☾ VII

285 29 3
                                        

•

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Zaman zaman karşımıza uymamız gereken kurallar çıkardı. Onlara boyun eğmemiz herkesin yararına olurdu belki ama benim hiç kural tanımayan tarafım sivri köşelere sahipti. Başımı belaya sokar belaların da bir şekilde beni bulmasını sağlardım.

Sırtımı geriye yaslayıp cevaplanmayan sorularımı bir sonuca kavuşturmak yerine, ben onlara gitmeye karar vermiştim.

Nyx ilk izlenimde beni kendine çekmemişti.

Tartarus'a giriş çıkışlar bile zordu ama buraya elini kolunu sallayarak hiç sorgulanmadan alınıyordu. Bir inşaattı en başta, bomboş etrafı karanlık göğe olağanca uzanan ağaçlarla çevrili alanda. İzbe ıssız bir yer değildi. İnşaatın etrafında birkaç varil; varillerin içinde kızıl renkli alevler uçuşuyordu. Etrafına toplanmış kişiler içiyor ve kendi aralarında konuşurken bazıları sanki yattıkları yer kaz tüyünden yapılmışcasına uyukluyordu beton kolonlara sırtlarını vererek. Keş oldukları her hallerinden belliydi ve ben de eteğim, topuklularım, tek bir teli bile bozulmamış saçlarım ve kırmızı rujumla elit bir mekan için hazırdım.

Jeno'nun altında o motor olduğu sürece benden daha çabuk gelmiş olmalıydı ya da yapacak başka işleri varsa oradadır zaten. Onunla bir işim yoktu, çok. Ben Yoona'nın izini sürüyordum. Bir de sorularımın.

Bu vazgeçemedikleri Nyx neymiş yakından görmek gerekiyordu.

İnşaat üst katlardan bir de alt katlardan oluşuyordu. Yukarıdan sesler geliyordu ve merdivenlere vuran alevlerden dolayı oluşan gölgeler korkutucu bir hava katsa da aşağıya yürüdüm. Artık bana eşlik eden topuklarımdan yükselen tıkırtılar ve kulaklarıma baskı yapan kalp atışlarımdı.

Jeno'nun dediği gibi canıma mı susamıştım? Belki de kurda kuşa yem olmadan geri dönmeli sıcak bir duş almalı yüz maskemi yaptıktan sonra biraz ders çalışıp sıcacık yatağıma girip uyumalıydım.

Ama bunlar sıradan insanların eylemleriydi. Ben ise sıradan olmayacak kadar anormal bir yaşantıya sahiptim, ne yazık ki.

Kendi kendime düşüncelerimin evrildiği yerden dudak büktüm ve saçlarımı geriye ittiğimde aşağı kata ulaştım. Bodrumdu. Duvarlarda neon yazılar vardı hemen göze çarpan. Yolumu düzelttiğimde artık inşatta değil yer altında sayılırdım. Yine. Sanırım karanlık dünyada hiç aydınlığa dair bir şeye rastlamayacaktım.

İçeri vardığım ilk an kırışıklıklarımın artacağını umursamadan yüzümü buruşturdum. Bir köşede bir grup kalabalık toplanmıştı ve ağız dolusu bir gürültü ile ortalarında olan iki kişinin çıplak ellerle birbirilerine ağız burun girmesini kutluyorlardı.

Bir tarafta birileri maddeler ile belki de anlık cennetlerinin keyfini sürüyordu. Bir yandan içiyor, gülüyor, dans edip yiyişenler vardı. Tipik bir yerdi ama bu insanlar tipik değildi. Katil, belki de çok daha fazlası aralarında dolaşıyordu.

Where The Shadow EndsStories to obsess over. Discover now