Arkadaşlara Meris'e babanızı öldürmüş gibi davranmayın Allah aşkına içim acıyor kızıma. 2-3 gün yazmam gereken başka şeyler olduğu için bölüm gelmeyebilir ama en geç 26'sı diyelim.
Ben bu kadar yazmaya başlamışken siz de yorum yazarsınız dimi? Çünkü lütfen yazın
Meris
Hande'yle konuştuktan yaklaşık 1 saat sonra çıkabilmiştim Deniz'in evinden. Hande'yle nasıl böyle konuşabiliyorsun diye delirmişti Elif. İkna edemedim benim için de ne kadar zor olduğuna. Ben çok seviyorum dedikçe daha da sinirlendi. Suçluydum tamam biliyordum ama bu kadarını da hak etmiş miydim, ondan emin değildim. İlkin anlamıştı beni, çok daha sakin ve ılımlıydı. İkimiz de üzülelim istemiyordu. Elif'i de yumuşatmıştı biraz. Ben zaten bir süre sonra derdimi anlatmayı bırakıp Elif'in söylediği bazı şeyler yüzünden ağlamaya başlamıştım yeniden. Tutamıyordum kendimi hiçbir şekilde. İlkin kıyamadı sanırım halime, Elif'in dilinden en iyi o anlıyordu ve girdi araya. Bir hafta demişti Elif. Başta hemen söyle demişti ama yapamayacağımı söyledim ona. Sanırım o da Hande'nin tepkisini kestiremediği için korkmuştu. Biraz daha zaman verdi bana, bir hafta sonra sen söylememiş olursan ben konuşurum Meris dedi, çıktı gitti.
Eve geldiğimde bitmiştim. Hem ruhen hem bedenen tükenmiştim. Ben böyle bir hata yapmazdım, herkes yapardı ben yapmazdım. Sırf bu yüzden bile daha çok gelinecekti üstüme, biliyorum. Odaya girdiğimde uyuyan Hande'yi izledim biraz. Gelince sarılır öperim seni demiştim, yapamadım. Ona dokunmadan yanına uzanıp onu izlemeye başladım. Bir yandan da düşünüyordum, ne tepki vereceğini ben de hayal edemiyordum. O şekilde kaç saat geçti bilmiyorum ama güneş tamamen doğmuşken bile bir yol bulamamıştım, daha fazla direnemeyip kapandı göz kapaklarım.
Hande
Yavaşça açtım gözlerimi. Meris'siz uyumuştum ve gece gelişini de duymamıştım. Yanımda uyuyan sevgilime döndüğümde yüzüme bir gülümseme yayıldı hemen. Saçlarımın hemen üzerine uzattığı elini fark ettim kolunun üzerine yattığını görünce, yine beni severken uyuyakalmış. Meris'ten önce uyanmam garip gelmişti. Sevgilime biraz yaklaşıp sarılıp boynundan öpmüştüm, aşırı alkol ve sigara kokuyordu yine. Benim yüzümden bu kadar içmeye başlamıştı ve bu beni hala çok üzüyordu. Kalkıp saçlarından da öptüğümde başının altındaki kolunu çekerek daha rahat olacağını düşündüğüm bir şekilde uyumaya devam etmişti. Üzerini örtüp duşa girdim. Şu an eskisi gibi değildik belki ama hepsi geçecekti, Meris bana dayanamazdı biliyordum.
Kahvaltı hazırladıktan sonra saatin 11'e geldiğini fark ettim. Yorgundu herhalde Meris, gerçi kaçta uyuduğunu da bilmiyordum. Biraz daha beklemeye karar verip kendime bir kahve yaptım ve telefonumu elime aldım. Elif'ten gelen mesaj dikkatimi çekmişti. Sabahın köründe ne olmuş olabilir ki diye düşünerek mesaja girdim.
Elif: Hande günaydın, bu akşam dışarı çıkalım mı kafa dağıtırız biraz?
Hande: Günaydın ufaklık, sevgilimle yeni barıştım ben farkında mısınız acaba? Hep beraber gidebiliriz, Meris'le geliriz biz de.
Elif: İyi o da gelsin.
Elif: İlkin'le Saliha'ya da söylerim ben, Simge ablaya da söyle
Elif: Deniz'i falan da çağır istersen
"İyi o da gelsin" mi? Elif dünden beri garip davranıyordu. Meris'e fazla dik bakıyor ve pek muhabbet etmiyordu. Oysa beraber yaptığımız tatilden sonra araları çok iyiydi. Bunu her ne için yapıyorsa yapmasını istemiyordum, bizim aramızda olan sorunlar yüzünden Meris'e böyle davranılmasını istemiyordum. Elif'e tamam Meris'le konuşunca haber veririm deyip kahvem bitene kadar sosyal medyada dolaşmıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şans
FanfictionHande Baladın fan kurgudur. Hande takımdan kimseyle shiplenmeyecek, hatta takım ve kamp konusu doğru düzgün işlenmeyecektir. Canım sıkıldığı için yazıyorum.
