6- Seni istemiyorum!

168K 3.2K 1.6K
                                        

Herkese tekrardan merhabalar vee iyi okumalarr!

vote atmayı, yorum bırakmayı ve yeni gelişmelerden haberdar olmak için profilimi takip etmeyi unutmayın...

Birkaç gün sonra

Ekin

Sabah yine bir kriz yaratıyordu. İşin kötüsü bu kız değil bunun yüzünden bütün düzenimin yerle bir olmasıydı.
Ama artık tamamen iyileşmişti. Evi dağıtıyordu. hem benden korkuyordu hem de zorluyordu. Ama hala tam olarak düzelmemişti.
-"Kendine gel! Otur şu masaya!"
-" Bırak beni artık!"
-"Kendine gel! Beni sinirlendirme! Bu sefer yalvarmaların-"
Derken bana doğru fırlattığı vazodan son anda kurtuldum. Bu bardağı taşıran son damlaydı. Onu o odadan çıkartmıştım ama bileğine benim kotrol edebileceğim bir bileklik takmak şartıyla. Aynı polislerin ev hapsi cezaları gibi.
"Sen iyileştin bence!" Diyip
Onu üzerini değişmesine bile izin vermeden pijamalarıyla dışarı çıkarttım. Bahçedeki arabamın içine zorla sokarken her zamanki gibi önce yapacağını yapmış, Beni sinirlendirmiş ve şimdi yalvarıyordu.

Onu bir süre başka bir yerde misafir edecektim.

Bahçeden hızla çıkarken koltukta sesi çıkmamaya başlamıştı bile.
-"Yavaşla lütfen.."
-"Kemerini tak."

Deponun önüne gelince biraz ani bir frenle durdum.  başını öne çarpmıştı.  Gelen tok sesin ardından biraz endişelenmiştim. Ciddi bir şey olup olmadığını anlamak için beklememin ardından oluşan büyük sessizlikte gitgide büyüyen ince bir ağlama sesi çıkmıştı sadece. Arabadan hem bakmak hem de onu yeni kalacağımız yere götürmek için indim. Diğer tarafa geçene kadar başını kaldırmıştı bile.

Onu depoya getirmiştim. Ondan öğrenmem gereken birkaç sorunun cevabını da öğrenebilecektim bu gün. Onu yukarı kata çıkartmadan önce  bıraktım. Görmesi gereken birisi olacaktı birazdan.

Bedenini yere bırakınca  başım diye inlemesi üzre baktım. Sarı saçlarının arkasındaki bir kısmı kırmızıya boyanmıştı. Ufak bir yarık vardı.  Başını çarpmıştı. Neden peki? Kemerini tak dediğimde dinlemediği için! Öyle sinirlendiriyordu ki... çocuk gibiydi!

Öyle çok kanamıyordu ama yarılmıştı işte. Şeytan bırak ağlasın dese de derin bir nefes aldım. Temizleyip bant yapıştırsak iyi olurdu. Kenardan gerkli malzemeleri toplayıp yanına gittim. Oksijenli su  onun tatlı canını biraz yakacaktı. Pansuman yapmadan önce ona "Kanatmışsın başını." Dedim.
Bunu dememle elini başına götürdü. Eline bulaşan kanla gözleri dolmuştu. Çocuktu işte. Kanıyor diye ağlıyordu, Acıyor diye değil! "Ağlama ufak bir şey, şimdi temizleyip bant yapıştırırım geçer." Dedim.

Pamuğa döktüğüm suyu yavaşça bastırmamla kaçmaması için kafasını arkadan bastırmak zorunda kalmıştım. Yandığını biliyordum. Eliyle hava göndererek rahatlatmaya çalışıyordu ama yetmiyordu tabiki.
-"Yanıyor!"
İnleme gibi çıkmıştı ağzından. Yanmasını istiyordum.

İşim bitince kısa süreliğine çok yakın bir şekilde göz göze gelmiştik. Sert bakışlarıma rağmen o hep aynı bakıyordu. Yakınlığımızdan ötürü elini omzuma koydu. Gözüm sık sık dudaklarına kayarken biraz daha yaklaştım. Vücudu geriliyordu. Dudaklarına kapandım.  Karşılık vermemişti. Daha da sert öptüm. Kaçmaya çalışmasını yoksayıp morartana kadar öptüm dudaklarını. Vücudundaki tek dolgun şey buydu zaten.

Ondan ayrıldığımda ellerim belinden onu tutmasa düşecek gibiydi. Zayıf noktasını buydu, şu an tamamen etkisizdi.

Kapının açılmasıyla mecburen onu bıraktım. O da dikelmişti hemen zaten.

~Zor Aşk~Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin