Vaziyet alın eyyyyyyy gençlik. Kan, gözyaşı, kaos, entrika sonrası aşna fişna zamanı.
Keyifli okumalar öptüm şapur şupur🤤😘😘😘😘😘😘😘
Murat eniştenin sayesinde alem yaptığımız zamanın üstünden on gün geçti. Asil içeri girip halimizi görünce hepimizi bi güzel kalayladı.
Neymiş efendim hasta kadına böyle ağır yemekler verilirmiymiş. Verilse kocası yokmuymuş, o en iyisini yaptırıp getirtmeyi akıl edemezmiymiş. Otuz yaşına gelmiş çocuk gibiymiş. Murat eniştenin evlenip barklanmak neyineymiş.
Enişteyi elden geçirmeye doyamamış olacak ki yönünü bana döndü. Hadi bunlar çocuk akıllıymış da ben niye bunlara uyuyomuşum. Az üste çıkayım diye ben nerdeyse Zeyneple yaşıtım diyecek oldum bin ah işittim. Hay dilim kopaydı, nerden dedim o lafı ben.
Hepsini suya götürürmüşüm, ırmakta üç tur yıkatır da bi tas su içirmeden yol verirmişim. Anam ben neymişim ya? İnsanın adı çıkacağına canı çıksın. Hiç suçum yokken bi saat nutuk dinledik beyden.
Sonra gitti doktoru alıp geldi. İnsan karısının yüzünü yer eder mi hiç? Ne yediysem bir bir saydırdı. Yediğim avuç içi kadar lahmacunla, serçe parmağım kadar kebap nasıl gözlerine göründüyse tövbe daha da sürmem elimi hiç bi getirdiklerine.
Doktora lahmacunla salata yedim diyecek oldum bi baktı, nevrim döndü korkudan. Pis görümcelerim de gemi batarken kaçan sıçanlar gibi anında kaçtılar odadan. Murat enişte yanımdan geçip giderken bol bol sabır diledi, haklı adam. Valla çok haklı. Bu musturun siniri hiç çekilesi değil valla. Evde olsak serada yatırılacak herif. Doktorda rahatsızlanırsam hemşireyi gece çağırmamı söyleyip gitti.
Kaşını çatmaktan tek kaş olacaktı bu gidişle. O kadar adamın içinde ne yediysem saydırdı diye küstüm bende. Ah eniştem essah çok haklısın. Bunlar açın halinden zerre anlamıyolar.
Gece olunca bi ağrı yokladı karnımı. Dur geçer dedim emme tövbe geçmiyo. Yanımdaki suratsıza belli etmicem diye iki kat zorlandım. Tam geçecek gibi oldu yine bıçak saplanır gibi girdi. Ben bişey demedim emme o anladı. Ah Züleyha diye diye hemşireyi çağırdı. Böyle olacağını biliyolarmış meğerse. Uzun süre çorbayla beslenip birden ağır yiyince acısını da böyle çekiyomuşun.
Nerden biliyim canım ben, doktor muyum? Nefsim çekti yedim işte! O geceyi sabah ettim ama bi sorun nasıl ettim. Benim karnımın sıkıntısı yetmezmiş gibi sürekli başımda sokranan heriften alacaktım acımı.
Öyle böyle fındığın on ikinci haftası doldu çok şükür. Nerdeyse bir ay olacaktı şu yatağa yapışalı. Beni böyle yatalak edemezdi kimse de fındığın hatrı büyüktü. Bişey olur korkusuna hâlâ da tuvalete Asille gidiyodum. Doktor son kontrolüyle düşük riskini şimdilik anlattığımızı ama tüm hamileliğimde kontrollü olmamı söyleyip çıkışımı onayladı çok şükür.
Asil çıkış işlemlerini yapmak için gitti. Halam da üst baş getirmiş, üstümü giymeme yardım ediyodu.
"Nerde kaldı Asil, anne? Çıkak artık şurdan."
"Gelir şimdi kızım. Nazlıya anneyi almaya gidiyoruz dedik, delirdi kuzum. Gözü kapıdadır şimdi."
"Oy kurban olurum kokusuna. Kaç gündür burnumda tütüyo yavrum. Boğazı geçti dimi anne? Hiç bişeyciği kalmadı ele?"
Dilber annem eliyle saçlarımı düzeltip, elindeki lastiği acıtmadan bağladı.
"Yok annem iyi dedim ya. Hastanede gelip giderken üşüttük heralde çocuğu. Miniş hep yanındaydı zaten. Hiç çıkarmadık evden, iyi şimdi."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
GİRDAP
RomanceKİTAPTA +18 SAHNELER OLACAKTIR. OKUYUCULARIN BUNU DİKKATE ALMASINI, YETİŞKİNLERE YÖNELİK BİR KİTAP OLDUĞUNU UNUTMAMALARINI RİCA EDERİM. AYRICA KITABIMIZ FİNAL OLDU, KEYİFLİ OKUMALAR... Korktuğu bir hayata esir olmamak için yangından kaçtı Züleyha! K...
