[Nesta]
İlk defa bu dünyada gerçek bir arzum olmadığı için korkmuştum. Sonra o geldiğinde, göğüs kafesimin içindeki o terk edilmiş şehri baştan inşa etmeye başladı. Her bir köşesine kendinden bir parça yerleştirirken hiç düşünmedi, bir gün o gittiği...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
•
Gençken her şey daha farklı hissettirirdi. Teninde gezinen meltemin sıcaklığı bile seni ayrı mest ederken artık o günlerden geriye bir şey kalmadığının bilincinde olmak doyumsuz bir özlem hissetmeni sağlardı. Zamanı geriye alamamak, şu ana uyum sağlayamamak bir arafta sıkıştırırdı seni.
Ne dönüp ardına bir daha bakmadan bulunduğun andan ve sana sen gibi hissettirmeyen insanlardan gidebilirdin ne de kalıp hayatında o eksik olan parçanın tamamlanmasını bekleyebilirdin.
Kalbin kırılsa kırıldığı yerden bir daha eskisi gibi iyileşmese yine girer miydin kalbinin kırılmasına sebep olan o yola? O yol sana her şeyini kazandırmışsa bir kere ve sen sadece onunla var olabildiğine bir kez inandırmışsan kendini, insan en çok kendini yaralayacağı silahı göğsüne tutardı. Böylece bir düşmana gerek kalmazdı çünkü insan kendini var eder ve sonunu getirecek o kaderde imzasını atardı.
Yoona, belki de şu ana kadar kimseye söyleyemediğim en kırgın hislerimi bile biliyorken hiç düşünmezdim ilk darbeyi ondan alacağımı ama insan en çok güvendiği ve inandığı kişiler tarafından en derin darbeyi alırdı.
"Demek hala buradasın." Diye konuştu GiSeok ben Tartarus'tan çıkarken yolumu kesmişti. Jaemin ile yaptığımız anlaşmadan sonra o bana gerekli talimatları ulaştıracağını söyleyerek gittiğinde ben de burada daha fazla oyalanmadan kalkmıştım ama koridorda yoluma çıkan GiSeok, adımlarımın istikrarını sekteye uğratmıştı.
"Ve gidiyordum." Dedim umursamaz bir sesle yanından sıyrılacağım esnada koluma yapıştı. Basit bir hareketle kolumu mide bulandırıcı tutuşundan kurtardıktan sonra geriye çekildim. "Ne istiyorsun?"
Yüzünün diğer tarafını gösterdiğinde yüzünde yeni elde etmiş olduğu yara izinin aksine bir sırıtma vardı. Bıçağımın açtığı kesik çoktan kapanmış ve büzüşmüş, pembemsi bir yara izi haline gelmişti.
"Marifetini uzunca konuşamadık."
"Özür mü dilemem gerekiyor?" dedim çenemi kaldırıp ona dik dik baktım.
"Yok." Dedi kafasını geriye yatırıp dilini damağına vurarak tok bir ses çıkardı. "Yoona denen o kaltağın arkandan çevirdiği dolapları bilsen gelip bana teşekkür bile edersin."
Gözlerimi kısarak onun ifadesini inceledim. Yoona ile aralarında bir anlaşmazlık vardı ve bunu Yoona benden saklıyordu. Annesinin aslında olmaması ve hastanede hasta yatan kişinin de bir oyundan ibaret olduğunu öğrenmiştim. Bunun dışında başka şeyler de vardı, belliydi. GiSeok'un Yoona'yı bununla tehdit ettiğini düşünüyordum ama şimdi karşımda atıp tutmayı seven adamın dilinin altında çok daha fazlası saklı gibi geliyordu.
"Neden bana söyleyesin ki?" dedim ağır bir tonla başımı yana yatırırken. Biraz nabzını yoklamaya çalışıyordum.
"Çünkü Yoona yine bana kazık attı. İkinizi de mahvetmek bana zevk veriyor." Oldukça kulağa uygun geliyordu bu düşüncesi onun açısından bakınca.