öpüyorum.
MRS.BLUE
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YAN KOMŞUM
Novela JuvenilEce on yedi yaşında bir genç kız. Herkes gibi o da bir okulda okuyor ve o da okulunki yakışıklı bir çocuğa aşık olabiliyor. Ancak bir gün okulundaki büyük yangın ve babasının işi yüzünden yeni bir okula gitmesi gereklidir. Bu nedenle en yakin arkad...
