[Nesta]
İlk defa bu dünyada gerçek bir arzum olmadığı için korkmuştum. Sonra o geldiğinde, göğüs kafesimin içindeki o terk edilmiş şehri baştan inşa etmeye başladı. Her bir köşesine kendinden bir parça yerleştirirken hiç düşünmedi, bir gün o gittiği...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
•
Nelere sebep olacağını bilmeden attığın adımların daha büyük bir bilinmeze doğru sürüklenir. İyilik için yaptığını sandığın her şey aslında kötü bir kabusun başlangıcını oluşturur, engel olamazdın. Değiştiremezsin sonunu hiçbir biten masalın. Güvenine inandıkların aslında ilk iten olur kendilerinden önce. Sana gelecek zarar hep daha çabuk kabul görülür, diğerlerinin yanında. Her şey olup bittiğinde karşına çıkan manzara her şeyi en başından sıfırla çarpar, yine karanlıkta kalan sen olursun hiç farkına bile varmadan.
Jeno ile sahil kenarında oturmamız, yağmuru daha fazla bulutların taşıyamaması üzerine yarım kaldığında ikimiz de sessiz bir şekilde toparlanarak onun arabasına geçmiştik. Bu sefer sürücü koltuğunda ben olduğum için –ondan daha az içmiştim- isteği üzerine onun evine sürmeye koyulduğumda artık bir düzenimin olmamasını içerlemiyordum bile.
"Jaemin'i görsem iyi olurdu." Diye mırıldandım kısık bir sesle yola odaklıyken. Yağmur attığı için trafik biraz yoğundu ve tahminimden daha uzun sürmüştü varış yolu.
"Sabah görürsün." Dedi Jeno sırtını koltuğa yaslamış yola odaklıyken sözlerimin üzerine dönüp bana bakmıştı. "Bir sonraki aptalca planınızı yaparsınız artık." İğneleyici bir tonlamayla yükselen sesi karşısında dudaklarımı birbirine bastırmakla çözümü buldum. Ne söylersem söyleyeyim onun da kendince haklı gördüğü kısımlar vardı ve kendi tarafımızdan baktığımız sürece tartışmaya açık bir konumdaydık.
"Sen ne yapacaksın o zaman?" dedim öylesine sormak için. Sessizlik inanılmaz rahatsız edici olabiliyordu bazı anlarda. "Görünürde Hong InKuk için çalışıyorsun."
Bakışlarını tekrar yola sabitlemişti. Cevapsız kalır sanıyordum süregelen sessizlik boyunca ama konuşmaya başlamasıyla şaşırmıştım. "Cemiyet bir şeyin peşinde." Dedi koyu bir sesle. Her Cemiyet'ten bahsettiğinde ensemden üfleyen soğukluk daha da şiddetini arttırıyor ve ürpertiyordu beni. "Bunu öğrenmeye çalışıyoruz."
"Ne zamandır?" diye sordum kaşlarım kalkarken ses tonum çekimserdi. "Ne zamandır bu iştesin?"
Hong InKuk, onu yanına aldıktan sonra kendi için yetiştirmeye başlamış ve bunun sonucunda Cemiyet için de işler yapıyordu. Ne tür işler olduğu konusunda emin değildim ama bu şartlar altında iyilik timsali gibi etrafta gezmediğinden emindim. Ama sonra, arkadaşları olan birisi, onlar için büyük bir fikir vermişti ve her nasıl olmuşsa başka birileri için, kim oldukları hala muammaydı, Cemiyet'e karşı çalışmaya başlamışlardı.
Ve bu konuda hepimiz hemfikirdik; Cemiyet iyi değildi.
Babam bile en başından Cemiyet ile bağlantılara sahipti ama sonra Akademi ve Park IlSung ile ortak işler yaparak onlar için çok kıymetli bir şey çalmıştı. O şey için herkes benim peşimdeydi ve Yoona bile annemin bu işlerle bağlantısı olduğunu söylemişti. Japonya'dan Kore'ye taşınma sebebimiz bile bununla ilgili olabilirdi.