Arkadaşlar koşun ben geldim!!
Hande
Saatlerdir oturuyorduk. Hiçbirinin gitmek gibi bir niyeti yoktu. Siz yeni barıştınız özlemişsinizdir birbirinizi diyen yoktu. İşin garip yanı benim sevgilim de bu durumdan rahatsız değildi. Biz pastaları kesip oturduktan yarım saat sonra gelen Yasemin'in yanında, omzuna yaslanmış karşısındaki Elif, Deniz ve İlkin'le konuşuyordu. Keyfi gayet yerindeydi.
Deniz ve İlkin demişken, iyi anlaştı gibi bunlar. Bir ışık görüyorum ama hadi hayırlısı. Yanımdaki Ebrar'ın kolumu dürtmesiyle ona döndüm. Bıkkın bir şekilde ne var der gibi bakıyordum ona.
Ebrar: Hayırdır inşallah
Hande: Ebrar hiç gitmeyecek misiniz?
Ebrar: Nasıl yani?
Hande: İşte bundan sonra diyorum, hiç mi gitmeyeceksiniz? Burda bizimle mi yaşayacaksınız?
Ebrar neden bahsettiğimi birkaç saniye sonra anlamış ve gülmeye başlamıştı. Çok zeki.
Hande: Ebrar ne olur götür herkesi. İsterseniz yarın yine gelin ama gidin şimdi Ebrar. Lütfen Ebrar. Yalvarıyorum bir şey yap Ebrar
Ebrar: Sürün Hande. Çok eğleniyoruz hepimiz gitmeyeceğim hiçbir yere. Bayıl karının özleminden, banane. Sen boş boş otururken yapman gerekeni yapmaya gidiyorum ben.
Ebrar konuştukça başımdan ağrı girmişti. Parmağımı sertçe şakağıma bastırıp benim yapmam gereken neyi yapıyormuş diye Ebrar'ı izlemeye başladım. Çalan şarkıya uygun bir şekilde dans ederek kalkıp az önce içeri geçen Yasemin'in kalktığı yere oturdu. Lan. Meris. Meris'in yanına oturdu. Ben niye kaldım burda? Ben içimden acaba basiretim mi bağlandı bugün diye düşünürken Ebrar bana Meris'in arkasından dil çıkartmıştı. Dudaklarımı kıpırdatarak ona ettiğim küfrün farkındaydı, gülmesinden anlamıştım.
Hadi Ebrar hep böyleydi. Benim sevgilime ne oluyordu? Normalde yanımdan bir saniye ayrılmazdı ama şimdi neredeyse bir saattir orada oturuyordu ve halinden gayet memnundu. Birkaç kere bana dönüp göz kırpmıştı sadece. Başımı ovmayı bırakıp önümdeki bardağı kafama diktim. Madem o gelmiyordu ben onun yanına giderdim.
Kalkıp Meris'in yanına gitmiştim. Beni gördüğü anda kolunu açmış ve sandalyesinin koluna oturarak ona yaslanmama yardım etmişti. Uzanıp saçlarından öperken dönen muhabbeti dinlemeye başladım.
İlkin: Nasıl yani? Şimdi senin ne kadardır sevgilin yok?
Deniz: İnan saymayı bıraktım. Kadrolu yalnızım, emeklilik bekliyorum.
İlkin: Ama Meris birkaç kere senin birileriyle olduğunu söylemişti biz sizi dinlemeye geldiğimiz zamanlarda. Çıkarken o biriyle diyordu hep.
Deniz, Meris'e öldürecek gibi bakarken Meris'in keyfi yerindeydi. Deniz sohbeti bayağı koyulaştırmış diye düşündüm içimden. Umarım mutlu olurlardı, birlikte ya da ayrı ama mutlu. Tam o anda Meris'in İlkin'e gülerek verdiği cevapla şoka girmiştim.
Meris: Ne demiş şair, yatağımıza giren kadınlar hayatımıza giremez hacım
Deniz ve Meris gülerken kızların gözünün beni bulduğunu üzerimde hissettiğim bakışlardan anlamıştım. Az önce benimle dalga geçen Ebrar bile gerilmişti. Tamam sevgilimin geçmişini biliyordum, benden hiçbir şey saklamamıştı ama devamlı bunu bir şekilde bana hatırlatmasından hoşlanmıyordum. Gerilmeye gerek yok diye düşündüm ve parmağımla hafifçe Meris'in kafasına vurdum birkaç kez.
Hande: Ben de burdayım bebeğim. Ben, sevgilin.
Meris: Şarkı sözü sevgilim ya, Deniz'le çok dalgasını geçiyorduk önceden o yüzden söyledim. Hem iyi ki burdasın sen
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şans
FanfictionHande Baladın fan kurgudur. Hande takımdan kimseyle shiplenmeyecek, hatta takım ve kamp konusu doğru düzgün işlenmeyecektir. Canım sıkıldığı için yazıyorum.
