DÖNÜŞ

26.7K 1.4K 44
                                        

İzmire iniş yapalı neredeyse iki saat oluyordu ama ne Rüzgar bey ortadaydı ne de diğerleri. Merveyle hepsini birçok kez aramıştık ama ulasamamıstik.

Bu iki saat içerisinde abimle konuşmuş, eşyalarımı yerleştirmiş ve karnımı doyurmuştum.

Bir ümit YİNE Rüzgarı aradığımda aynı sonucu aldım.

"Aradığınız kişiye şu an da ulaşılamıyor..."

Oflayıp oturduğum koltuktan kalktım ve koşarak Mervenin odasına çıktım.

Kapıyı tıklamadan içeri daldığımda Merveyi hâlâ eşyalarını yerleştirirken bulmuştum.

Gidip kendimi yatağa attığımda yakınmaya başladım.

"Off Merve niye telefonları kapalı ki?! Acaba başlarına bişey mi geldi? Yada kesin bi işler çeviriyolar! Ya bana cevap versene!"

"Kesin bir iş çeviriyolar! Ama ne?"

Bu kadar emin konuştuğunu duyduğumda kaşlarımı kaldırarak yatakta doğruldum.

"Nerden biliyosun?"

"Az önce Sedayı aradım. Çaldı çaldı sonra açıldı ama onun sesi yoktu. Kıkırtıları geliyordu. Büyük ihtimalle telefonunun açıldığından haberi yoktu. Bişeyler konuşuyolardı ama anlamadım. Bende sinirlenip kapattım."

"Hay anasının bacısı ya! "

"O ne demek be?!"

"Bilmem aklıma geldi bi anda. Amaan ona mi takıldın şimdi?"

"Off düşünmemeye çalışıyorum Ece! Sinirlerim alt üst oldu!"

"Benim de öyle. Ay yok ben çatlıycam ara ş Sedayı!"

Merve bir an düşündü. Kısa bir süre sonra yanında duran telefonunu aldı ve Sedayı aradı. Ben de yatakta kayıp onun yanına gittim.

Uzun bir süre caldiktan sonra açıldı ve Sedanın sesi duyuldu.

"Efendim?"

"Seda Nerdesiniz? "

"Biz mi. Şeydeyiz. Immmm."

"Neyde?! "

"Bizim biraz işimiz var onları hallediyoruz. Ay Alara çağırıyor da beni. Hadi görüşürüz sonra."

Hızlı hızlı konuşup aniden telefonu yüzümüze kapattığında Merveyle telefona bakakaldik.

"Kesinlikle birseyler çeviriyorlar!"

"Aynen!"

Merve de beni onayladığında aramızda sessizlik oldu.

"Ben öldürürüm bunu!"

Merve aniden bağırıp yerinden fırlayınca bende Sinirlerime hakim olamayıp bağırdım.

"Rüzgarın o bi işler çeviren ellerini kopartıcam önce. Sonra o gözlerini oyup kargalara vericem. En son da bıçakla kalbini söküp çıkartîcam! Elimden kurtuluşu yok!"

"Aynen! Ben de önce o ellerine kezzap döküp sonra da saçlarını ateşe vericem. En son da ağzının içine birsürü akrep tıkıp onu bir odada kilitliycem! Ne demek benim telefonlarımı açmamak!"

Merveyle bağırdığımız ve durmadan bir ileri bir geri yürüdüğümüz için nefes nefeseydik.

Bir kaç dakika sonra az biraz rahatladigimizda "kahve içermisin?" diye sordum.

"Sade olsun lütfen."

Başımı sallayıp odadan çıktım ve mutfağa girdim. Kısa süre sonra ikimize de sade kahve hazırlayıp bir tabağa da çikolata koydum. Hazırladıklarımı tepsiye koydum ve salona geçtim. Elimdekileri sehpaya bırakırken Merveye gelmesi için sesleniyordum.

O da geldiğinde biraz olsun unutmak için konu açmaya çalıştım.

"Ee Matmazel? Yaz tatiliniz nasıl geçti?"

"Valla nasıl desem. Hem iyi hem kötü. Senin?"

"Mükemmel! Ya aslında Ateş ve Toprak bizi rahatsız etse de benim hoşuma gidiyordu. "

"Neden?"

"Ya düşünsene iki sene boyunca biz onların peşinden koştuk. Artık onları unutup yeni bir hayata başladık. Çok sevdiğimiz sevgililerimiz var. Biz onları unutmuşken ve onlardan nefret ederken şimdi onların bizim Peşimizde koşması ve tükürdüklerini yalamaları çok hoşuma gitti. "

"Bir yerde haklısın aslında. Ay böyle düşününce gerçekten benim de hoşuma gitti. İyi oldu onlara!"

Merveyle beraber bir saatimizi de sohbet ederek geçirirken saat 17:58 olmuştu bile.

Sohbetimizi bölen şey ise ikimizin de aynı anda telefonu çalmasıydı.

Sonunda gelebildim. Bi dahaki bölüm ne zaman gelir bilemem ama hem Merveden hem de Ece den yazıcam. Şimdilik hoşçakalın.

YAN KOMŞUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin