☾ XX

222 26 99
                                        

•

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Kalbine bir kez dokunurlarsa onu kırma şansları ellerine geçerdi. Kime kapılarını en çok açarsan o yuvanı yerle bir eder ardından bir harabe bırakarak çekip giderdi. Seni anılarla bırakırdı. Anılar acıdır, yaralayıcıdır. Açtığı yaralar hiç iyileşmez, kanar durur, kabuk bağlamaz.

Benim kalbim hiç var olmamış gibi hissediyordum. Onu çok zaman önce parçalamıştım kendi ellerimde. Hala avuç içlerimde kanın kızıl renginin gölgeleri gezinirken dik bir şekilde göğsümün ortasındaki oyuğa rağmen yürüyebiliyordum.

"Yetti senin bu pervasızlıkların!" Amcamın gür sesi kulaklarımdan içeri dolarken onun evindeki çalışma odasında masasının karşısında ayakta duruyordum. "Evden kaçmak da ne demek oluyor? Kaçıp hiç olamayacak yerlerde fink atmak senin aklına hiç yatıyor mu? Seni uyarmamış mıydım ben?"

"Orada ne işin vardı amca?" diye sordum söylediği onca sözü kulak ardı ederek düz bir suratla ona baktım.

İfadesindeki öfke sarsıldı. Ellerini masanın üstünde sıkı sıkıya yumruk yapmıştı. Biraz gevşettikten sonra bana karşı kızgınlığını yatıştırarak oturmam için karşısındaki koltuğu işaret etti. "Seninle bir şeyleri açık açık konuşmadan burnunun dikine gitmeye devam edeceğin anlaşıldı." Dedi derin bir nefes alarak.

Koltuğa oturduğumda sırtımı geriye yasladım. Dışarıdan rahat bir hava sersem de gözler önüne, oturduğum bu koltuk çivilerden yapılmış gibiydi. Kafamın içi kazan gibi kaynıyordu. Orada birbirine girmiş yalanlar ve gerçeklere ulaşarak her birbirinden ayırmaya çalıştığımda ellerim yanıyordu.

"Nyx'e kadar girmeyi nasıl başardın?"

Sorusuna dudak büktüm. "Bir Akiyama Arina kolay şartlar altında yetişmiyor." Dedim güler gibi bir sesle. "Benim de tanıdıklarım var."

Sabır dilenir gibi göz pınarlarına bastırdı parmaklarını. "Kızım, içine girmek için can attığın bu ortam senin gibi küçük kızlar için mi sanıyorsun?"

"O kızları ve oğlanları açık arttırmaya sunarlarken de aynı şeyleri düşünüyor muydun?"

Sorum üstünde bozguna uğrayan tavrı içimde harlanan alevi serinletti. O gençlerin yüzleri aklımdan silinmiyordu. Her şeylerini kaybetmiş, artık bu hayattan beklentisi kalmamış biri gibi bakıyorlardı. Ruhları çoktan ölmüş, sadece bedenden ibaret olan boş bir kabuk.

"Bu işlerle hiçbir alakam yok." Diye parladı bunu söylemem bile ona hakaretmiş gibi. "Gelen davetlere katılmak mecburiyetindeyim." Sesi sona doğru yılgın bir tonla aramızda yükseldiğinde daha da açmasını umarak ona diktim bakışlarımı.

"Güney Kore'ye ilk yerleştiğimiz vakit ticaret işlerine girmek çok riskliydi. Her yerden rakipler vardı. Bir şekilde adımızı duyurmamız gerekiyordu. Baban da bizi sağlamam çekecek finansmanlar buldu. Bunlardan bazıları oradaydı. Davetlere katılmamızı sağlayan kişiler. Yaptıkları doğru değil, bunun elbette farkındayım ama onlarla başa çıkabilecek durumda değilim. Baban, son yaptıkları ile zaten tüm ortaklıkları ve işleri tehlikeye atmışken tek başıma onlara meydan okuyamam."

Where The Shadow EndsStories to obsess over. Discover now