Bölüm yazacağım diye senem uzayacak neredeyse. Neyse. İyi okumalarrr yorumlarınızı bekliyorum
Meris
Hande: Sevgilim şunu uzatır mısın?
Meris: Uzatmaz mıyım bebeğim benim otur sen zorlama kendini
Bardağını verip alnından öpüp geri oturmuştum. Konuşamamıştım. Elif'e o gece konuşacağımı söylediğimde beni durdurmuştu. İstediğin bu değil miydi benimle dalga mı geçiyorsun diye ona çıkıştığım anda 2 gün sonra maçları olduğunu ve Hande'yi dağıtmamamız gerektiğini söylemişti. Bütün cesaretimi toplamıştım ama olmamıştı işte.
Hande'nin maçını izlemeye gitmiştik. Her şey çok iyiydi, Hande çok iyiydi ama bir anda her şey terse döndü ve sevgilim gözümün önünde sakatlandı. Elimden gelse sahaya atlayacaktım o an. O omzunu tutup yerde acıyla bağırırken son zamanlarda en çok yaptığım şeyi yapmak gelmişti yine elimden, ağlamak. Kontrollerinden sonra ciddi bir şey olmadığını ama 4 - 5 gün omzunu zorlamaması gerektiğini söylemişti kulübünün doktoru. 2 gündür evdeydik. Gün geçtikçe azalan cesaretim ve ben Hande'nin biraz daha iyileşmesini bekliyorduk. Bir şeylerden şüphelendiğini fark etmiştim. Elif'le olan gerginliklerimiz konusunda birkaç kere ağzımdan laf almaya çalışmıştı. Elif'e de aynı şeyi yaptığını İlkin'den biliyordum. Yan dönmüş zorla koltuğa uzamasını sağladığım sevgilimi izliyordum şimdi. Hiç bozulsun istemiyordum bu hallerimiz.
Hande: Bebeğim bana şöyle bakmayı keser misin? Omzum kopmadı sadece biraz ağrıyor.
Meris: Hande düzgün konuş ya Allah korusun. Benim aklım çıktı senin haberin yok tabi
Hande: Nasıl haberim olmayacak Meris? Kulüp doktorunun beni tedavi ettiği odaya daldın ağlayarak, nasıl haberim olmayabilir ki?
Meris: Sen öyle bağırınca içim gitti Hande, ne yapsaydım? Çok ağrın var mı?
Hande: Tamam bitanem tamam haklısın, çok değil biraz var o da öpersen geçermiş belki?
İşte yine zorlandığım bir an, yine şansını deniyor. Onunla konuşmadan ona dokunamam ki. Gülümseyerek kalkıp omzundan öptüm birkaç kere üst üste.
Meris: Uslu dur ve beni bekle, omzuna buz koyalım biraz. Ayrıca o bitki çayını da iç
Hande: Hayatım grip değilim omzum ağrıyor ya
Meris: Susacaksın Hande
Buzdolabından aldığım buzu omzuna koyduğumda kapı çaldı. Deniz'im gelmiş. Dün Hande'nin ağrısı olur dinlensin deyip uğramamıştı ama bugün ziyaret etmek istemiş yengesini.
Hande: Hoşgeldin Deniz
Meris: Hoşbuldum yenge, nasılsın?
Hande: Şu arkadaşın bana yatalak hasta muamelesi yapmasa çok daha iyi olacağım
Deniz: İyileş diye işte, bak ben de mandalina ve portakal getirdim sana
Hande: Sizin kafanız gerçekten aynı çalışıyor
Hande gülerken ben hala yanında omzundaki buzu tutuyordum. Öyle durur bırak demişti kaç kere ama bırakmıyordum. Zaten yanından da ayrılmak istemiyordum. Konuştuğumuz gece ona dünyam artık senin etrafında dönmeyecek gibi şeyler söylemiş olsam da bu tabiki böyle olamıyordu. Hande benim her şeyimdi. Bir an önce iyi olsun istiyordum, bir yandan da iyileşir iyileşmez onunla konuşmak zorunda olmaktan nefret ediyordum.
Hande ve Deniz'in konuştukları konu bittiğinde Deniz bana dönüp sigara içmeye çıkalım demişti. Hande'ye yattığı yerden kalkıp kendini zorlamaması için binbir kere uyarıp çıkmıştım Deniz'in peşinden.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şans
FanficHande Baladın fan kurgudur. Hande takımdan kimseyle shiplenmeyecek, hatta takım ve kamp konusu doğru düzgün işlenmeyecektir. Canım sıkıldığı için yazıyorum.
