One Hundred Fifteen

444 40 26
                                    

"Hey, Melanie."

"Efendim James?"

"Beni dinliyor musun? Kafan apayrı bir yerde gibi. Her neyse, beni ailesiyle tanıştıracağını söyledi. Eminim benden nefret edecekler."

"Merak etme. Her şey yoluna girecektir, sadece biraz sakin kal."

"Ne yani normalde sakin değil miyim?"

Çıkışmasına karşın 'hayır' anlamında ellerimi göğüs hizasına kaldırdım.

"Öyle değil de..dürüst olmak gerekirse biraz agresif bir kişiliğin var."

Bu sırada yanımızdan geçen bir çaylak ona sordu.

"Bu dosyaları nereye koymalıyım efendim?"

"Bunu bana mı soruyorsun?! Senin zaten biliyor olman gerek. Beni boş işlerle uğraştırma!"

Genç adam gayet korkmuş görünerek uzaklaştı. James'e yandan bir bakış attım. Orta parmağını kullanarak gözlüğünü düzeltti.

"Tamam, evet anladım, öyle bakmayı kes."

Ben ona gülerken molanın bittiğini fark ettik.

~~

Eve gelmiş, koltuğuma kurulmuş elimde olan kasedeki kuruyemişleri ağzıma atıyordum. Sebastian'dan ayrılışımın üzerinden bir hafta geçmişti. Beni hiç aramamış veya mesaj atmamıştı. Haklıydı tabi, böyle bir şeyi telefonda konuşamazdık.

"Loki, beni tırmalar mısın?"

Ayak ucuma kıvrılmış olan kedim bayık bakışlarla başını kaldırdı.

"Gerçekten diyorum. Bir cezalandırmayı hakediyorum."

Başımı arkama yasladığımda uyku yavaşça bastırıyordu.

"Ne yaptım ben?"

"Ne yaptım ben?"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
I Need You | sebastian stanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin