Neden bu kadar geç uyandım? Abim olmasaymış daha da uyurmurmuşum. Yatağın sol tarafına baktım ve İlayda'yı göremedim. Erkenden kalkmıştır o. Yataktan çıktım ve dolabıma yöneldim. Eşofmanımı çıkardım. Dolaptan siyah bir takım elbise seçtim ve giyinmeye başladım. Umarım kahvaltı hazırdır. Üstümü giyinince banyoya yöneldim, saçıma başıma bir düzen vermem gerekiyordu. İçeriye girdiğimde klozetin kapağının üstünde İlayda'nın uyuduğunu gördüm. Hemen ona yaklaştım ve nefesini kontrol ettim. Sanırım gece benden korkmuştu. O kadar ileri gitmemeliydim. Fırsatçıyım işte, zaten o da böyle düşünür. Yatağa götürmek için kucağıma aldığımda hemen gözlerini aralayıp uyanmıştı.
Kucağımdan inip, "Bırak, ben kendim giderim," dedi. Yardım etmek için tekrar peşinden gitmedim. Hızla elimi yüzümü yıkadım. Acelem olduğu için odadan çıkarken İlayda'ya bakamadım bile. Evrak çantamı alıp dışarıya çıktım. Arabama binecekken anahtarların olmadığını gördüm. Evde kalmıştı. Hızla geri döndüm ve kapıyı çalmaya başladım. Evin anahtarı da üstümde yoktu. Hatta cüzdan bile yoktu. Geri dönüp art arda kapıya vurmaya başladım. İlayda yine ne ile meşgüldü?
"Yavaş," deyip açtı kapıyı. İçeriye girdim ve merdivenlerden odama çıktım. Masanın üzerinde ne eşyam varsa yoksa topladım hepsini. Geri aşağıya inince İlayda mutfaktan çıkmıştı.
"Sandviç hazırladım, ister misin," diyerek elindeki ekmeği uzattı. Elinden kaptım ve hızlı adımlarla dışarıya çıktım. Artık arabaya binince yola koyuldum. İş yerine varana kadar İlayda'nın hazırladığı sandviçi yedim. Kısa sürede bitirmiştim bile. Doymam için çok azdı. Şu toplantıyı halledip evde İlayda ile ilgilenmeliyim. İyi değil, kendine zarar verebilir.
Ofise vardığım anda Tolga abimin odasına çıktım. Odasında yoktu. Panosuna küçül bir kağıt yapıştırmıştı.
"Toplantı odasındayız, masamdaki evrakları al ve hemen buraya gel."
Abimin masasına baktım ve notta bahsettiği evrakları aldım. Odadan hızla çıkıp toplantı odasına yöneldim. Kapıya gelinde derin bir nefes alıp içeriye girdim. Toplantı başlamıştı bile. Babam ve Tolga Abimin arasına oturdum. Tolga Abim beni gördü ve aşağıdan bacağımı cimdikledi.
"Nerdesin sen? Kızı ikna edemiyoruz." dedi.
"Hangi kız?"
"Karşındaki güzel bayan," deyince karşıma baktım ve güzel bir kız gördüm. Anlaşmayı bununla yapacaktık.
"Bunu mu ikna edemediniz? Beni boşuna çağırmışsınız, ikna etmeniz gerekirdi," dedim sinirlenerek.
"Furkan, sence bu kadın bizim tipimize bakıp imzalar mı bunu? Projeyi anlatma şeklimizi bile beğenmedi. İçeriye girdiği anda bize nasıl baktığını görmeliydin. Sürekli saati soruyordu. Biz seni onu yakışıklılığınla etkile diye çağırdık," dedi.
"Siz ikna edemediyseniz ben hiç edemem," deyince babam kolumdan tuttu.
"Dene en azından," deyince kabul ettim ve ayağa kalktım.
"Nazlı Hanım, ben Furkan. Projeden görevliyim. Bu projeyi ben uzun zaman önce düşündüm. Dilerseniz projeyi bir de benden dinleyin olur mu?" deyip tek kaşımı kaldırıp gülümsedim.
"Tabi buyrun," deyip elini çenesinin altına koydu. Bana baktı ve diğer eliyle bağlı olan saçını açıp sağa savurdu.
"Bu projenin konusu çocukların sokakta dilencilik yapması ile ilgili. Sizin gibi bir hayırsever şirketinden yardım istedik bu projeyi birlikte geliştirmek için. Biz küçük çocukların sokakta dilemesini istemiyoruz. Dilenmekten ziyade bir şey satmaları daha iyi. Ama bu sattıkları şey bir mendil ya da çorap ve benzeri şeyler olmamalı. Çünkü kimse kolay kolay bir mendile veya çoraba ihtiyaç duymaz. Bu yüzden istiyoruz ki çocuklar satacakları şeyi gelip bizden alsınlar, anayolda 'su isteyen var mı' deyip uğraşmasınlar. Yada bir mendil isteyen var mı diye," deyip sustum. İster istemez gözlerim dolmuştu. İlayda'nın bana bu konu hakkında hakaret ettiği günü hatırladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KORKAK | TAMAMLANDI
RomanceHem romantizm hem eğlence okumak istiyor iseniz doğru yerdesiniz. İYİ OKUMALAR.... Kapak Tasarımı : Enabel
