Rüzgarla akşam yemegine kadar dinlenmiştik. Akşam yemeği zamanı geldiğinde bir hizmetli gelip asagida beni beklediklerini söylemişti. Bende hemen kendime çeki düzen verip aşağıya inmiştim. Aile üyeleri masaya oturmuş beni bekliyordu. Bende Rüzgarın yanına oturdum. Yemekler dağıtılırken Rüzgarın annesi bana yönelik konuşmaya başladı.
"Hep böyle geç mi kalırsın sevgili gelinim?"
Kadına bak ya. Melek yüzlü şeytan. Bir yandan severken bir yandan laf sokma çabaları falan.
"Dinlendiğim için uyuyakalmisim efendim. Kusura bakmayın."
"Önemli değil kızım. "
Rüzgara yaklaştım ve fısıldadım.
"Annenin oyunu bu mu yani? "
"Bu sadece görünen yüzü. Sana dedim ya benim üzerimden seni test edicek."
"O nasıl oluyor?"
Rüzgar bana cevap verecekken annesinin sesiyle fısıldaşmayı bıraktık.
"Ne yapıyorsunuz siz orda fısır fısır. Hadi yemeğinizi yiyin. Afiyet olsun."
Kafamı tabağıma çevirdim ama benim aklımda annesinin Rüzgar üzerinden beni nasıl deneyeceği vardı. Ve o an farkettim. Rüzgar yoğurt çorbasından nefret ederdi. Ve bugün menüde yoğurt çorbası vardı. Rüzgara döndüğümde önündeki çorbaya öcü gibi baktığını gördüm. O an ister istemez konuştum.
"Rüzgar yoğurt çorbası sevmez ki. "
Bir anda herkes bana döndünce annesi imalı bir şekilde bana baktı ve konuşmaya başladı.
"Ah doğru unutmuşum. Fatoş-hizmetli- Rüzgarın yemeğini değiştir kızım."
Rüzgarın yemeği değiştirilirken Rüzgar kulağıma yaklaştı ve sorumun cevabını şimdi verdi.
"İşte asıl oyun böyle. "
Sanırım anlamıştim. Başlayalım o zaman.
......
Yemeğimizi bitirdikten sonra biraz laflamak için bahçeye çıkmıştık. Rüzgârın annesiyle konuşuyorduk. Rüzgar da babasıyla konuşuyordu. Poyraz ise kendi halinde oyun oynuyoru.
"Eee kızım senin derslerin nasıl?"
"İyi tutmaya çalışıyorum diyelim."
"Anladım. Kızım siz Rüzgarla nasıl tanıştınız?"
"Şey biz lise üçte tanıştık. Biz aslında arkadaşımla beraber istanbulda okuyorduk. Ama okulumuz yandığı için okul değiştirmek zorunda kaldık. Babamlar da birkaç iş sorunlarindan dolayi bizi izmire gönderdiler okumaya. İzmire ilk gittiğimiz gün tanıştık onlarla. Aynı zamanda da komşuyuz. "
"Anladım. Kardeşin varmı kızım senin?"
Kadın konudan konuya atliyordu ve ben ona yetişmek için büyük çaba sarf ediyordum. Çok hızlı sorular soruyordu. Bende onun hızına yetişmeye çalışıyordum. Benim cevabım biter bitmez o yeni bir soru soruyordu.
"Var. İkiz abim ve ablam var."
"Evliler mi?"
"Ablam evli. Abim ise nişanlı."
"Sen ne okuyordun kızım?"
"Psikoloji."
"Rüzgarı seviyormusun?"
"Tabiki."
"En sevdiği renk ne peki?"
"Şey genelde benim Gözlerimin rengini sevdiğini söyler ve-"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YAN KOMŞUM
Teen FictionEce on yedi yaşında bir genç kız. Herkes gibi o da bir okulda okuyor ve o da okulunki yakışıklı bir çocuğa aşık olabiliyor. Ancak bir gün okulundaki büyük yangın ve babasının işi yüzünden yeni bir okula gitmesi gereklidir. Bu nedenle en yakin arkad...
