O sırada Ecel karşısında belirdi. Ethem'e saldırıp, onu parçalarına ayırmak istiyordu ama kendi özüne engel olamıyordu. Bir ortak tarafından, sebepsiz yere gelen ölüme karşı koyması imkansızdı. Hissettiği enerji başını döndürüyordu ama bunun neye yol açacağını çok iyi biliyordu. İçinden bir his, onlardan en başında kurtulması gerektiğini sürekli söylemişti. Bir yolunu bulup hepsini yok etmeliydi ama yapmamıştı. Önceliğini asıl sonu olarak gördüğü bebeği yok etmeye vermişti ama yanılmıştı. Karşı koyamadığı ölüm, kısa süre sonra ona da gelecekti. Yıllardır kaçtığı, bütünleştiğini düşündüğü o sonsuzluk öyküsüne kendisi de ayak basacaktı.
Nasıl olacağını bile biliyordu. Daha önce kendisi de yapmıştı. Zamanla her şeyi unutmuştu ama artık her ayrıntı hatırındaydı. Aslında kim olduğu, insanların söylemeye korktuğu o ismin sahibini çok iyi hatırlıyordu. Neler yaptığını da... Kimi, nasıl, neden öldürdüğünü de... Her şeyi!..
Geçmişine dair hatırladığı ilk şey oydu. İlk ölüm... Biliyordu ama karşı koyamıyordu. Ethem denen polis, yavaş adımlarla ona yaklaşıyordu. Yüzündeki zafer kazanmış edayı bile rahatça görebiliyordu Ecel ama yine de kıpırdayamıyordu. Ethem arkasına geçip ellerini onun boynunda birleştirdiğinde, Şenol'dan yayılan ölüm enerjisini son damlasına kadar emmeye çalışıyordu. Buna karşı koyması imkansızdı.
Ethem, parmakları neredeyse birbirine kenetlenecek kadar ellerini Ecel'in boynuna sımsıkı yerleştirmişti. Onu yok edebileceğini biliyordu. Aras ve Burçak'ı gördüğü andan beri kullanmamaya çalıştığı güçler, artık sorgusuz sualsizce benliğinde akıyordu. İçinde kıpırdanan güç ona her şeyi gösteriyordu. Kasları kendi kendine hareket ediyordu ve Ethem, ona ne yapacağı ya da yapmayacağı konusunda en ufak bir engel bile koymuyordu.
Ecel'in boynundaki elleri, Aras'tan gelip onun içinden geçen gücün tamamını emdi ve ardından parmakları kasılmaya başladı. Güç ortaya çıkıyordu. Ethem'i geçiyor, ona yol gösteriyordu. Ecel'i yok etmelilerdi. Yepyeni bir bedene bağlanabilmek için, ondan sonsuza kadar kurtulmaları gerekiyordu ama olmuyordu. Ne kadar uğraşsa da parmaklar tamamen kapanamıyordu.
Ecel kurbanlık bir hayvan gibi çaresizce bekliyordu. Tüm bedeni uyuşmuş gibiydi. Canlı ya da çürümüş hiçbir uzvunu kıpırdatamıyordu. Güç onu terketmeye çalışıyordu ama Aras buna izin vermiyordu. Kozanın içindeyken onlara ihtiyacı vardı. Oğlunu durdurmalıydı. Burçak'ı öldürmemesi için, onu beklemeye ikna etmek zorundaydı. Bunu yapabilmek için de Ecel'in de artık ortak olduğu o güçlere ihtiyacı vardı. Ethem hepsini kendisine doğru çekmişti ama tamamen kontrol altına alamamıştı. Aras ve Burçak kozanın içindeyken de bunu kolay kolay yapamayacaktı.
Ethem'in elleri arasında can çekişirken, eski hayatını düşünüyordu Ecel. O köyün muhtarıydı bir zamanlar. Yaşadıkları yer ilçe olmadan önce, gerçekten bir köyken, oradaki en önemli insandı. Termal tesisinde kimlerin çalışacağında ya da köye yapılacak en ufak hizmette ona danışılıyordu. Aldığı rüşvetler, görmezden geldiği usulsüzlükler sayesinde cebine giren paranın haddi hesabı yoktu. Köyün en zengini olmuştu ama yaşayacak bir hayatı kalmamıştı. Berbat bir kadından kaptığı berbat bir hastalık yüzünden yavaşça ölmeye mahkumdu. Köyde hastalığını kimse bilmiyordu ama o, günden güne eriyordu. İşte tam o günlerde karşılaşmıştı Cem ile. Köye gelişi de, orada geçirdiği zamanlar da çok garipti bu genç adamın. Herkesi sorguya çekiyordu ve karşısına kim çıkarsa çıksın korkmuyordu. Ayla'ya da kanat germişti ve o yüzden çıkan kavga da, kendisi de dahil bir çok kişiyi haşata çevirmişti.
"Şişşşşşt!" Ethem zihninde yankılanan seslere daha fazla katlanamadı ve Ecel'in çürümüş kulağını ısırarak kopardı. "Senin zavallı hayatını dinlemek zorunda değilim ben!" Kendisine engel olamayarak kahkaha atmaya başladı. Günlerdir korktukları o adam, ellerinin arasındaydı ve ölmeden önce tüm hayatını düşünerek günah çıkartmaya kalkıyordu.
Ecel gülmek istedi ama boğazını sıkan eller yüzünden, gırtlağından hiç hava çıkmadı. Bunca zamandır onun neyi beklediğini anlayamıyordu. Kendisi çok daha kısa sürede başarmıştı bunu. Sevim ve Bahattin'i öldürdükten hemen sonra karşısında beliren adamın boynuna parmaklarını geçirmişti ve gözlerini kapatıp her şeyi güce bırakmıştı.
Ethem gülümsedi. "Teşekkürler." dedi ve gözlerini kapadı. Ne yapması gerektiğini anlamıştı. Bir saniyeliğine Aras'ın gözlerini karşısında gördü ama aniden o gözler kayboldu ve yerini Ömür'ünkiler aldı.
"HOŞ GELDİN!"
Gözler kendisiyle konuşmuştu. Gülümseyerek Ethem'e bakıyorlardı ve onun ihtiyaç duyduğu gücü parmaklarına veriyorlardı. Ethem tüm gücüyle sıktı Ecel'in boğazını. Her saniye daha güçlendi ve her saniye daha fazla gücü uyguladı avuçları arasındaki boyuna. Gözlerini açtı ve mosmor olmuş bir başla karşılaştı. Ecel hâlâ Şenol'dan yayılan ölüm enerjisini kendisine çekerken, Ethem onu nefessiz bırakacak kadar çok sıkmıştı boğazını.
"KOPAR!"
Ethem kulaklarında çınlayan sesle gözlerini tekrar kapadı ve aniden yüzünde bir sıcaklık hissetti. Gözlerini açtığında elleri serbestti. İkisi de kana bulanmıştı ve Ecel'in başı bedeninden ayrılmış, yerde duruyordu. Ethem kan ile kaplı yüzünü çevirerek etrafa baktı. Ayaklarının ucundaki başsız beden hızla toprağa dönüşürken, onun ellerindeki ve yüzündeki kan da yavaşça derisinden emilmeye başladı.
Hissettiklerine inanamıyordu. Sanki tüm dünya yanı başındaydı. Yaşayan ne kadar varlık varsa yanı başındaymış hissi veriyordu ve onların damarlarından akan kan dahil her şeylerini rahatlıkla duyabiliyordu. Yerin metrelerce altındaki böcek, gökyüzünde uçan kuş... Canlı her mahluku hissedebiliyordu. Gözlerini kapadığı anda, istediği her yerde olabiliyordu. Dünyanın her tarafındaki parlak enerjileri seçebiliyordu. Onları söndürmek, kendi benliğine katmak istiyordu ama bunu yapabilmesi için bir işaret, ona kapıyı açacak büyülü bir söz gerekiyordu.
"Ethem." diye fısıldadı kendi kendine ve o isme dair ne varsa, her şeyi o saniyede unuttu. O artık ölümdü. Onun adını anan herhangi bir canlı için anında gelecek bir eceldi...
Ecel!
———————————————————
30.09.23.
Ya bir şey diyeceğim. Ben aslında bunu tahmin edenler olmuştur diye bu bölümden bahsetmek istemiştim önceki bölümün bıdıbıdı kısmında.
Hahahah! Resmen spoiler verdim sayılır. Umarım anlamayanlar da anlamamıştır. :) Yeni Ecel'imiz Ethem Komiser arkadaşlar. Vatana millete hayırlı olsun. Kendisi Ömür ile de psişik olarak bağlı... Oooooh! Dadından yenmez artık. Aras da kozalarda saklansın ancak!
Muhtar emmi de ne iğrenç bir insanmış yav. Ecel olmadan önce de rezilmiş resmen. Gerçi bizim Ethem'in bilinç altından çıkan karakterler de onun hakkında pek iyi şeyler söylememişti. Bu Eceller hep böyle sütü bozuklardan oluyor anlaşılan.
Neyse...
Bu son iki bölümün taslağını aylar önce yazmıştım. Sonunda gelebildim buraya kadar. Devamında ne olacağına dair hiçbir fikrim yok ama finale az kaldı bence. Zaten adam kalmadı yazacak. Ayhancık da ölmese bari. Zaten gözleri de görmüyor.
Neyse ben sesli düşünmeye başladım. Bunun sonu iyi değil.
Kendinize iyi bakın.
Ecel olmaya falan da özenmeyin. Her yeri çürüdü adamın bakın. HER YERİ! Anladınız siz! :D
Kaçtım ben.
-Arman-
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cem'in Oğlu
Mystery / ThrillerKimsenin bilmediği bir tarihte Artık köy olmayan bir ilçede Kimsenin hatırlamadığı bir adam öldü. Yıllar sonra ise oğlu geri döndü. İntikam ya da hesap sormak değildi isteği. Tek bir dileği vardı; Öğrenmek... Babası kimdi? Nasıl biriydi? Ve onu öldü...
