☾ XXXVII

240 26 58
                                        

•

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Beni her zaman yakınına çekebilirdi, sonrasında kast ettiğim bu değildi diyerek beni kendinden uzağa da itebilirdi. İncinebilirdim, kırılsam dahi söyleyemezdim hiçbir şey ona karşı, bana ne yaptığını anlatamazdım gözlerinin derinliklerine bakarak uzun uzun.

Rüya sandıklarım birer kabustan ibaretken onları tek çırpıda benden uzaklaştırabildiğini, tenimdeki kiri tek bir dokunuşu ile silebildiğini, atmayan kalbimi canlandırdığını, gördüğüm her şeyin de aslından ondan ibaret olduğunu ona söylesem; bir bağımlılıktan öteye gitmeyeceğini yüzüme karşı çarpmasından korkuyordum.

Korkularımı kendine saklayıp günün birinde onları bana karşı kullanabileceği kadar şey biliyordu hakkımda ama hiçbir itirazım yoktu buna da.

Şimdi gelmiş gözlerime bakarken yaptığı itirafı sadece kıyametimizi getirirdi, farkında değildi.

Onun da aslında bana bir cevap vermesi gerekiyordu, hangi ara ona bu kadar tutulduğum hakkında keskin köşelere sahip bir soruydu.

"Jeno," onun adı içimden geçen her duygu zerresini açıklamak için en iyi yöntemmiş gibi mırıldandım kısık bir sesle. Sözlerimin devamının gelmemesinin sebebi benden kaynaklı değildi. Elbette ki ona bakarken bir heykeli anımsatan yüzünün her noktasına uzun uzun bakarken aklımı kaçıracak gibi hissediyor olabilirdim ama bunun da pek şu anla alakası yoktu.

İkimizin de bakışları aynı anda kapıya çevrildiğinde şaşkınlıkla küçük dilini yutmuş gibi bir eli kapı kolunda kalmış kadın, bir bize bir de kapı üzerinde yazan işarete baktı. Bir restoran lavabosunda gereksiz yakın durmamız yanlış anlaşılmalara müsaitti. "Yanlışlık oldu sanırım." Diye ağzının içinde gevelerken, ellerimi Jeno'nun ince kazağının sardığı geniş göğsüne yaslayarak onu kendimden uzaklaştırdım. Kollarını benden güç de olsa çektiğinde aniden buz gibi bir hava bedenime istila etti ama hızlıca toparlamayı başardım.

"Hayır," dedim boğazım kupkuru kesilirken kadına mahcup bakışlarımla döndüm. "Arkadaş yolu karıştırmış."

Jeno, benim bocalayarak açıklama yapmaya çalışmamdan inanılmaz keyif aldığını göstermekten sakınmıyordu. Kollarını göğsünde bağlayarak bana muzip bakışlar atarken gözleri kahkahasını bastırmaya çalışırken kısılmış, küçücük kalmıştı. Onun, benim dikkatimi dağıtmasına izin vermemek için hızlıca kapıya döndüm ve bir kez daha saçma bir açıklama yapma girişiminde bulunmadan tok adımlarla koridora çıktım.

Kadın afallamış bir şekilde arkamdan bakarken Jeno'nun "Arina," diye başlayan uyarısını duymazdan gelerek salon tarafına geçtim. Çok cesursa YeonJu'nun yanına da gelirdi ama beklediğim olmadı. Kolumdan yakaladı ve beni durdurdu ama ben ilk defa bakışlarımı ondan kolayca çekebildim.

Az önce YeonJu ile oturduğumuz masa boştu, her şey toplanmıştı ve kendisinden de bir iz yoktu. Kaşlarım çatılırken etrafıma bakındım buralarda bir yerde olmasını bekler şekilde. Beni bekleyeceğini ve konuşması gereken önemli bir mesele olduğunu söylemişti ama bir anda ortadan kaybolma sebebi korkaklığını konuşturup karar değiştirmesinden gelmiyorsa başka bir konu vardı ortada.

Where The Shadow EndsStories to obsess over. Discover now