Saat 01:00 a kadar dayanamadim. Supriz yapiyim dedim. Ya ne güzel Beddualar ettiniz öyle. Siznen gurur duyuyorum. Maşallah bize :) Bu bölum de size benden hediye. Beddualarınız için. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.
Ateş, Toprak, Gökçe ve Elifi de evden sonunda postalamıştım. Ne gündü ya! Bir yandan Rüzgarı idare ediyorum bir yandan burdaki manyaklarla uğraşıyorum. Maşallah bana! Bence benden bir ev annesi olur. Hah! Yok daha neler! Lan benim kız çocuğum olsa sünnet ettirmeye kalkarım. Oğlum olsa etek giydiririm İskoç gibi dolaşır ortada. Daha neler! Hem ev annesi ne demek ya! Ahh ah! Bunlar hep Gökçeyle Elifin yüzünden.
Daha fazla düşünmenin bana ve geleceğime zararlı olduğunu anladiğımda ortalığı toplamaya başladım. Hayvanlar yiyip içip gitmişlerdi. İnsan bi yaptığı pisliği temizler öyle gider. Ama yok! Nerde onlarda böyle düşünce!
Homurdanarak boş kaseleri mutfağa taşıdım. Bardakları da mutfağa koyduktan sonra televizyonu kapatıp odama çıktım. Odaya girmemle telefonuma gelen mesaj aynı anda oldu. Yine Rüzgardan gelmişti.
"Seni yıldızlara benzetiyorum
Onlar kadar etkileyici, çekici ve güzelsin.
Ama aranızda tek fark var.
Onlar milyonlarca sen bir tanesin..."
Can Yücel. Ahh bu şiiri biliyordum. İki yıl önce Ateş için ezberlemiştim bu şiiri. Tabii söylemek nasip olmadı orası ayrı. Çok seviyordum bu şiiri. Simdi de sevgilimin agzindan sevdiğim şiiri duymak... Çok güzel hissettiriyordu.Aklıma gelen ilk şiiri ben de cevap olarak yazdım.
"Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hemde sağlık gibisin."
"Özdemir Asaf?"
"Can Yücel?"
"Sevgilime bir jest sadece. Ece?"
"He?"
"Sen şiir bilirmiydin ya?"
"İnanırmısın Rüzgar aynı şeyi ben de senin için düşünüyordum. Sen ve şiir. Allah Allah. İnanılcak gibi değil."
"Sizi şaşırttıysak ne mutlu bana."
Bı dakka ya! Benim şu an Rüzgara trip atmam gerekiyordu! Ne yapıyorum ben!?
İhıhım. O zaman. Başlıyoruz!
"Ne var Rüzgar? Ne istiyosan söyle işim var."
"Ne oldu şimdi birden?"
"Birşey olmadı? Ne olabilir ki?!"
"Aaaooo anladım sanırım. Sen kızlara bozuldun?"
"Hangi kızlar? Senin ARKADAŞIN olanlar mi? Yok ya niye bozuliyim? Altı üstü kız sana sülük gibi yapıştı. Bunda kızcak bişey yok!"
"Tehlike sinyalleri alıyorum."
"Neyse Rüzgar işim var benim seninle uğraşmıycam. "
"Ece?"
"Ne işi bu?"
"Ateş orda mi?"
"Sana diyorum!"
"Cevap ver Ece!"
Ardından Merve mesaj attı.
"Rüzgar delirmiş durumda. Naptın yine çocuğa?"
"Hakettiği muameleyi görüyor. Hepsi bu."
"Allah Rüzgara sabır versin."
"Amin cümlemize."
Ardından kendimi yatağa attım.
............
Tam üç gündür Rüzgara trip atıyordum. Onunla konuşuyordum ancak soğuk davranıyordum. Nedeni belirsiz. Kizginligim geçmişti ancak Rüzgarla ugrasmak hoşuma gidiyordu. Elimde değil napiyimmm.
Kantinde oturmuş tostumu boğazıma sokuyordum. Bir yandan çayımı içerken boğulma tehlikesine karşı tetikte oluyordum.
"Yavaş ye kızım. Boğulcaksın."
Gökçeye gözlerimi devirip
"Bana bişey olmaz." Dedigim anda öksürük krizine girdim. Ayh! Nerdeyse boğuluyordum.
"Bını bişi ılmız."
Gökçe sesini inceltip taklidimi yaptığında birkez daha gözlerimi devirdim.
Bütün bir okul günü Ateşle uğraşarak ve ders dinlemeyerek geçmişti. Ne yani birde dinliycekmiydim. Yok artık!
Okul çıkışı abimin yanına gitmeden önce sahile gittim ve kumlara oturdum. Hava soğuktu. Kış gelmisti. Montana daha da sarılıp telefonumu çıkardım. Tabiki Rüzgarı aradım. Çok geçmeden açmıştı.
"Affettinmi beni?"
"Hıhı affettim. "
"Sevgilim? Aklıma bir soru takıldı da sana sorabilir miyim? "
Yüzünü görmesem de güldüğünü anlayabiliyordum. Kim bilir ne saçmalayacak.
"Sor."
"Bakarken kıyamamak mı yoksa baktıkça doyamamakmıdır aşk?"
Ah! Özdemir Asaf. Demek benim sevgilim oyuna devam etmek istiyor. Edelim bakalım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YAN KOMŞUM
Teen FictionEce on yedi yaşında bir genç kız. Herkes gibi o da bir okulda okuyor ve o da okulunki yakışıklı bir çocuğa aşık olabiliyor. Ancak bir gün okulundaki büyük yangın ve babasının işi yüzünden yeni bir okula gitmesi gereklidir. Bu nedenle en yakin arkad...
