One Hundred Sixty Two

368 37 44
                                    

"Mel."

"Efendim?"

Ona döndüğümde elini yüzümde dolaştırdı. Bunu ateşimi kontrol ederken yapardı ama gerek yoktu ki, hastalığımı atlatalı yaklaşık bir hafta olmuştu.

"Bir sorun mu var Seb?"

"Rengin solgun gibi."

"Benim bir şeyim yok. Sadece biraz halsizim."

"Sabah da böyleydin."

"Endişelenme. Dinlenirsem geçecektir eminim. Çay yapacağım. İster misin?"

"Olur."

Mutfağa gidip demliğe su koydum ve çayı almak üzere üst dolaba uzanıyordum ki bir anda başım döndü. Tezgâhın kenarına tutundum ve geçmesini bekledim. Ama şiddetle arttığında elim gevşedi ve kendimi yerde buldum. Gözlerim kararmıştı. Son hissettiğim şey Sebastian'ın kollarıydı.

~~

Gözlerimi araladığımda arabadaydım. Sebastian çatık kaşlarıyla arabayı hastanenin girişine doğru sürüyordu.

"Seb.."

Bana bir anlığına baktı ve yutkundu. Sonrasında arabadan indi ve kapımı açıp beni kucakladı.

"Sebastian.."

Elimle kıyafetini sıktım.

"Geri dönelim.."

"Merak etme. İkiniz de iyi olacaksınız."

"Seb hayır..Onu alacaklar.."

"Şş sorun yok. Sorun yok."

Bizi gören görevlilerin getirdiği sedyeye beni yatırdığında elini bırakmamak için direndim.

"Sebastian!.."

Endişeli yüzü gözlerimde bulanıklaştığında elini bırakmak zorunda kaldım ve güç bela aldığım nefeslerle tekrar konuştum.

"Kan gördüm."

"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
I Need You | sebastian stanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin