Nikahın üzerinden bi haftayı geçirdik öyle böyle derken. Çok elleşmediler bana, hep boncuk çikolatamın yanındaydım. Zaten diş çıkaracam diye bebem mahvolmuştu.
Dilber halayla Asili de hiç göremez oldum bu hafta. Adana'nın bi başka ilçesi Yüreğir de bi restoran daha açıyolarmış da evrak işleri yüzünden koşturmaları gerekiyormuş. Aksilik çıkmış izinlerde. Ankaraya gitmek lazım deyip, bıraktılar beni boncuğumla bi başımıza.
Hiç hoşuma gitmedi onlarsız bu ev. Allah'tan Birgül'ün kaynanası mobilya düzecez diye alıp İstanbula götürdüler de çıngıraklılar teke düştü.
O sabahtan sonra öyle bi duvar çektim ki önüne, sokmak için açılan ağzını doldurmadan bırakmadım. Okumakla adam olaydı o zaman memlekette bu kadar cahilin işi neydi yelloz? Seni ananın eteğinin altından alıp bi salalım bakalım dünyaya, üç gün sağ kalabiliyon mu?
Beni küçümsüyo daha azıcık bile kimim, nerden geldim bilmeden. On dördümde ev geçindirmeye başladım ben! Süt sağdım, peynir yaptım, tarla çapaladım. Millete işçi gittim, tandır ekmeği yapanın gündelikçisi oldum. Beni nereye atarsan at o taşı öğütür, un ederim. Sen ne yapabilmişin şu yaşına kadar astarsız surat?
On beşimde yeğenime analık ettim de tüm köyün imrenerek baktığı b oğlan çocuğu oldu efendiliğiyle. Hadi bi çiçek dik de görelim, büyütebiliyon mu? İlçenin pazarında sattığım sarımsak bağlarından üç kuruş para ettim de Çalıkuşu Feride’yi okudum ben. Onunla dedim dik durmazsan sırtını ezenin çok olur diye. Feride durdu sende duracan dedim de bak hiç bilmediğim memlekete gelin geldim.
Üç yıl öncesinin demedim bulduğum gazete kağıdının reklamlarına kadar ezber ettim. Allah fırsat vermiş, mektep yüzü görmüşsün de bi Müslümana faydan mı var? Oturmuş evde ağabeyinin kazandığı parayı ayakkabıya, çantaya veriyon şıllık!
Bak hırslandıkça hırslanıyom. Köyde büyüdük, dağda değil! Senin gibi lafları kibar kullanamıyom diye mi insan yerine koyamadın beni? Köy nedir görmemişin ki hiç. Sen biliyon mu o köylerde ne acılar yaşanıyo? Kaç karı bebesini sırtına asıp, tarlaya soğan sökmeye gidiyo. Bizim eğlencemiz telefonumuz, tabletimiz değil ki. Tarlada yan yana iş görürken kim ne yaşadıysa anlatır da kulağına küpe edersin.
Düştükleri çukurları belledirler büyükler ki genç kızlar üstünden atlasın. Gerçi kime ne anlatıyon Züleyha? Kadın dediğin kuru dalı çiçek etmeli, Birgül gibiler hazır önüme konsun diye yaşamıyo mu bu dünyayı? İki gün sonra everecek anası, Allah verirse kendi yavrusu olacak. Bu akılla giderse ne olur o bebenin hali?
Sen kendi bebene bak Züleyha!
Onlar ağzında gümüş kaşıkla doğmuşlar emme kaşık ağızdan alınırsa eşekten düşmüşe dönerler. Sen elindekine bak. Çok bulmuşlar da ondan şükürsüzlükleri, birde giyseler senin gömleğini yandım diye feryat ederler.
Aman... Birgül'ü düşünüp derdime dert eklemiycem. Kocası düşünsün! Düşünsün de ekmeğe mi basmış, ah mı almış, Allaha şirk mi koşmuş ki Birgül nasibine yazılmış.
Bu arada ben de iyice mutfaktakilerle kaynaştım. Anam pek sevdim, pek içim ısındı. Zeyno da peşim sıra yenge yenge diye gezince onu da kattım mutfakta oturup kahve keyfi yaptığımız zamanlara. Bunlara köyde başıma gelen komiklikleri anlattıkça mutfakta kahkaha sesleri eksilmiyodu.
Boncuk kızım da anam nasıl laf meraklısıymış ya. Boyuna posuna, boklu götüne bakmadan kim konuşsa yüzünü ona dönüyo, çığlık atarak gülüp duvarları inletiyodu.
Emme bu zaman da canımı sıkan başka şey peydah oldu. Bu kayınım pek bi gözüme batıyodu. Geldiğimde yüzüme bakmayan, ağzını açmayan adama ne olduysa ağabeyi evden az uzaklaşınca beni didiklemeye durdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
GİRDAP
RomanceKİTAPTA +18 SAHNELER OLACAKTIR. OKUYUCULARIN BUNU DİKKATE ALMASINI, YETİŞKİNLERE YÖNELİK BİR KİTAP OLDUĞUNU UNUTMAMALARINI RİCA EDERİM. AYRICA KITABIMIZ FİNAL OLDU, KEYİFLİ OKUMALAR... Korktuğu bir hayata esir olmamak için yangından kaçtı Züleyha! K...
