•
Kurtulmak istediğim bu hayatın bataklığına biraz daha battıkça anlıyordum aslında kurtuluşun hiç olmadığını. Düşe kalka ilerledikçe bu yolda kendimden kaybettiklerimle birlikte yolun sonuna geldiğimde devam edebilmem için geriye hiçbir şey bulamayacaktım. İşte o anlarda korku biraz daha nefesime karışıyor, zihnimi kendine oyun alanı ediniyor, bana kaçışımın olmadığını her defasında kahkahalar eşliğinde hatırlatıyordu.
Nasıl kurtulacağım ben, diye her sorduğum soru cevapsız bir şekilde zihnimdeki harabede yankı yapıyordu.
"Yemi attın ortaya." Diye konuştu Yoona dalgın gözlerle karşımızda uzanan Han Nehri'ne bakarken. "Sence sana yardım edecekler mi?"
Bira kutusundan bir yudum daha aldığımda rüzgarın esmesi ile yüzümün kenarına birkaç tutam saç düştü. Onları kulağımın arkasına usulca atarken dudaklarımı nemlendirdim. "Etmeyecekler." Dedim tok bir sesle. "Edeceklerine inandıracaklar beni."
"Bu yaptığın ile amcanı tehlikeye attın. Hali hazırda gözden çıkardıkları birisiydi. Bu davranışınla onlar için de fırsat verdin. Önce o, sonra da seni ortadan kaldıracaklar."
"Önce o." Dedim kafamı sallayarak. "Sadece bir süreliğine dikkatleri başka bir yöne çekmem gerekiyordu."
"Umarım ne yaptığını biliyorsundur." Dedi bunu gerçekten istiyor gibiydi.
"Elbette." Dedim kendimden emin bir sesle karşılık verdim. "Ölüm tarihimi biraz daha ertelemiş olduğumdan emin olabilirsin."
Sen akıllanmazsın, der gibi kafasını hüsranla iki yana salladığında onun bu haline güldüm.
"Park YoungSoon'un elimde olduğu haberi şimdiye kadar Ahn SungMin'in kulağına gitmiştir. Karısına ne kadar değer verdiğini görmek için mükemmel bir fırsat."
"Ya istediğimiz tepkiyi vermezse. O zaman kadına ne olacak?"
"Talihine ne düşerse." Diye mırıldandım kayıtsız bir tavırla omuz silkerek.
Yoona yanımdan ayrıldığında orada biraz daha oyalandım ama gidecek bir yerim tam anlamıyla yoktu. Kendi evime gidebilirdim ama orada geçirdiğim vakitler bile karabasanlar gibi üstüme çökerken kendimi ağırdan almaktan sıkılmıştım. Bu yüzden aklımda olan adrese doğru yola çıkmak üzere Mustang'e ilerledim.
Her şeyi bir düzene sokabilirdim ama bir şeyler, benim bir adım daha geride kalmama sebep oluyordu. Bu en çok da göğsümün ortasında duran boşluktan kaynaklıydı, inkar edecek değildim. Merakımı bastırmak istiyordum bu geceyi daha sağlıklı bitirebilmek için.
Arabayı yavaşça makul bir yerde park ettikten sonra toprak zemine adımımı attım. Buraya daha önce geldiğimdeki ben ve şu an olan arasında bile çok fark vardı sadece geçen birkaç ay olmasına rağmen. Bir gün önceki halimize bile bazen benzemediğimiz olurken tüm yaşananlardan sonra eskisi gibi sorunsuzca gülümsemem imkansız bir hale gelmişti.
Derin bir nefes aldığımda etrafı kafesleyen uzun ağaçların kokusunu da içime çektim.
Nyx'e ait olan yer altı barlarından birisiydi burası. Birçok yerde olduğunu öğrenmiş ve malikanesine bile girmeyi başarmıştım ama bu gece buraya gelme sebebim tamamen farklılık gösteriyordu.
En başa dönmüş gibi hissettim inşaat halindeki binanın içine girdiğimde neon yazılı duvarları takip ettim ve en alt kata indiğimde Nyx barına da giriş yapmıştım.
Buraya ilk seferinde Yoona'nın benden gizli ne işler çevirdiğini öğrenmek için gelmiştim. Sonrasında varlığı ile tüm dikkatimi kendisine çeken birisi yüzünden buraya gelmeye başlamıştım. En son ne zaman gelmişsem o zamandan beridir de kendisinden bir şey eksiltmemiş ve her şeye inat eder gibi daha da kötü bir yer haline gelmişti.
YOU ARE READING
Where The Shadow Ends
Fanfiction[Nesta] İlk defa bu dünyada gerçek bir arzum olmadığı için korkmuştum. Sonra o geldiğinde, göğüs kafesimin içindeki o terk edilmiş şehri baştan inşa etmeye başladı. Her bir köşesine kendinden bir parça yerleştirirken hiç düşünmedi, bir gün o gittiği...
