Herkese yeniden merhaba!
bakabilirsiniz.
İyi okumalar
Ertesi gün uyandığımda her şey çok boş gelmişti. Ekin yoktu. Hemen telefonuma baktım ama ne bir mesaj vardı ne de arama... neyse daha dün akşam gitmişti sonuçta, arardı yani. Bütün gün onun aramasını beklemekten ne dersten bir şey anlamıştım ne de bir şey yapabilmiştim ama o aramamıştı. Şaşkındım. Yani normalde arardı, yanıma gelirdi ama şimdi...
Gece gözüme uyku zor girmişti. Hem merak ediyordum hem de arayamıyordum. En son dayanamayıp uymuştum nasıl olsa yarın arar diye.
Ertesi gün olmuştu, bitmişti ama Ekin aramamıştı. Ehliyet kursuna gitmeye başlamıştım kendi kendime. Hiç sormamıştı bile beni. Arabayı doğru düzgün kullanamıyordum. Üstelik hala bana neler olduğunu anlatmamıştı da. Ve sonraki gün de...
Son 3 gün sanki aylar gibi geliyordu. Geçmiyordu bir türlü, bir yandan aklımda sorular, bir yandan hayat devam ediyor, öteki tarafta Ekin....
Her zamanki gibi yemek yemeği de bırakmıştım. Yine ehliyet kursu bok gibi geçmişti. Acaba onu ben mi aramalıydım? Bir anda Ekin hayatımdan çıkınca yalnız kalmıştım yine işte.
Dışarı çıktım, karar veremiyordum ama sanırım Ekin'in yanına gitmeliydim. Belki de bir şey olmuştu.
Evet, kesinlikle ona gitmek istiyor ama gururuma yediremiyordum. Ne gurur dedim kendi kendime. Koskoca insanlardık. Kapıdaki Koray'dan taksi çağırmasını rica ettim ve hazırlanmak için yukarı çıktım. Saçım ve makyajım yapılıydı zaten dışarıdan geldiğim için. Üzerime mini sayılabilecek, omuzları açık, tülden, gülkurusu rengi bir elbise giydim. Hızlıca tekrar kendimi kontrol edip çantamı toparladım ve taksiye bindim.
Şehir dışına kadar yol gerçekten çok uzun olduğu için taksi çok fazla tutuyordu. Parayı ödeyip aşağı inerken Ekin'in o adamlarını yine her yere diktiğini farketmiştim. Beni tanıyor olmalılardı ki kapıyı açtılar. Çekinerek onlarca siyahlı adamın arasından kapıya kadar yürüdüm. Kapıyı çalıp biraz beklediğimde açılmıştı. Şaşırtıcı ama açan Ekin'di. Hem de yeni uyanmışa benziyordu. Üzeri çıplaktı.
Kaşları hafif çatık bana bakıyordu.
-"Bulut, neden geldin?"
Dedi bana. Neden mi geldim? O ne demekti öyle daha kapıdayken. İlk söyleyeceği bu muydu?
-"Rahatsız mı ettim?"
Diye sordum ben de bu sefer.
-"En son benden kaçmaya çalışıyordun, ne oldu? Korkmuyor musun, belki seni de öldürürüm?"
Saçmalayarak sinirimi bozmayı hemen başarmıştı. Onu umursamadan içeri girdim.
-"Hala bitmedi. Anlatmaduğın bir sürü şey var."
Ben etrafa bakınırken kapıyı çarptı.
-"Sana o gün bir şans verdim ve sen kullanmadın. Şimdi sorma hakkın yok."
Öfkeyle ona döndüm.
-"Yok öyle bir şey, anlatacaksın!"
-"Bulut, uykum var. Sonra konuşalım."
Ağzım şaşkınlıkla açık kalırken o cidden yukarı yönelmişti. Kolundan tuttum.
-"Dalga mı geçiyorsun sen benimle?"
Dedim. "Aramadın bile bir kere. Neler olduğunu anlatacaksın!"
Çok sakince duvara yaslandı. Öfkeli soluklarım ona çarpıyordu.
-"Anlatmazsam ne olur?"
Diye sordu bana. Gerçekten dalga geçiyordu benimle. Beni küçümsüyordu.
-"Aramızda böyle saçma sapan gizli şeyler olduğu sürece zaten birlikteliğimiz ilerlemiyor. Anlatmazsan inceldiği yerden kopar."
-"Terkedersin yani beni?"
Tek kaşını kaldırıp imayla sorduğu soruya böyle net bir cevap vermek çok zordu. Ondan ayrılmak istemiyordum, istemediğim için buradaydım zaten.
-"Bu kadar zor olmamalı!"
Dedim kendi kendime sesli bir şekilde.
Ekin beni bırakmış yukarı çıkıyordu. Hışımla arkasından ikişer üçer merdivenleri çıktım. "Nereye gidiyorsun öyle! Dalga mı geçiyorsun benimle?" Diye bağırırken ağzımı kapattı.
-"Bağırma!"
Dedi ve sanki birisi varmış gibi yanfaki odalara baktı. Birisi mi vardı? Yok artık o kadar da yapmış olamazdı!
-"Birisi mi var evde?"
Dedim şüpheyle. En yakındaki odaya doğru bir adım atmıştım ki kolumu tuttu.
-"Dafne burada! Sandığın gibi bir şey yok. Bağırma da uyusun!"
Demek kardeşiydi. Bu saatte hala neden ikisi de uyuyordu ki? Dafne neden buradaydı? Buradaki tek aptal olmaktan sıkılmıştım!
-"Anlatacak mısın, anlatmayacak mısın?"
Dedim artık net bir şekilde. Sıkılmıştım. Derin bir nefes aldı ve düşünceli bir şekilde başını geriye attı.
-"Dafne tecavüze uğramış. Birkaç yıl önce."
Bir anda ağzım sonuna kadar açılmıştı ve istemsiz bir 'ne?' Nidası çıkmıştı. "Adam serbestmiş. Karşısına çıkmış yine. Olay bu, rahatladın mı?"
Kaşlarımı çattım. Kim bilir kız ne haldeyken hala sanki dedikodu malzemesi yapmak için sormuşum gibi davranıyordu.
-"Saçmalıyorsun, ne rahatlaması? İnanamıyorum..."
Dedim kendi kendime. "Şimdi nasıl?"
Boğazını temizledi.
-"Kötü."
-"U-uğur nerede? Onunla kalmıyor muydu?"
-"Uğur da gitti."
Ne? Ne demek gitti? Böyle zor bir zamanda bırakıp gitmiş miydi onu?
-"Nasıl, nereye gitti?"
-"Amerikaya gitti Bulut. Oldu mu? Başka sorun var mı?"
Haklıydı, bir sürü soru sorup rahatsız etmiştim. Zaten kafasında binbir türlü şey varken yaptıklarımdan çok utanmıştım şu an. Ekin'e doğru yavaş adımlarla ilerleyip ellerimi sırtına doladım. Karşılık vermemiş hatta rahatsız olmuş gibi gerilmişti.
-"Yapma artık, ben senin düşmanın değilim. Zayıf yerlerini benden saklamana gerek yok. Bırak yanında olayım."
İçimden beni ittirmemesi için dua ediyordum. Karşılık verir diye bekledim ama ne verdi, ne de ittirdi...
"Burada kalıyım mı?" Diye sordum. Yanında olmak istiyordum.
-"Gerek yok, ama sen bilirsin. Şimdi uyuyacağım."
Dedi ve odasına gitti. Arkasında öylece kalakalmıştım. Ama anlayışlı olacaktım, onun için çok zor bir durumdu. Ben de onun arkasından gittim.
Kapıyı yavaşça araladığımda uyumak yerine öylece camın önünde düşünceli düşünceli dikildiğini gördüm. Oda tamamen dumanaltıydı. Kim bilir kaç sigara içmişti yine. Sadece gerçekten çok kötü oldupu zamanlarda birkaç sigara içtiğine şahit olmuştum ama şimdi... şimdi su gibi içiyordu şu zehirli şeyi.
Hızlı adımlarla yanına gittim ve camları açtım. Ardından onu kolundan tutarak odadan çıkarttım.
-"İkimizin odasına gidelim ve sen de uyu. Gerçekten uyu."
Derken cevabını beklemeden her an itiraz edebilir düşüncesiyle onu çekiştiriyordum.
Uzun zaman sonra girdiğimiz odamız bana burdan en son ne halde çıktığımı hatırlatmıştı. En son buradayken bebeğim karnımdaydı.
Düşünmemeye çalışırken bu evin bana hiç iyi gelmediğini yine farketmiştim. İçeri girdiğimden beri bir kasvet vardı her yerde. Zaten burada pek güzel anılarım da olmamıştı.
Ekin'i yatağa yatırıp kenara oturdum.
-"Uyu hadi. Gözlerinin altı mosmor, çok uykun var belli."
Gözleir öylece üzerimdeydi sadece. Kırpmıyordu bile.
-"Dafne uuyanabilir."
-"Uyanırsa seni kaldırırım."
Yarım daat gemişti ama o hala içinde bir huzursuzluk varmış gibi bir türlü uyuyamıyordu.
-"Olmuyor, uyuyamıyorum."
Derin bir nefes alıp mutfağa gittim. İlaçlı çayı hazırlamam birkaç dakika sürmüştü. Geri getirip yanına koydum.
-"İç hadi, biraz rahatlarsın."
-"İlaç koydun çünkü.."
Anlamasına şaşırmamıştım. İnkar da etmedim. O da karşı çıkmadı, ilaçlı çayı içti ve kısa süre içinde uyuya kaldı. Mutluluğumuz her zamabki gibi kısa sürmüştü işte. Şimdi önümüzde bir engel daha vardı. Bunu da aşacaktık...
-Bölüm Sonu-
Vote atmayı yorum bırakmayı ve beni takip etmeyi unutmayın! Bir sonraki bölümde görüşmek üzere
ŞİMDİ OKUDUĞUN
~Zor Aşk~
Fiksi RemajaEski adı:Artık Benimsin Hikaye adı değişti. Mafya hikayesidir. Şiddet ve cinsellik içerir. KESİT (bölüm 2) Korkuyla kapıyı tekrar açmaya çalıştım açılmayacağını bile bile. Bütün vücudum bana yapacaklarını hissedercesine titriyordu. Tam arkama geld...
