☾ V

303 33 9
                                        

•

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Küçükken anlatılan masalların tozpembe olmadığını büyüyünce anlıyordun. Daha ufak bir çocukken içinde yüzdüğün bu koca denizin farkında değildin. Berrak bir akıntıyla seni içine çekerken dibinde saklananlar, geceleri kabuslarının baş kahramanıydı.

Yoona ile buluşmak için NeoZone'da anlaştığımızda ben dakikliğimi konuştururken o her zamanki gibi geç kalmayı başarmıştı. Hayatımın her noktası kusursuz ve eksiksiz olmalıydı. Küçüklükten beridir bende süregelen bu takıntılar silsilesinden biriydi bu da ve sabırlı bir insan olsam da genel de son zamanlarda Yoona yaptığı her şey ile sinirlerimi germeyi başarıyordu.

Bu da yetmiyormuş gibi üstüne tam da bugüne özel promosyon olarak eklenen bir adet Yui ile burnumdan derin bir nefes alırken bar tezgahında sürdüm biten bardağımı yenilenmesi için.

"Seni burada görmek ne hoş." Dedi sesine hiç de sözlerinin tatlılığını katmayan bir şekilde. Yanımda kalan bar taburesini çekip oturduğunda bana dönmüştü.

Sapsarı saçları o kadar açmaya rağmen kusursuz bir şekilde beline doğru dümdüz inerken yüzünde mükemmel bir makyaj, bu mükemmelliğe ek ince vücudunu saran gece mavisi bir elbise giyinmişti.

"Aynı şeyleri keşke ben de sana karşı söyleyebilseydim Yui." dedim kırmızı ruj yedirdiğim dudaklarımı büküp ona kısa bir bakış atarak.

Bacak bacak üstüne atıp dik bir şekilde otururken tüm dikkatimi kendisine hiç zorlanmadan çevirmeyi başarıyordu. Bu da demek oluyordu ki bu gece benim için tatsız devam edecekti.

"Ne istiyorsun?" dedim burnumdan solurken. "Kaç defa demem gerek toplum içerisinde yanıma gelme."

Mavi lensli gözlerini devirdi. "Bunları söylerken kendin söylediklerine uyuyor musun acaba Ari?" dedi sinir olduğum bir şekilde adımı kısaltarak söylerken. "Ama sen her seferinde burnumun dibinde biterken asıl bunları benim sana söylemem gerek. Unuttun mu yoksa, ailemizden bağını koparan sendin."

Burnumdan güler gibi bir nefes bıraktım. Alaya almama karşılık tepkisiz kaldı. Aileden bağımı koparan bendim söz de ama beni her defasında kapı dışarı ederlerken kendilerinden haberdarlar mıydı? Sanmıyorum. Geçmiş bir bataklıktı. İçine düştün mü bir daha çıkamazdın. Düşüncelerimi saptıkları yerden tekrar ana odakladım. "Yani?" dedim tek kaşımı kaldırdım ama bir düzen içerisinde inen kaküllerim kaşlarımı da az biraz kapattığı için bu loş ortamda bunu ne kadar gördü emin olamıyordum. "Bu konuşmanın nereye varacağını merak etmeye başladım." Kollarımı göğsümde bağlayıp ona döndüm beklenti dolu bir ifade ile.

"Demem o ki," diye konuştu gözlerini kısa bir an etrafta gezdirdi. "Önce YeonJu şimdi de Jeno." Dedi gözlerime yargılayıcı bir şekilde bakarak. "Kulağıma seni son zamanlarda Jeno ile konuşurken görenlerin sözleri çalındı. Jeno'yla takıldığımı bilmene rağmen YeonJu'da yaptığın gibi şimdi de ona mı göz koydun?" Güldü alayla. "Yazık sana. Asla sana ait bir şeyin olmayacak. Hep benim artıklarımla yetinmek zorundasın."

Where The Shadow EndsStories to obsess over. Discover now