Olamaz!

51.9K 2.4K 179
                                        

Hassss. Bunlar nerden çıktı amk.
"Eee şey bennn... Heh ben size dememiştim ki. Yani yan komşu dedim ama yani ben şeyleri kastettim yani şeyleri heh Seda ile Alarayı yani. Maşşallah taş gibi kızlar. Yani öle işte. Ayh. Naber?"

Hepsi bana ağızları açık bakıyorlardı. Abim yavaş yavaş bana yaklaşıp elini omzuma koydu ve
"Sakin Ece. Sakin. Nefes al."
"Off."
Diye çemkirdim ve Rüzgarlara döndüm. Bana hala aynı şekilde sırıtıyodu. Mal.
Ona dil çıkardım ve abimlere dönüp
"Iıı şey ben tanıştırıyım sizi. Bunlar Seda, Alara, Mete ve... Rüzgar egosuyla karşınızda zaten. Bunlar da benim ikizler. Abim Berke ve Ablam Beril."
"Merhabaa." diye şakıdı Seda.
"Ee napıyoruz. (Merve)"
"Hadi alışverişe gidelim. (Beril)"

Biz kızlar olarak hepbir ağızdan 'eveeet' diye cırlarken erkekler homurdanmaya başladı.
"Yaa mızıkcılık yapmayin. Hadii. (Alara)"
"Off tamam ama baştan anlaşalım bizi mağaza mağaza sürüklemek ve aldıklarınizı taşıtmak yok. (Berke)"

Biz de mecbur 'tamam' demiştik.
"Aa ben de Denizi çağırıyım." dedi ve yanımızdan uzaklaşıp Denizi aradı. Alaraya bakıp
"Aa ben de Onuru çağirıyım."

Alara bana 'hayır' anlamında kaşgöz hareketi yaparken
"Onur kim lan?!" diye bir ses- ay pardon kükreme duyuldu. Sakin, abim.

"Sınıftan arkadaşım. Aynı zamanda sıra arkadaşım. Sevgilim olsa çağırırmıyım. Abicim aklını çalıstır accık."

Abimin siniri biraz daha geçtiğinde sakince kafasını salladı. Ben de telefonumu çıkarıp Onura mesaj attım.

GÖNDERİLEN: ONUR

Bizimkilerle birlikte alışverişe gidicez. Sen de gelsene.

Çok bekletmeden cevap geldi.

GÖNDEREN: ONUR

Alışverişmi? Bizimkiler derken?

GÖNDERİLEN: ONUR

Evet alışveriş. Ya şey işte. Rüzgar, Mete, Seda, Alara, Merve, Deniz ve benim abim ve ablam. Ayy gel işte.

GÖNDEREN: ONUR

Aman be çok uzattın cadı. Evde sıkılmaktan iyidir. Geliyorum.

"Tamam Onur da geliyo."
deyip Alaraya baktim. Bana 'iyi bok yedin' der gibi bakıyodu. Gülmemek için dudağımı ısırdığım sırada Sedanın sesi duyuldu
"Tamamdır. Hadi gidelim."

Tek arabayla gidemeyeceğimiz için iki arabayla gitmeye karar verdik. Ben, Seda ve Abim, Rüzgarın arabsına, Merve, Alara ve Ablam, Metenin arabasına bindik.

Onura gideceğimiz yeri mesaj attım.
Bu sefer yavaş kullanıyordu arabayı bizim hayvan. E bi zahmet. Abim var abim.

"Bu ne oğlum ? Bir altındaki arabaya bir de senin gittiğin hıza bak."

Ben abim mi var demiştim. Of ya. Ne kadannn talihsizsim.

Gördüğüm kadarıyla Rüzgarın dudağı hafiften yukarı kırılmıştı. Ve ben ne olduğunu anlamadan araba normal hızda ışık hızına geçiş yaptı .

Midemdekilere hakim olabilmek için arkama yaslandım, gözlerimi kapattım ve derin derin nefesler aldım. Normalde 10 dakika ama bana asırlar gibi gelen bir araba yolculuğunun sonunda kendimi direk dışarıya attım. Utanmasam yeri öpebilirdim yani o derece.

Benim peşimden diğerleri de indiğinde beraber, içinde kaybolacağımı düşündüğüm alışveriş merkezine girdik.

Girer girmez bir köşede oturup sohbet eden  Deniz ve Onuru gördüm. Alaraya yaklaşıp
"Onlar birbirlerini tanıyorlar mı? " Diye sordum.

"Onur, Deniz, Mete ve Rüzgar basketbol takımındalar. Hatta Seda da Denizle bu sayede tanıştı."

Ona anladım dercesine kafamı salladım. Hep beraber onların yanına ilerledik.
Seda koşup Denizin boynuna atladı.

Canlarım ya çok tatlılar.

Ben onlara hayran hayran bakarken ablamın sesiyle irkildim.
"Ay tamam! Yeter bu kadar sevgi gösterisi.  Olan var olmayan var. Hadi ilk önce nereye gidiyoruz?"

Herkez farklı bir şey söyleyince birbirimize bakakaldik. Bu ortamdan sıkıldığımda lafa daldım
" Bence herkes ilk önce kendi ihtiyacını alsın.  Daha sonra da toplanıp beraber gezeriz. "

Herkes onayladıktan sonra Seda ve Deniz, Mete ve Merve, Abim ve Ablam gitmişlerdi. Geriye ben, Rüzgar Alara ve Onur kalmıştık.

Ben Alaraya bir iyilik yaparak
"Rüzgar. Hadi sen benle gel. İşimiz var senle."
deyip onu sürüklemeye başladım.

Alara bana kızgın bakışlar atarken ona gülümseyip öpücük attım.

Onlardan uzaklaştığımızda Rüzgar bana bakıp
"Ne işiymiş bu? Hem benim niye haberim yok bu işten?"

Kilit soru. Ne işi? Hadi bul bakalım şimdi. Ne işi?

Ona acaba Alarayla Onuru yanlız bırakmak için yaptın desem... Yok lan olmaz.

"Şey ya... Alara geçen gün senin zevkinin güzel olduğunu söyledi. Bana bu konuda yardım edeceksin." deyip gülümsedim. 

O da bana sıkılgan bir bakış atıp
"İşim gücüm yok birde seninle uğraşıcam." dedi.

Bana dedi. Bana. Dedi. BANA.

"Aaaa. Ne münasebet. İstemiyosan git canım. Ben de sana çok meraklıydım. " deyip arkamı döndüm ve rastgele bir mağazaya girdim. Sinirle elbiselere bakarken bir yandan sòyleniyordum.
"Salak. Ben sana çok meraklıydım zaten. Uyuz. Mecbur olmasam niye gelirim senle. Mal...."

"Daha yaratıcı küfürler bulmalısın. Ayrıca mecbur olmasam derken?"

Bana tek kaşını kaldırmış bakıyordu.

Bu çocuk neden hep olur olmadık zamanda geliyo. Neden yani neden? Hayat, neden bana kıçınla gülüyorsun?

"Sen nereden çıktın ya?! Hem senin işin gücün yokmu? Niye benle uğraşıyorsun? "
deyip ona gözlerimi kısarak baktım.

"Senin zevklerine güvenemedim bir anda. Benim yanımda geziceksen böyle zevksiz şeyler giyemezsin."

"Zevksizmiş. Hıh."
diye homurdandım.

"Konuyu dağıtma. Mecburum derken ne demek istedin?"
"Yani şey... Benn... Ben aslında Merveyle gezicektim. Ama Merve Meteyle gitti. Anaaa hakkaten neden Merve Meteyle gitti?"

Bu benim yeni aklıma gelirken suratımı düşürdüm.

"Niye gitmesin. O da senin gibi Mete den yardım istemiştir. Hem sen Alarayla da gidebilirdin."
"Ya işte dördümüz kalınca Alaranın bana dediği aklıma geldi. Ben de senden yardım istedim. Öyle işte."

Derin bir nefes alıp bıraktım. Herhalde bugünkü bininci yalanımı da söylemiştim.

Bana inanmış olmalı ki konuyu fazla uzatmadı. Ben de arkamı dönüp elbiseleri karıştırmaya devam ettim. Rüzgar beni kenara ittirip birkaç tane elbiseyi baktı ve bana dönüp
"Burada sana göre şeyler yok. Gel benimle."
deyip elimi tutarak beni başka bir mağazaya sürükledi.

Başka bir mağazaya girdiğimizde elime birkaç tane elbise tutuşturup beni bir kabine soktu.

Elime verdiklerine bakarken gözüme kestirdiğim mavi bol t-shirt ve siyah ultra kısa şortu alıp giydim.  Ama nasıl giymek. Resmen küçücük yerde büyük bir savaş vermiştim. Kan ter içinde, sonunda giydikten sonra kabinin aynasında kendime bakıp saçımı başımı düzelttim ve çıktım. 

Rüzgarı göremeyince olduğum yerde etrafa bakmaya başladım. Ve bir noktada gözlerim takıldı.  O Rüzgar olamazdı dimi. O köşede bir kızla öpüşen o olamaz...

YAN KOMŞUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin