Üniversite

21.8K 1K 34
                                        

Perşembeyi bekleyemedim. Umarim beģenirsiniz. Iyi okumalar canlar...

Okulun ilk günleri benim için hep sorunlu geçmiştir. Bu sefer de aynısının olmaması için dua ede ede gitmiştim üniversite yoluna. Allahtan kazasız belasız donebilmistim yurda. Bursaya geleli çok olmamıştı. Abim ve ablam getirmişti beni buraya. Gitmemeleri için çok yalvarmiştim ancak gitmişler ve beni bu bilmediğim şehirde tek başıma bırakmışlardı. Yurtta kalıyordum. Tek başıma ayrı eve çıkmak istememistim. Yurt güzeldi, hoştu da bizimkiler olmayınca hiçbir yer sarmıyordu. Yurda döndüğümde ilk işim sıcak bir duş almak olmuştu. Ardından da kafeteryaya inip Karnımı doyurmuştum. Yurdun sevdiğim diğer yanı kafeteryanim 7/24 açık olmasıydı.

Karnımı doyurduktan sonra tekrar odama çıktım. Damla yatağa uzanmış diz üstü bilgisayarlarından dizi izliyordu. Damla yeni oda arkadaşımdı. İyi bir kızdı ancak biraz fazla konuşuyordu. Aslında  bu da benim işime geliyordu. Kendimi yanlız hissetmemi engelliyordu. Benden bir yaş büyüktü. Çok güzel bir kızdı. Bana laf attığında gülümseyerek cevapladım.

"İlk günün nasıldı?"

"Fena değil sanırım. Bir sorun çıkmadı. "

"Zamanla alışırsın. Ben ilk günde bir çocuğa çarpmıştım. Sonra çocuğun bir suçu olmamasına rağmen onu suçlayıp bağırmıştım. Çocuk da hicbirsey yapmadı biliyomusun. Özür diledi ve gitti."

"Sabırlı çocukmuş. Bidaha hiç gördün mü peki çocuğu?"

"Şu an Sevgiliyiz." Deyip kocaman gülümsedi.

"Oha şansa bak. Romantik Komedi gibi! Nasıl sevgili oldunuz anlatsana."

Elindeki bilgisayarı kapatıp komidinin üzerin koydu. Doğrulup bana döndü ve yastığını alıp sarıldı. Kocaman gülümsemesiyle başladı anlatmaya.

"Bak şimdi ben buna çarpmıştım ya o günden sonra bir hafta falan hiç görmedim bunu. Sonra işte dersim vardı. Anfiye gittim. Orda beklerken yanıma bişey geldi. Bir kağıt. Üzerinde 'gözüm üstünde' yazıyordu. Ben korktum tabi biraz. Sonra şaka falandır diye fazla takmadım. Sonra işte o olaydan iki hafta sonra kafeteryada yemek yiyorum. Mesaj geldi. Bi numara. Kayıtlı değil. Tam olarak şöyle yazıyordu. 'Seni buldum'. Ben bir yusuf yusuf oldum. Hemen çıktım işte odama. O olaydan iki gün sonra da yine dersim vardı. Amfiye gidiyorum. Pat! Birine çarptım. Bil bakalım kim?"

"O çocuk."

"Aynen. Sonra işte bu sefer o suçluydu ama sustum. Hicbirsey demedim. Bu sefer o kızdı bana. Bağırmadı ama bağırmış kadar yaptı. Bu sefer ben Özür dileyip gittim yanından. O günün aksami bana yine yabancı numaradan mesaj geldi. 'Özür dilerim' yazıyordu. Ben anlamadım. Sinirlendim o numarayı aradım. Açtı. Başladım konuşmaya. İşte dedim sen kimsin, benim numaramın sende ne işi var, ne demek Özür dilerim. Baya bi konuştum böyle. Ama o sadece sustu. Neyse işte kapattım ben telefonu. Bu şekilde bir ay geçti. Bu bir ayda o Çarptığım çocukla arkadaş olduk. "

"Nasıl!?"

"Ortak ödev."

"Anladım. Eee sonra?"

"Bir ay sonra yine bir mesaj geldi. 'Beni Buldun ' diye. Bu sefer bende mesaj yazdım.
'Sen kimsin' diye. Demesinmi 'Arda Gündüz'."

"O kim?"

"Bana çarpan çocuk."

"Oha!"

"Sonra işte ben bu çocukla arkadaş oldum ya. Hemen aradım falan. Gerçekten senmisin falan diye sordum işte. Evet dedi. Ben bunu öğrendikten sonra bir hafta ona soğuk davrandım. Tabi o sürekli barışmaya çalıştı. Bi akşam yemek yedikten sonra dışarıya çıkmak istedi canım. Dolaştım biraz. Sonra yurda geri döndüm. Yatağın üzerinde bir defter. Defterin içinde notlar. Birsürü. Ama o notları okumadan önce defterin üzerindeki mektubu okudum. Şey yazıyordu... Immm neydi. Heh şey. 'Senin İçin bu defter. İçimden geçenler ama söyleyemediklerim... A.' Yazıyordu."

"Arda?"

"Aynen. Sonra başladım notları okumaya. Seni seviyorum, seni görünce heyecanlaniyorum, gòzlerini seviyorum ama bana bakışını daha çok seviyorum, bana soğuk davranmandan nefret ediyorum, bide birsürü resimlerimiz falan filan. Baya vardı böyle. En son bütün notlar bitince bir zarfla daha karşılaştım. Onu da açtım. Bil bakalım ne yazıyordu."

"Ne!? Ay çatlatma da şöyle! "

"Benimle çıkar mısın."

"Sen de kabul ettin?"

"Tabikii."

Beraber bir kahkaha attığımızda bu sefer oklar bana yöneldi.

"Senin var mı sevgilin?"

"Evet var."

"Siz nasıl çıkmaya başladınız? Anlatsanaaa."

"Şey biz Rüzgarla, yani Sevgilimle çok yakın arkadaştık. Bir ara aramızda bir çakma sevgili oyunu vardı. Tam sevgili değildik. Ama sevgili gibi davranıyorduk. Neyse işte bir de Ateş diye bir çocuk var. Bu çocuk benim eski sevdiğim. Ben bu Ateşi iki yıl aralıksız sevdim. Ama Rüzgalarla tanıştiktan sonra unuttum ben bu çocuğu. Yazın istanbula geri döndük. Rüzgarlar da bizimle beraber gelip istanbulda ev kiraladılar. Ateşlerin karşısındaki ev. Rüzgar da biliyordu benim Ateşle olan husumeti. Bir gün ben Rüzgarlara gittim. O ara kapının açılmasını beklerken Ateşle göz göze gelmiştik. İşte kapı açıldı. Rüzgarla burun buruna geldim bu sefer. İşte içeri geçtik. Oturuyoruz arkadaslarla beraber. Rüzgar bana hep soğuk davranıyordu. Nedenini bir türlü anlayamamıştım. Bu işte cips koymaya mutfağa gitti. Bende fırsattan istifade şu içme bahanesiyle mutfağa gittim. Bu bana hiç bakmadı. Soru sordum cevap vermedi falan. Bende bagrdim işte 'Rüzgar noluyo yâ ' diye. Hiçbişey demedi. Baktı ole mal mal. Bu seferde 'konuşana' diye bağırdım. Yine Konuşmadı. Tam dönüp gidiyorum bu tuttu kolumdan durdurdu beni. Burnumun dibine kadar girdi. Sonra tek tek kuralları saymaya başladı. Neymiş efendim birincisi Ateşle konuşmıycakmısım hatta bırak konuşmayı göz göze bile gelmiycekmişim. He bide bir daha asla onun yanından ayrılmiycakmışım. "

"Yaaaa. Çok tatlı. Ee sonra."

"Sonra işte ben anlamadım. Bişey demedim. Eğdim kafamı. Sonra çenemden tuttu kaldırdı. Ya o kadar yakındık ki, o zamanki kalbimin atışlarını şimdi bile Hissedebiliyorum. Sonra bana ne dedi biliyomusun."

"Ne dedi! Ay anlat!"

"Ece ben artık seninle yalandan değil de gerçekten sevgili olmak istiyorum. Ece hayatım, hatunum, sevgilim olur musun?"

"Veee sen de kabul ettin!"

"Herhalde yani!"

Ve bir gülüşme koptu. Damla yla iyi anlaşmıştık. O bana buraya alışana kadar yardım etmişti. Bazen sevgililerimiz hakkında dedikodu yapmış bazen de sevmediğimiz kişileri çekiştirip durmuştuk. He çoğu zaman da ders çalışmıştık. Güzel bir arkadas edinmiştim. Şansliydım. Ama benim kadar şanslı olamayanlar da vardı. Örneğin Seda. Geçen gün konuşmuştuk. Sık sık da konuşuyorduk. Seda kaldığı yurdu hiç beğenmemişti. Ayrıca Yurtta ki kızların da çok burnu havada olduğunu da söylemişti. Elimizden ne gelirdi ki? Ona sadece sabır dileyebilmiştik.

Diğerlerinin durumu da iyiydi. Yavaş yavaş alışmaya başlamışlar. Rüzgar da öyle. Hatta beyefendi kendine hemen bir arkadas gurubu oluşturmuş bile. Erkekli KIZLI. Evet kız da var. Hepsi de taş bebek misali. Ben de bu nedenle sık sık Rüzgarı arıyor ve kontrolü elden bırakmıyordum. Ahh ah kız olmak ne zor. Hele öğrenci olmak daha da zor. Hele ki kız öğrenci olmak en zoru!

Zamanı hızlandırdık. Diğer bölümde görüşürüz.

YAN KOMŞUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin